18 Ekim 2010 Pazartesi

Avrasya Maratonu

Oysa yarış ne iddalı başlamıştı!
Pazar günü projem, sporcu-sportmen dostum Adil ile birlikte Avrasya Maratonu'nda 8 km koşmaktı. Daha önce Nike'ın düzenlediği "Human Race" etkinliğinde 10 km koştuğumuz için, antremansız olsak bile 8 kmyi rahat bitiririz diye düşündük.

Refüjde ısınma anları
Human Race harika bir organizasyondu. Ulaşım sorunu hiç yoktu (bedava vapurlarla müzik eşliğinde karşı tarafa geçmiştik). Organizasyona herkes koşmak için gelmişti. Ve yarış boyunca parkurda sunulan hizmetler eksiksizdi (en azından her kilometrede su büfeleri vardı ve yarışın sonuna yiyecek bölümü kurulmuştu). Ayrıca yarışın bittiği "Kuruçeşme Arena"da Kenan Doğulu konser vermişti.

Sporsever İstanbullular ailece maratonda
Avrasya Maratonu en başta ulaşım çilesiyle başladı. Saat altı buçukta kalkıp Taksim Meydanı'nda metrelerce uzunluktaki otobüs kuyruğunda bekledikten sonra ayakta sıkış tepiş Altunizade yolunu tuttuk. Orada refüjlerde duran insanlarla beraber yarım saat Kadir Topbaş'ın İstanbul dersini dinledik (her zamanki köprünün Avrupa'yı-Asya'ya bağlaması meselesi. Çok sıkıldık artık).

Köprüde piknik
Daha sonra icraatlarını bir bir anlatıp, silahını patlatarak yarışa start verdi. Ama şokk! Kimse koşmuyordu. Kimi çekirdek çıtlatıyor, kimi resim çekiyor, kimi yarışa getirdiği 1 yaşındaki çocuğunu gezdiriyordu. İlk 1 km koşmayı denedik. Ama yarışa katılan 200.000 insanın hemen hemen hepsi yürüdüğü için aralarından sıyrılmayı başaramadık.


Köprü üstünde yerde piknik yapan insanlar, koşu parkurunu tam dikine kesecek şekilde pankart açan ne istedikleri belirsiz eylemciler, "Pitbull'a kalkan eller kırılsın" gibi ucuz sloganlar atan mahalle delikanlıları bizi zigzag çizerek koşmaya zorladı. Sonunda gücümüze gitti ve biz de başladık boğaz köprüsünde fotolarımızı çekmeye. Hava şahaneydi ve manzaramız eşsizdi, bozulan ağzımızın tadını kaçırmadan yolumuza devam ettik.

Parkurun dikine açılan pankart!
(Fiyapı) İnönü Stadı'nda finiş çizgisine vardığımızda haketmediğimiz madalyaları (diğer insanlar gibi) ve tişörtleri almak için sıraya girdik. Sanki bedava yemek kuyruğundaymış gibi itiş kakışın içinde hediyelerimizi güç bela kaptık ve bir daha yarışa katılmamaya tövbe ettik.

Halk ozanlarımız da maratondaydı
Hangi yöne?

4 yorum :

  1. http://cukurcumatimes.blogspot.com/2010/10/avrasya-maratonu.html

    grubumuz

    YanıtlaSil
  2. çok güzel bir organizasyondu. umarım artarak sürer..

    YanıtlaSil
  3. ya bence köprüden yürüyerek geçmek ve fotoğraf çekebilmek için bile değermiş çektiğiniz çilelere. hava şahaneydi, manzarayı tahmin edemiyorum ne kadar güzeldir.

    YanıtlaSil
  4. :)) zaten köprüden de geçemesek kimse beni pazar sabahı 6 buçukta kaldıramazdı. hava şahaneydi şansımıza.en azından yürüyüş oldu.

    YanıtlaSil