14 Aralık 2010 Salı

Hayal-Et Yapılar


Taksim'deki Topçu Kışlası yıkılıp yerini Gezi Parkı almasaydı, Taksim Meydanı nasıl bir yere dönüşecekti? Peki, Ayasofya'nın doğusunda 19. yüzyılda inşa edilen dev cüsseli Darülfünun binası yanmasaydı bugün nasıl bir etki bırakacaktı? Böyle bir binanın bugün aynı yerde yapılması kuşkusuz sert tartışmalara sebep olurdu. Ya da ironik olarak bir başka yıkım sonucu, Atatürk Bulvarı yıkımları sırasında ortaya çıkarılan ve Ayasofya ile yaşıt Polyeuktos Kilisesi günümüze kadar ulaşsaydı...?

Galata surları

Günümüzde var olmayan fakat İstanbul'a damgasını vurmuş 12 yapının, bilgisayar ortamında canlandırılarak "bu yıkımlar olmasaydı şu anda ne durumda olurdu?" sorusuna cevap vermek için hazırlanmış bu sergi, 23 Aralık tarihine kadar Taksim Cumhuriyet Sergi Salonu'nda. Sergi fikir olarak çok iyi, hatta fikri ilk duyduğumda inanılmaz heyecanlanmıştım.


Taksim Kışlası

Fakat uygulama için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Kapsamlı bir tarih ve modelleme çalışması sonucu oluşturulan eserler sadece duvara yapıştırılan fotoğraflarla sergilenmiş. Aynı tarihlerde, Tophane binasında sergilenen "Mimar Sinan Palladio'yu ağırlıyor" sergisinde Palladio'nun eserleri (hatta yapılamamış ve sadece tasarı halinde olanları bile) maketlerle uygulamaya dökülmüş. Hayal-Et Yapılar sergisinde ise en ufak maket veya görsel bir video göremiyoruz.

Ayestefanos Anıtı

Serginin ana yöntemi, yıkılmış olan yapıların şimdiki kent dinamiklerinde nasıl kullanılacağını sorgulamak. Her tarihi yapıyla ilgili (genellikle) üç proje öne sürülüp, sonuçlarına dair tahminlerde bulunulmuş. Mesela hemen hemen hepsi yol yapımı yüzünden yıkılmış Direklerarası'na getirilen çözümlere bakalım.

oryantalist kent

1.Oryantalist kent: Osmanlı'ya ait yapılar günümüzde genellikle yapılış amaçlarına tamamen ters işlevlerde kullanılıyor. Bir şekilde turistik bölgeyse, tursitler için yaratılan kurgusal imaja uygun fesli, yelekli satıcıların oryantal İstanbul'u arayan turistlere ucuz halılar ve gülünç takkeler sattığı dükkanlara dönüşüyor. Direklerarası yıkılmayıp günümüze gelseydi o da oryantalist İstanbul imajına arka fon olur muydu?

boş zamanların kenti

2.Boş zamanların kenti: 20. yüzyılın başlarında İstanbullular'ın başlıca eğlenceleri tiyatrolar, kantolar, operetler ve orta oyunu iken sinemanın popülerleşmesi ile mekanlar birer sinema salonuna dönüşmüştür. Bir zamanlar şehrin en kalabalık eğlence mekanı olan Direklerarası'nın yıkılmasiyla birlikte İstanbul eğlenceleri Beyoğlu'nda gelişmeye ve değişmeye devam etmiştir. Peki Direklerarası yıkılmayıp Beyoğlu'ndaki dinamik eğlence anlayışına rakip olabilir miydi?

kolektif hatıraların kenti

3.Kolektif hatıraların kenti: Batıda çağdaş tiyatro mimarisi seyirciyi daha fazla içine alan, daha farklı sahnelemelere imkan veren mekan arayışlarına koyuldu. Bunun sonucunda günümüzde tiyatro sokaklara, garajlara ve apartman dairelerine kadar girdi. Türkiye'de ise tersi bir durum söz konusu. Tiyatronun başlangıç noktalarından sayılan Direklerarası'nda tiyatro sahnelemek için gerekli şey "iki kalas bir heves" idi. Batılı anlamda tiyatro sahneleri ise daha çok Beyoğlu bölgesine yayılmıştır. Direklerarası yıkılmadan bir bütün olarak gelebilseydi, sahnelerini tekrar sanatçılar, sokaklarını da dünyanın her yerinden gelen tiyatro meraklıları doldurur muydu?


Serginin sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

4 yorum :

  1. 12 yapı Antiochos Sarayı, Polyeuktos Kilisesi, Galata Surları, Çandarlı Hamamı, İncili Köşk, Direklerarası, Sadabad Sarayı, Taksim Kışlası, Eski Çırağan Sarayı, Darülfünun binası, Ayastefanos Anıtı ve Levent İlaç Fabrikası’ndan oluşuyor

    YanıtlaSil
  2. Ayastefos Rus abidesi yıkılmayaydı...

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. lan ne demek yıkılmayaydı? rus işgalinin türk ün bağrına sapladıgı bir hancer olan bu anıt elbette yıkılacaktı, idraksizler.

    YanıtlaSil