30 Eylül 2010 Perşembe

Michael Douglas

Tekrar "Açgözlülük iyidir" diyor Gordon Gekko. Ama bu sefer "Is greed good" adlı kitabını satmak için. Oliver Stone devam filmlerine hiçbir zaman prim vermedi, ama söz konusu film "Wall Street" olunca 2008 krizinden sonra kafasında Gordon Gekko karakterini hapisten çıkarıp, 80'lerden çok daha vahşi bir piyasaya (hatta ekonomik krizin tam ortasına) sürme fikri oluştu.

ilk filmden bir kare

"Dünya üzerinde zengini oynayan en iyi aktör" Michael Douglas, bu karakteri ile birçok filme referans oldu (Amerikan Sapığı, 25. Saat...) hatta Güney Doğu Asya'da bulunan Gecko türü kertenkeleye ait bir alt türe "gordongekkoi" adı bile verildi. Popüler kültür ikonu hale gelen karakter, Amerika'da ve dünyada yuppielerin tanrısı haline geldi. Film broker toplantılarında motivasyon aracı olarak defalarca şirketler tarafından gösterildi.


"Dünya üzerinde takım elbisenin en çok yakıştığı aktör" Michael Douglas'a birkaç ay önce "ileri derecede gırtlak kanseri" teşhisi kondu. 65 yaşındaki aktör halen radyoterapi ve kemoterapi tedavisi görüyor. Tedaviler olumlu sonuçlanana kadar sinemaya ara verdiğini açıklayan aktörün bu "son büyük performasını" izlemek için sinemaya gitmeye değer.

yeni filmin setinden

29 Eylül 2010 Çarşamba

A Quick Beer Guide In Finland

Despite vodka is a "national drink" to Finns, there is a strong tradition of beer in Finland, dating back to the middle ages. Finland is standing 9th in per capita consumption of beer. Here I tried to list the mainstream brands in Finland.

KOFF: The oldest but not the best. Despite it has been in production since 1813, I do not favor the "sweet" taste. The only advantage is it is very cost effective (perhaps the cheapest beer in Finland).


KARJALA: I found nothing special about Karjala however its name (Karelia, a lost region to Soviet Union after the World War II) recalls some historical sympathy among the old.



KARHU: The most popular beer in Finland. It tastes better than Koff and Karjala but usually expensive. Karhu means "bear" in Finnish, which makes the drink more mascular.
LAPIN KULTA: Gold of Lapland, is considered one of the best beers in Finland (not by everyone, for sure) and I agree. It is almost as cheap as Koff. Having a light taste and a proper price, Lapin Kulta is one of my favourites.


OLVI: One of the lightest beers in Finland. Less popular but sometimes good offers can be found in supermarkets and pubs. Better than Koff and Karjala but below average (My Finnish friend Mikko thinks Olvi deserves a better treatment).


SANDELS: Having Swedish origin (name comes from a Swedish general) makes it the "elite beer" in Finland. Rather expensive and less common.


Not satisfied? : Try independent breweries in Suomenlinna or take a ferry to Estonia!

Sokaktan

Hafta sonu makinamızı alıp Beyoğlu'nda sokak gündemini takip edelim dedik. İyi de yapmışız. Çünkü sokaktan eski  yeni birçok veri toplama şansımız oldu. İlk başta Garajistanbul civarına uğradık. Orada çok enteresan "duvar işlemeleri" olabiliyor. Daha önce Garaj'da gösterilecek olan "Cihangir Insomnia" adlı oyunun afişini görmüştüm ve çok beğenmiştim.


Oyuna gitmememe rağmen gişeye gidip afişini istedim (Yüzsüzlük). Adam da elinde olmadığını ama duvara yapıştırılmışlardan bir tanesini verebileceğini söyledi. Ben de tabi ki aldım. Orada birkaç foto daha çektikten sonra Galata'ya yöneldik. Ana caddeden kuleye doğru inerken hostelin kafesinden bir adam İngilizce seslendi. "Afedersiniz! Elinizdeki afişi nereden aldınız?" dedi. Ben de "Garajistanbul'da veriyorlar. Ama kalmadı galiba" dedim. Adam "Ya ben o oyunun yönetmeniyim de, ben bile bulamıyorum. Yoksa duvarlardan mı söktün?" dedi gülerek. Fazla uzatmadan yolumuza devam ettik.



Dönüş yolunu Doğan Apartmanı'nın sokağından yaptık (Serdar-ı Ekrem Caddesi). Doğan Apartmanı'nın önünde ise aşağıdaki stickerı gördük. Okan Bayülgen'in silüetinin (Tam da kendi evinin önünde) bulunduğu kuaför reklamı (Mı?). Aynı reklamın üzerinde Michael Jackson olanını ise Tünel tarafında bulduk (İkisinin de sol alt kısımında H100 best known hairstyles-Meltem Balkaya yazıyor).



Not: Tarlabaşı semtinde aynı apartmanda yaşayan farklı kültürden gelen kişilerin kesişen hikayelerinin anlatıldığı Cihangir Insomnia'da. İstanbul'un gündelik hayatından objeler müzikal entrümanlar olarak kullanılıyormuş (Basın bülteni). Sokakta karşılaştığım yönetmenin ismi de Stefan Bohun'muş (Alman mı?).

Tünel-Badehane'nin karşısı

28 Eylül 2010 Salı

Ev Yapımı Limoncello

Bu yaz ev yapımı likörler yaptım. İlki limoncelloydu. Bugün tadına bakayım dedim ve şişeyi açtığım anda burnuma harika limon kabuğu kokuları geldi. Tadı ise enfesti.

likörün süzülmeden önceki hali

Limoncellonun yapılışı diğer likörlere göre çok daha basit. Şişeniz hava almıyorsa kötü olma ihtimali yok. Pazardan aldığınız 7-8 adet iri limonun kabuklarını rendeleyip (kabuğun altındaki beyaz kısımlarını rendelemeyin, tadını acılaştırıyor) şişenize koyuyorsunuz. Üzerine şişenin üçte birine gelecek şekilde alkol ilave ediyorsunuz.

likörün süzüldükten sonraki hali

Limon kabukları alkolle 15 gün dünlendikten sonra, şişelenin geri kalanını dolduracak ölçüde su ve şekeri (1 litre liköre 2 bardak şeker yeterli) tencerede kaynatıyorsunuz. Şekerli su soğuduktan sonra şişeye ekliyorsunuz. Karışım 1 ay bekledikten sonra hazır hale geliyor. Ekşiliği az gelmişse limon suyu ilave edebilirsiniz. Ayrıca kışın aynı işlemi portakalla deneyip portakal likörü de yapabilirsiniz. Afiyet olsun.

likörün bardaktaki hali

27 Eylül 2010 Pazartesi

Iron Sky

gamalı haç şeklindeki ay üssüne dikkat
Bir grup bağımsız Finlandiyalı ve Alman sinemaci, uzun yıllardır üzerinde calıştıkları bilimkurgu-komedi tarzındakı "Iron Sky" isimli yapımı hayata geçirmek üzere.


Finlandiya-Almanya-Avustralya ortak yapımı olarak planlanan filmde, 1945 yılında büyük çöküşten hemen önce aya gitmeyi başaran bir grup Nazi subayının 2018 yılına kadar ayı kolonileştirmesi ve o tarihte gerekli teknolojik gelişimi sağlayarak Nazi hakimiyetini yeniden kurmak amacıyla dünyaya dönmesi anlatılıyor.


Filmin bütçesi büyük ölçüde bu uzun soluklu projeye destek veren bağımsız yapımcılardan, fanlardan ve katılımcılardan sağlanmış. Çekimleri uzun süren bir hazırlık aşamasından sonra ekim ayında başlayacak olan filmin 2011'de gösterime girmesi planlanıyor.

Filmin fragmanı ve yapım aşamasına ilişkin bilgiler icin: http://www.ironsky.net/site/

Abici

Küçükken İtalyan bisikleti değince aklımıza tabii ki Bianchi gelirdi. "Dünyanın en iyi bisikleti" diyorlardı mahallenin abileri. Tabii o zaman "dağ bisikleti" moda olduğu için (Aslında çocuklar arasında hala moda) tırtıklı, kalın lastikli Bianchi'lerden aldırdım babama.


Ama mahallede çok popüler olan bisiklet yarışlarında hiç iyi performans göstermiyordu dağ bisikletim. İncecik  lastikli (Kız bisikleti derdik ince tekerleklilere) Beldesan, Bisan marka yerli bisikletler tur bindiriyordu "Bianchi"me. Daha sonra öğrendim "şehir bisikleti" (Dağ bisikletinin yanında ne şımarık isim) diyorlardı ismine. Çamurluğu (Küçükken çamurluklu bisiklet pek havalı gözükmezdi), aynası, zili bilimum aparatı vardı bu bisikletlerin.

Granturismo donna modeli
Yıllar sonra istanbul Bilstore mağazalarında "Abici" marka şehir bisikleti gördüm. Abici, pek çok stil sahibi dünya malı gibi İtalyan menşeli bir marka. İtalyan tasarımcılar geçmiş ve geleceğin mükemmel kombinasyonunu bu bisikletlerde yansıtmayı başarmış. Retro bir stil ile ileri teknolojiyi birleştirerek bisikletlere bir ayrıcalık kazandırmış. Abici bisikletler sayılı miktarda üretiliyor ama özel isteğe bağlı olarak Bilstore'dan sipariş verebiliyorsunuz.


                                                    

26 Eylül 2010 Pazar

Evde Yemek Serisi: Pizza

Daha önceleri evde kendi açtığım hamurlarla denediğim pizzaların hepsi dışarıda yediğimiz incecik pizzaların yanına bile yaklaşamamıştı.


Çok ince açmama rağmen fırına girdikten sonra "bir karış eni" oluyordu. Fakat bu yaz fırından aldığım ekmek hamurları sayesinde incecik pizzalar açtım. Hamur dinlenmiş olduğundan, fırına girmeden maksimum kabarma noktasına ulaşıyor.



Bu hafta 2 adet pizza yaptım. Birini patlıcanlı, dereotlu ve bol karabiberli (peynir olarak köşelerine lor peyniri, orta kısımlara mozerella koydum), diğerini ise füme hindili ve kırmızı biberli yaptım. Pizzanın sosu ise rendelenmiş domates, fesleğen, sarımsak ve karabiberden oluşuyor (klasik sos).



Patlıcanlı pizzada, patlıcanları (kalın doğranmış) az yağda kavurup üzerine mozerella peyniri döktüm. Pizzanın etrafına ise dereotu-lor karışımını serpiştirdim. Fesleğen ve azıcık zeytinyağını döküp fırına verdim. Sonuç mükemmeldi...

24 Eylül 2010 Cuma

Quirk Yayınevi

Amerikan bağımsız yayınevi olan Quirk, daha çok "Quirk Classics" serisi adı altında yayınladığı kitaplarla ününü duyurdu. Bu kitaplar, bildiğimiz klasiklerin (bilhassa Lev Tolstoy ve Jane Austen) içine steam-punk, zombi, robot gibi "saçmalıkların" eklenip deforme edilmiş hali.

,

Serinin ilk kitabı olan "Pride and Prejudice and Zombies", zombi istilası altındaki alternatif dünyada (İngiltere'de) geçiyor. Aslında zombi ayrıntısı dışında aslına uygun bir uyarlama. Kitabın çok tutmasından sonra devamı olan Pride and Prejudice and Zombies: Dawn of the Dreadfuls ve yine bir Jane Austen uyarlaması olan Sense and Sensebility and Sea Monsters piyasaya çıktı.


Yayınevi hızını alamamış olacak ki "Android Karenina" bu yılın başında piyasaya sürüldü (hatta başka yayınevleri de Mansfield Park and Mummies gibi benzer kitaplar çıkardılar). Ayrıca Lionsgate firması 2011 yılında Pride and Prejudice and.. filmini sinemaya uyarlayacaklarını, filmi David O. Russell'ın (Three Kings) yöneteceğini, başrollerde ise Nathalie Portman'ın oynayacağını belirtti. Kitapların Türkçe'ye çevirilmesini dört gözle bekliyoruz.

sırada ne var "Crime and Punisment and Predators" mu?

Tribute Posterler


"Tribute film posterleri" akımı son zamanlarda çok popüler. Daha Önce İbrahin Yusuf adlı sanatçının film posterlerini yeniden yorumlamasını görmüştük.


Bu seferki tasarımcılar ise her filmlerdeki önemli diyaloglardan ve ikonik bir sembollerden yararlanak yeni film posterleri oluşturuyorlar (bowling topu, Milleneum Falcon veya gürs). Posteleri sitesisnden sipariş edebilirsiniz.







23 Eylül 2010 Perşembe

C 215 Stencilin Elvis'i


İstanbul'da yüzlerce stencil örnekleri görüyoruz. Fakat Fransız artist C 215 'in (asıl adı Christian Guemy) çalışmalarını görünce bunların hepsi çok basit kalıyor.

İstanbul


Dünyanın dört bir yanında sergiler açan C 215, İstanbul'daki duvarları da boyamış. İşte Türkiye'den ve dünyadan birkaç "C 215" çalışması.

İstanbul

http://abduzeedo.com/stencil-master-c215  adresinden sanatçının Moskova, Londra ve Berlin dahil dünyanın dört bir yanındaki eserlerine de ulaşabilirisiniz.




+

Star Wars Propaganda Sanatı

Stalin'in Sovyetler'inde ve Nazi Almanyası'nda çok popüler olan propaganda sanatı, Palpatine'in İmparatorluğu'na uyarlanmış. İşte stumble yaparken karşımıza çıkan Star Wars propaganda posterlerinin bazıları.




22 Eylül 2010 Çarşamba

Kuzey Kore Propaganda Sanatı



Stalin'den 60 sene sonra propaganda sanatı öldü diye hayıflananlardansanız üzülmeyin. Kuzey Kore bu sanatın en çiğ örneklerini vermeye devam ediyor.




Sürekli batının Kuzey Kore ile ilgili propagandalarını görüyoruz. Bize gösterilmeyen "karşı tarafın" afişleri ise, Kuzey Kore'deki tek sanatın "aynı anda jimnastik yapan onbinlerce insan" olmadığını gösteriyor.


Sergideki onlarca güleryüzlü işçi portrelerinden biri
Ayrıca geçen ay Viyana'da Kuzey Koreli sanatçıların resim sergisi (K. Kore dışında ilk defa) açıldı. Uygulamalı Sanatlar Müzesi'ndeki sergi, yaşam şartlarının son derece kötü olduğu ülkeye dair farklı bir bakış açısı sunuyor. Tuhaf bir mutluluğun hâkim olduğu tablolarda, çalışkan işçilerin gözlerinin içi gülüyor. İyi beslenmiş çocuklar göz kamaştırıcı güneş ışığının altında kahkahalar atıyor.

Biz dünyanın en mutlu çocuklarıyız
Resimlerden birinin başlığı "Biz Dünyanın En Mutlu Çocuklarıyız". 2000 yılına ait bir tabloda diktatör Kim Jong-İl, etler ve meyvelerle dolu bir mutfakta tencerenin kapağını kaldırıyor. Tablonun altında ise " Başkumandan Kim Jong-İl askerlerin beslenmesiyle yakından ilgileniyor" yazıyor.



Daha fazla foto için NY Times ve "creative roots" sitelerine bakabilirsiniz.

En Kötü Süper Kahramanlar


Captain Marvel: Asıl ismi Billy Batson olan DC Comics karakteri. "Shazam" dediğinde üzerine sihirli bir yıldırım düşer. Bu yıldırım, büyücü Shazam tarafından Billy'e altı mitolojilik karakterin güçlerini vermesi için gönderilir. Captain Marvel, "The World's Mightiest Mortal" (dünyadaki en güçlü ölümlü) ünvanının sahibidir. Vücudunun tüm organlarını parçalayıp her organla ayrı bir tehdit oluşturabilir. (üstteki çizime dikkat)

Manikin: Bu gereksiz süper kahramanımız ise 3 jenerasyondan akrabalarıyla iletişime geçebiliyor. Prehistorik dönemden çıkmış "dev amip", mağara adamı ve gelecekten gelen "süper akıllı" eleman. Kendisi hiçbir şey yapmıyor. Köşeye sıkışınca akrabalarını gelecek ve geçmişten çağırıyor, olayları izliyor.


U.S 1: İsmi "Kaptan Amerika"dan bile daha iddaalı. Özelliği ise beyninin radyo dalgalarını bozabilmesi. Başka bir söze gerek yok.