19 Şubat 2011 Cumartesi

2011: Bir Perde Pilavı Macerası

işte yeni göz ağrımız
İstanbul'un Chinatown'u yok! diyenlere en güzel cevaptır "Fatih Kadınlar Pazarı". Halk arasındaki bir diğer adı ise, New York usülü lakapları andırırcasına "Küçük Siirt"tir. Burası İstanbul'un et merkezidir. Doğudan gelen bilimum et ve sakatat burada toplanır. Kelle, ciğer, işkembe severler için tam bir cennettir (her ne kadar geçen sene yapılan belediye düzenlemesi sonucu ihtişamını birazcık yitirse de). Ayrıca bal meraklıların pek sevdiği Siirt pervari karakovan balını da kolayca bulabilirsiniz buradaki dükkanlarda.

büryanlar askıda
Kadınlar pazarının bir diğer özelliği de, tıpki biraz aşağısındaki bulunan Horhor'daki gibi, birbirinden güzel kebapçıları barındırmasıdır (hepsi aynı seviyede olmasa da). Bizim favorimiz ise dev karpuzun içine oturmuş bebek tabelasıyla insanı kendisine çeken "Diyarbakır Sur" lokantasıydı. Büryan kebabı, çiğ köftesi ve özel saç kavurmasının yanında perde pilavı da bir diğer spesiyaliydi.

kadınlar pazarından görünüm
"Di"li geçmiş zaman kullanıyorum çünkü 2 sene önce Vedat Milör'ün burayı programında ballandıra ballandıra anlatmasından sonra mekan iyice kalabalıklaşmaya, servisler soğuk gelmeye, en kötüsü de fiyatlar iki katına çıkmaya başladı (Vedat Milör sendromu). Son uğradığımda kebaplara zam yaptığını bildiğimden perde pilavı yiyerek paçayı kurtarayım dedim. Fakat bir adet perde pilavına 15 tl verince işin tadı tuzu kaçtı. Ben de karşı tarafta bulunan (daha önce niye keşfetmediğime yanarım) Siirt Şeref Büryan Kebab'ı keşfettim. Hem fiyatları makul, hem de Sur'a göre daha tenhaydı. Ayrıca büryan kebabının bir Siirt yemeği olduğuna burada yiyince inandım.

işkembeler, yürekler, beyinler
Perde pilavında yediğim kazıktan sonra bir daha ağzıma sürmez oldum. Ta ki kuzenim evinde yapacağı yılbaşı partisinde, perde pilavı yapmayı önerene kadar. Fakat bu kez yanında birkaç et yemeği olacağından içine tavuk konmasını istemedik. Hem daha hafif olacaktı, hem de daha çok yiyebilecektik (Diyarbakır Sur'da etle çiğ köfteyle o kadar uğraşıyorsunuz ki perde pilavı gelene kadar doyuyorsunuz. Doymasanız bile en sona gelecek olan şahane dondurmalı tatlılarına birazcık yer kalsın istiyorsunuz).

sakatat düşmanlığını pekiştirecek bir görüntü
Kuzenim kuş üzümü hariç (kuş üzümü düşmanıdır kendisi. Bir insan kuş üzümünü niye sevmez bilmem. Kumpiri de kısır+mısırlı yemesi de bir diğer alamet-i farikasıdır) tüm malzemeleri eksiksiz aldı. Sıra geldi yapımına. Kademe kademe işin nasıl kotarıldığına bakalım isterseniz.

İç malzemesi:

  • 2 adet tavuk göğsü ve kuş üzümü (biz bunları koymadık)
  • 1/2 kg pirinç
  • 200 g badem
  • baharat
Yapılışı:

1. Bademlerimizi suda bekletip kabuklarını soyuyoruz. Sonra tereyağında güzelce kavuruyoruz.


2. Bademler kavrulana kadar işleme devam....


3. Kavrulmuş bademleri daha önceden pişirdiğimiz hafif diri pilava döküyoruz. Pilava bire bir ölçüde su koyarsak tam kıvamını buluyor. İçine dilediğiniz baharatı koyabilirsiniz. Hatta iç pilav gibi de yapabilirsiniz. Kuş üzümü, tavuk veya tavuk suyu başlıca tercih edilen malzemelerdir.


4. Sonra pilavın dışını kaplamak için hamurumuzu güzelce yoğuruyoruz.


5. Biri tencereyi kaplamak için, biri de üstünü örtmek için 2 parça olacak.


6. Tencere veya geniş kabımızın dibine bademler dizilip hamuru serebiliriz. Kabı yağlamayı unutmayın.


7. Diğer hamurla da üstünü örtelim.


8. Pilavımız fırına koymaya hazır.

hamarat eller
8. Fırından çıkınca 5-10 dakika dinlendikten sonra yemeğimiz hazırdır.


9. Afiyet olsun......

1 yorum :