13 Şubat 2011 Pazar

Ekşi Sözlük 12 Yaşında!

Neverland duvarları

Yakın zamanda bloğumuza teknoloji yazılarıyla katılacak "geek" arkadaşımız TOI'nin (sözlükteki ve blogdaki kod adı) taa İnegöller'den ekşisözlük zirvesine gelmesiyle, biz de blogca (birer sözlük yazarı olarak) zirveye teşrif etme kararı aldık. Tabi küçük bir konaklama sıkıntısı çeken TOI'yi, rastgele Tophane turumuz esnasında karşımıza çıkan şahane hostel "Neverland" diyarına yerleştirdik.

Neverland duvarları

Kahvaltı da dahil 20 tl ye İstanbul'da bulunabilecek en uygun ve en temiz hostel olsa gerek. Ama bizi en çok etkileyen şey ne hostelin kafesinin sevimliliği, ne de güleryüzlü personeli oldu. Her bir katın duvarlarında bezeli boy boy graffitiler, grafikler yazılar, stickerler aklımızı başımızdan aldı (hele binanın dışına işlenmiş bir graffiti vardı ki). Eşyaları hostele yerleştirip doğru sözlük zirvesinin yapılacağı Hilton'a yöneldik.

şahane bir çalışma daha

Grubumuz, bir faal sözlük yazarı (ben, yani "okanfett"), iki de sözlükten kovulmuş yazardan (Travis Bickle ve daha 2 gün önce zirveye davetiye aldıktan hemen sonra atılan Toi) oluşuyordu. Travis Bickle'nin kovulmasının nedeni ise bendim. Yıllar önce Travis Bickle gibi güzel bir niki kimseye yar etmeden sözlük yazarlığını kapan Ülke (aynı zamanda bloğumuzun da Helsinki sorumlusu), bir gün ekşi "account"unu açık bırakıp gitme hatasında bulunarak, art arda onlarca "entry" girmeme fırsat vermişti. Sonrasında olay, çaylaklığa düşürülüp, bu statüyü hazmedemeyen bloggerımızın istifasıyla (kovulmayla karışık bir istifa) sonuçlanmıştı.


Neverland'in yan duvarındaki devasa eser

Zirvenin programı ise heyecan vericiydi. Cem Yılmaz süpriz bir performansla (günah çıkarma seası düzenleyecekmiş) programa dahil olmuştu, ardından Ünlü, Bedük ve türlü türlü DJ performanslarıyla bezeli organizasyon, sabah 5'e kadar devam edecekmiş. Fakat biz Hilton'a geldiğimizde bir de ne görelim, yaklaşık 1000 kişi daha kapılar açılmadan kuyrukta bekliyordu. 1 saatlik beklemenin ardından kapılar açıldı ve itiş kakış içeri girdik.



İçeri girer girmez her festivalde birbirinden sıkıcı oyunları, yüksek desibelli ses sistemleriyle bağıra bağıra anlatan araba firmalarının tacizine maruz kaldık (biliyorum biraz fazla yakınıyoruz ama bu araba firmalarının çirkin gürültüsünden gına geldi. En azından içki ve gıda firmaları bişeyler ikram ediyorlar, bunlar ise safi zarar). Bu festivalde buldukları oyun ise parmak güreşiydi. Allahtan "geek" arkadaşımızı oyalayacak Playstation move gibi türlü türlü elektronik oyuncaklar vardı. Biz de biralarımızı alıp bir köşeye kıvrıldık.

kapıdan kovulup bacadan girenler Travis ve Toi

Fakat bir saat geçmeden darlanmaya başladık bile. Karnımızın acıkmasıyla beraber yönlendiğimiz Bambi'nin önündeki yaklaşık 500 kişilik kuyruğu görünce zirveyi terk etme kararı aldık. Fakat taaaa İnegöller'den gelen arkadaşımız Cem Yılmaz'a günah çıkarmak istediği için onu da zirvede bırakıp (o da yarım saat daha fazla dayanabildi) doğru Taksim yollarına düştük. Tabi daha sonrasında Cem Yılmaz veya Bedük'ün performanslarını takip etmek için evden ekşisözlüğü kurcaladım. Dediklerine göre çok da birşey kaybetmemişiz.

Rock'n Coke'dan beri canımızı sıkan kart uygulaması zirveye de bulaşmıştı



Bu arada Triple-Double arkadaşımızın tayini (!) Libya'ya çıktığından bloğumuza İstanbul ve Helsinki'nin dışında Trablus şehri de katılacak. Eylül ayında ise Toronto ile alanımızı genişleteceğiz. İnegöl'den bildirecek çiçeği burnunda yazarımız Toi'nin ilk yazısının İnegöl köftesi üzerine (herkesin beklediği gibi) olacağını şimdiden müjdeleyelim.

Geç Gelen Edit: Vural arkadaşımız bundan sonra Toi nikiyle değil "The Nerd" nikiyle sanal yaşamına devam edeceğini beyan etti.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder