27 Mart 2011 Pazar

Havai Lostra


Eminönü'de hemen hemen bütün dükkanlar giderek birbirine benzese de nevi şahsına münhasır yerler de yok değil. Ali Muhiddin'in Eminönü şubesi, kokteyl malzemeleri satan Nüans, Filibe Köftecisi gibi dokusunu koruyabilen ya da ilginç ürünler satan dükkanlar yer yer karşınıza çıkabiliyor.


Sultanhamamı Meydanı'na varmadan hemen solda bulunan Robenson Şemsiye de bunlardan biri. Şemsiye, benim için yağmur yağdığında kıyıdan köşeden türeyen satıcılarından alınan şeffaf naylon tasarımlardan ibaret olsa da buraya kayıtsız kalamadım.


Dükkan 1882 yılında, İstanbul'da yaşayan bir İngiliz tarafından kurulmuş (Türkiye'nin ilk şemsiye dükkanı). Dükkanın içi 50'lerden kalma havasını hala korumakta. Ahşap tezgahların arkasında ise küçük bir "şemsiye müzesi" bulunuyor. Jacques Demy'nin tüm diyalogları şarkılardan oluşan şahane filmi (yönetmenin kendi deyimi ile pop-art opera) "Cherbourg Şemsiyeleri"ndeki küçük dükkanı aratmayacak derecede şirin olan bu dükkana, kaliteli şemsiye-severler bayılacak.


Bir diğer fetiş dükkanımız ise Beyoğlu'ndan; enfes alışveriş merkezimiz "Demirören İstiklal"in arasında Hacı Abdullah'ı geçince solda. Ayakkabı boyacılarından korkarım. Vakti zamanında birçok arkadaşım sokaktaki ayakkabı boyacılarından defalarca kazık yedikleri için ("sigaran var mı abi?" efsanesine maruz kalan en az 5 arkadaşım var hatta biri de yabancı) evde ayakkabılarımı kendim boyarım (hiç tatmin olmam o da ayrı konu).

Kuruluş 1951
Yakın zamana kadar işim düşmediğinden (lostra kurumundan da pek haberdar olmadığımdan) önünden her geçişimde taht şeklindeki yüksek koltuklarda ayakkabılarını boyatan müşterilere garip garip bakardım. Müşterilerin, sanki masaj yaptırırmışcasına koltukta zevkle mayışmış halde oturmalarına anlam veremezdim. Ta ki delik deşik, topuğu aşınmış ayakkabımı buraya bakıma verene dek. Eski ayakkabımı pırıl pırıl yeni haliyle teslim alınca inanamadım. Düzeyli çalışanları ve kültürlü işyeri sahibi de Havai Lostra'nın bir diğer artıları. Poşetleri ve makbuzları ise şık tasarımlarıyla tadından yenmiyor.


Retro makbuzlar

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder