29 Mayıs 2011 Pazar

Micro Four Thirds

veteran
Emektar fotoğraf makinem (aslında benim değil, kuzenimin) Canon IXUS 80 ile her ne kadar çok hızlı çekimler yapabilsem ve küçüklüğü sayesinde her yere taşıyabilsem de, artık daha tatmin edici makina almamın vakti geldi. Beyoğlu'nda gezerken en amatör fotoğrafçının bile minimum Canon 550 D'ye sahip olması canımı giderek sıkıyordu. Dün İstiklal'de binlerce fotoğraf makinalı insana rastlamam tepemin tasını iyice attırdı. Uzun süreden beri "Micro Four Thirds"ler hakkında araştırmalar yapıyordum ve en sonunda bu formatın D-SLR'lardan çok da kötü olmadığına ikna olduğumda geriye modeli beğenmek kaldı. Peki nedir Micro Four Thirds? Micro Four Thirds, Dijital SLR makinaların kırpılmış halidir. Kırpılan ise ayna sistemi, optik vizör ve algılayıcıdır. Dolayısıyla makina boyutları küçülür ve ağırlığı azalır. Ortaya ince, yüksek kaliteli, değiştirilebilir lensli fotoğraf makineleri çıkar. Genel anlamda Four Thirds sistemlerde çarpan faktörü 2x dir, dolayısıyla da Micro Four Thirds sistemlerde de çarpan faktörü 2x olarak kullanılır. (Hakkıceylan.com'dan)



Micro serisini beğenmemin en önemli nedeni, D-SLR'lar gibi kaba ve ağır olmaması. Blog için her daim fotoğraf makinasını yanımda taşımam gerekirken, Canon 550 D'ler veya Nikon D90'lar gibi devasa cihazlar işimi görmeyecekti (üstelik pahalılar). Micro serisini kullanan iki firma var. Olympus ve Panasonic. İlk başta lenslerinin yaygın oluşu ve kompakt serilerinin başarısı yüzünden Lumix GF2'ye gönül verdim. Daha sonra netten ve bilhassa youtube sitesinden yaptığım araştırmalarda Olympus PEN serisinin, zoom hızı hariç tüm konularda Lumix'ten çok daha başarılı olduğunu öğrendim. Üstelik tasarımı daha şık (tabi arada 100 euro gibi bir fark mevcut).


Aslında Eminönü'nde gördüğüm Leica M9 modeline niyetlenmiştim, ama akşam eve gelip fiyatının 7.000 dolar olduğunu öğrenince haddimi bilip Hayyam Pasajı'nda Olympus EP2 avına çıktım. İlk girdiğim dükkanda 2. el EP1'in 1200 tl'den okutulmaya çalışıldığını görünce Amerika'ya gidecek akrabaları beklemeye karar verdim.(EP2 nin bir eski modeli olan EP1'in Amerika fiyatı 300 usd civarı. Aynı model Avrupa'da 300 Euro, ilginç bir şekilde İngiltere'de 300 GBP. Malesef Türkiye'de 300 TL değil) 

hey maşallah!

EP2'nin daha basit modeli olan EPL2 (gösterge tuşları plastik. Biraz daha oyuncak-vari) ile Lumix GF2'nin kıyaslandığı videoyu buradan izleyebilirsiniz. Sonuçta kazanan Olympus oluyor.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder