18 Mayıs 2011 Çarşamba

St. Petersburg Yazıları 3

St. Petersburg'da geçirdiğim süre içinde yaşadığım en güzel gece kuşkusuz Roger Waters'ın The Wall konseriydi. Turne kapsamında (bu kez İstanbul'a uğramayacak olması üzücü) St. Petersburg'u es geçmeyen Waters'ı 5 yıl sonra tekrar dinlemek müthiş keyifliydi.

Konserin yapılacağı SKK Arena, St. Petersburg'da Sovyetler Birliği döneminde inşa edilmiş (sanırım en büyüğü) dev spor komplekslerinden biri. Zafer Parkı (Park Pobedi)'nın içinden yapılan uzunca bir yürüyüş sonrası ulaşılan kompleksin büyüklüğü karşısında bir şaşkınlık yaşadım.

İçeri ilk girenlerden biri olarak sahneye çok yakın bir yer kapabildik. Konser saatine kadar neredeyse boş olan salon moralimi çok bozdu, hatta İstanbul'a gelseydi biz bu salonu doldururduk diye ucuz polemiklere girişmişken son 5 dakikada salon bir anda tıklım tıklım dolunca neşem yerine geldi.

Neden 30 yıl sonra The Wall'u tekrar yapıyorum? Roger Waters bu soruya, "30 yıl önce "Neoliberalizm"in şafağında bireyleri itaat etmeye mecbur eden her türlü görünür ve görünmez otoritenin yeni ve gelişmiş biçimleriyle mevcut olduğunu, ve " You may say that I am a dreamer but I am not the only one" diyen büyük adam gibi bizim de "korku duvarlarını" yıkmak için sorumlulukları paylaşmamız gerek"tiğini söyleyerek cevap verir.

Her ne kadar "Dark Side Of The Moon"culardan olsam da, DVD'lerden defalarca izlediğim Wall konserlerini canlı olarak yaşamak gerçekten inanılmazdı. Belki biraz sesinden (her zaman Gilmore'un vokalini tercih ederim) ve eski yıllara göre düşük performansından (belki de Pink Floyd yerine sahnede yalnız olmanın getirdiği garip bir hüzünden dolayı) dolayı eleştirilebilirse de, konserde zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Belki de (eskilere sormak lazım tabi) teknolojinin daha yaygın kullanımı ile sahne şovları ve görsellik eskisinden de iyiydi, bilemiyorum.

Konserde ilgimi çeken başka bir şey de önce inşa edilip sonra yıkılacak olan duvardaki kayıp resimleri arasında Adnan Menderes'in idam edilirken çekilmiş resminin olmasıydı. Elbette üzerimizden uçurulan dolar imgeleriyle süslü dev domuz, korkutucu kuklalar, çekiçli the Wall yürüşü ve mükemmel ışık oyunları bizi mest etti.

The Wall turnesi'nin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.

3 yorum :