3 Temmuz 2011 Pazar

Şahane Cumartesi

Santral

Bu hafta konserler haftasıydı. Bir yandan Santralistanbul'da Efes Pilsen One Love Festivali, diğer yandan Tünel'de Caz keyfi. Sanat sevici dostum Umut'un davetiye bulmasıyla Santralistanbul'da karar kıldık. Ama aklım bir yandan da "Tünel'de Caz"daydı. Burası, "Caz Vapuru"yla beraber bu sene en çok gitmek istediğim organizasyondu. Fakat caz vapurunun organzasyondan çıkarılması ve beleşe gelen Manic Street Preachers konseri vesilesiyle Caz Festivali'ni yine ıskalayacaktım.

Odakule

Efes One Love Festival

1.Gün:

Geçen sene "Tünel'de Caz"a gidenler methiyeler düzmüştü organizasyon için. Türkiye'de hiçbir iyi şey bedava olmaz! efsanesini çürüten bir organizasyonmuş. Ama Türkiye'de hiçbir iyi şey uzun sürmez! diye bir efsane daha vardı. Misal mi? Mesela Asmalımescit'te cuma akşamı ya da bir ara çok popüler olan Tünel'de ayakta bira keyfi. Bir süre sonra bir çok insan tarafından keşfedilip tüketiliyor. Neyse efendim yolumuz Silahtarağa güzergahı. Öncelikle söylemeliyim ki: One Love Fest, Rock'n Coke'dan kat be kat güzel bir organizasyon. Ferahlığının yanı sıra, toz toprak yerine çimde oturabilmek bile, bizim gibi Hezarfen veya İstanbulpark'taki beton sıcağı yemiş insanlar için lüks. Konser sahneleri yerli yerinde ve gayet düzenli. Ama galiba insan şarkılarına eşlik edemeyeceği grupları dinlemeye evinden çok uzaklara gitmemeli. Evin, darlandığında gidebilecek kadar yakın mesafede olmalı. Yoksa yavaş yavaş gerginlik vücudunu sarıyor (tabi bu durum İstanbulpark'ta had safhada oluyor). Bu arada festival, kemik siyah çerçeveli gözlüklü (olmadı siyah wayfarer), skinny jeansli, tek omzu açık tişörtlü ve en önemlisi bir tarafı alabulus, diğer tarafı uzun saç modelli (özenti) insan sayısı bakımından İf! İstanbul ile yarışacak seviyede. Hatta İf!'in müzik versiyonu desek abartmış olmayız. Aklımın Tünel'de oluşu bir yana, "Büyük Ev Ablukada" adlı grubun bir şarkısını bile bilmeyişim gerginlik dozunu yavaş yavaş yükseltmeye başladı. Ve hava kararmadan Beyoğlu yolunu tuttum.

Odakule

Tünel Şenliği

Cumartesi akşamı 18'den itibaren Beyoğlu'nun birçok yerinde paralı ve parasız konserler düzenlendi (50'den fazla). Salon, Nardis Jazz Club, Arter gibi kapalı mekanların yanı sıra, Hollanda Konsolosluğu bahçesi, Tünel ve Galata Meydanları başlıca mekanlardı. İlk uğradığımız durak Odakule'nin önüne kurulan küçük sahneydi. Ağızlarından çıkardıkları müzik enstrümanları sesleriyle yerli yabancı birçok popüler parçayı çalan grup gerçekten muhteşemdi.


Yolumuza devam edip ana sahnelerden biri olan Tünel Sahnesine vardık. İstanbul'da hiçbir güzel şey uzun sürmez! efsanesini doğrularcasına inanılmaz izdiham vardı. Sahnenin Tünel meydanı değil de caddenin tam göbeğine (Gloria Jeans'in yanı) yapılması belki hataydı ama kimse bu kadar insan kalabalığını hesap edememişti. Yarım saatte 15 metre yol ilerleyip Caz hac'cımızı (ezilme tehlikesi dahil eksiksiz bir hac serüveniydi) Galata Meydanı'nda noktalamak için Yüksekkaldırım'dan aşağı yol aldık.

Galata

Galata Meydanı en azından biraz daha geniş olduğundan ve arkadaki kule ambiyansından olsa gerek, burası çok daha ferah ve zevkliydi. Elbette trompetsiz, saksafonsuz hele hele çikolata renkli sanatçısız caz hac'cı olmaz. Burada Ayhan Sicimoğlu ve şürekasının konserlerine benzer, Afrika, Latino, Oryantel esintili potpori bir konserle gecemizi renklendirdik. Keşke sınırsız bilet alsaymışım diye hayıflandım tabi ki. Evimden bir kilometreden fazla uzakta olan konserlere gitmeme kararı aldım. Hele hele bir tek şarkısını bile bilmiyorsam imkansız....

Not: One Love Festivali'nin ikinci gününde ise Cake ve Suede sahne alacak. Blog yazarımız Sasa'nın festival izleminlerini merakla bekliyoruz.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder