11 Temmuz 2011 Pazartesi

Kırkpınar

Allah Allah İllallah 
Hayırlar Gele İnşallah 
Pirimiz Hamza Pehlivan 
Aslımız Neslimiz Pehlivan

Edirne Sarayı
Sarayiçi'ne giriş
Tarık Akan'ın en sevdiğim filmidir "Pehlivan". Yaman Okay'la beraber dikiş tutturmaya çalışan pehlivanları oynarlar. Gerçek dünyada yeri yoktur artık pehlivanlığın. Karın doyurmaz. İtibar görmez. Daha TRT belgesellerinde gösterilen "yitip giden meslekler" sınıfına girmemişlerdir ama gelecek pek parlak değildir. Balıkesirli olarak hergün Kurtdereli Mehmet Pehlivan heykeli önünden geçmeme rağmen Ahmet Taşçı maçları dışında pek de itibar göstermemişimdir yağlı güreşlere. Balıkesir'de düzenlenen Kurtdere Güreş Turnavası'na bir kere bile gitmemiş olmam ise bir diğer ayıbım. 


genç bir güreşçi
Bu haftasonu hem lezzet turu hem de sportif eğlence münasebetiyle Edirne yolunu tuttuk. Aslında niyetimiz en azından çadır kuraraktan haftasonunu tümüyle Edirne'de geçirmekti. Fakat gerek Edirne merkezinde "kamping" alanının hiç olmaması (aslında her yer kamping alanıymış) gerekse Kırkpınar münasebetiyle bütün otellerin dolmasıyla yersiz yurtsuz kalma korkusu, ki korkuların en büyüğüdür benim için, vesilesiyle günübirlik (memur tatili) gezide karar kıldık. Bu yazıda lezzet turu bölümünü es geçerek (başka yazının konusu olacak kadar uzun bir mesele çünkü) direkt Kırkpınar'la başlıyorum.



Yabancılar Ne Bilir Karakucağı
Kırkpınar'dır Yağlı Güreşin Ocağı
Koca Yusuf, Aliçolar Çırağı
Olduğunuzu İspat Edip Güreşin



Güreşler meşhur Edirne Sarayı'nın (maalesef tarih kitaplarında çokca bahsedilen Edirne Sarayı'ndan kala kala küçük bir duvar kalmış) hemen yanıbaşında, yani Sarayiçi muhitinde yapılıyor. Merkeze yürüme mesafesinde (Edirneliler'e sorarsanız çook uzaklarda bir yerlerde. Yürümek ne mümkün). 




Kırkpınar ermeydanının etrafı tam anlamıyla panayır alanı. Mangal ateşinde kuzu ve tavuk pişirenler, eşlerinin yanında güreş izlemek yerine piknik yapmayı tercih eden kadınlar, hediyelik eşyalar, şekerleme yapan pehlivanlar... Edirne'nin başkentliği kaptırmasından 500 küsür sene sonra bile, erken dönem Osmanlı panayırı havasını yitirmemiş şahane görüntüler görünce keyfim yerine geldi. Dışarısı böyleyse içerisi fokur fokur kaynıyordur...


Edirne'nin şahane acıbademi turnuvada da popülerdi
Tam da üstüne basmışım. İçerisi fokur fokur kaynıyor. Ama ne kaynama. Davul zurna ile pehlivanlara ritim tutturan yöresel kıyafetli çalgıcı tayfası, seyircileri manilerle coşturan cazgır, haşmetli kıyafetiyle bahşişler dağıtan Kırkpınar ağası, pehlivanları yağlayan yağcılar. Dışarısı erken dönem Osmanlısı ise içerisi Yükselme Devri. Başköşede ise Yavuz Sultan Selim yerine Recep Tayyip Erdoğan. Ne eksik ne fazla. Coşkuda milim eksilme yok. "Nerde eski bilmemneciler!" buyrun Kırkpınar'a gelin. Yiğidin harman olduğu yeri görün.


Samsunlu Mustafa
İki Yiğit Çıkmış Meydana
İkisi De Birbirinden Merdane
Biri Ak, Biri Kara
İkisinin De Zoru Para



Mustafa'nın babası
Yağlı güreşin en güzel yanı, aynı anda yirmi-otuz güreşçinin kapışıyor olması. Pehlivanlardan biri kaçak mı güreşiyor (hoş! Bu meydanda kaçak güreşenler anında ihtarı alıyor. Cazgır ise kaçak güreştiğini cümle aleme duyuruyor!) Hemen yanındaki güreşi izle. Canınızın sıkılması mümkün değil. Bir dakika içinde 10 tuş, 2 pes, 5 atışma, 4 el öpme (kıdemlinin eli öpülür) görebilirsiniz. Seyirciler çoğunlukla eski jenerasyondan. Belli ki gençlik pek bilmiyor. Ama böylesi daha iyi. 40 yıl öncesinin maçlarını bile biliyorlar. Kural bilgisi üst düzeyde. Belki Wimbledon'dan bile daha fazla. Dile kolay 650 sene. Cazgır Ahmet Taşçı'yı anons ettiğinde ise tüm ermaydanı inliyor. Tam 9 sampiyonluk, 2 altın kemer. Fakat bilinmeyen bir nedenle bu sene sahaya çıkmadı. Rakibi direkt tur atladı. Artık Kırkpınar'a 40 yaş sınırı getirildiğinden veteran pehlivanlar eskisi kadar çok değil. Ama altın kemer alanlar için bu kural geçerli değil. Bu yüzden 51 yaşındaki Ahmet Taşçı'yı gelecek senelerde de görebileceğiz (son dedikodulara göre altın kemer alanlara da 45 yaş sınırı gelecekmiş).




Karşılaşmalar sabah 10'dan akşam 23'e kadar devam edebiliyor. Bu vesileyle biletinizi gösterip, dilediğiniz zaman ermanydanına giriş-çıkış yapabiliyorsunuz. Limitsiz çıkış kuralına bayıldım. Böylece dışarıdaki cümbüşü de kaçırmayıp, canınız sıkıldığında çimlerin üstünce çayınızı yudumlayabiliyorsunuz.


o bir efsane
Hemen yanıbaşımda gereğinden fazla heyecanlı yaşlı bir amca ile tanıştım. Oğlunun da başpehlivan olduğunu söyledi. Birazdan güreşecekti. Samsunlu Mustafa güreşe, pehlivan olan dedesi sayesinde başlamış. "Küçükken el-ense yapmayı öğretirdi. Daha 5 yaşında güreş tutuşurdu. Kara sevdadır yağlı güreş. Gözün bir şey görmez" diyor Mustafa'nın babası. Kendisi köyde imamlık yapıyormuş. Mustafa'yı da belediyede işe sokmuş ama son seçimde parti değişince Mustafa'yı da yollamışlar. "Politik" diyor. "Ama inşallah Ankara Belediyesi'nde işe başlıyacak. Melih Hoca bilir bizi. Olmadı Kadir ağabeye gideceğiz. Pehlivanlık karın doyurmuyor. Yol parası bile cepten". Mustafa baştan biraz ağır başladı güreşe. Ben hemen yoruldu sandım. "Taktik yapıyor O. Merak etme birazdan gösterir kendini" dedi sevimli amca. İki dakİka geçmeden rakibi tuş etti. "Şimdi 32ye kaldık. Bundan sonraki maçlar daha zor. Haydi bir keyif çayı içelim"...



Evet. Yeni çıkan kurallara göre son 64e kalanlar hariç, güreşçilere yolluk verilmiyor. Bu da Anadolu'daki birçok genç pehlivanın Kırkpınar'a gelmesini engelliyor. Dönüşte Selimiye Camisi'nin bahçesinde kurulan onlarca çadırda sıkış-tepiş yatan pehlivanları görünce içim cız etti. Çoğu pehlivanın Edirne'de kalmaya parası bile yoktu. Bunlar yol parasını çıkarabilen şanslı pehlivanlardı.




Pazar günü Kırkpınar ağasının misafiri olarak RTE ve Kılıçdaroğlu'nun gelmesi bekleniyordu. Erdoğan tabiki yerindeydi ama her nedense bir başbakandan daha meşgul olabilen Kılıçdaroğlı ermeydanına gelmedi. Duyduk ki ağa çok içerlemiş. Sosyal demokratların halktan kopukluğu bilinen bir gelenek. Kırkpınarda üst üste 3 kez başpehlivan olana altın kemer takılır. 3 seçim art arda  kazanan Erdoğan'a da CHP Edirne Belediye Başkanı altın kemer takmayı ihmal etmedi. Politik kıvraklık bu olsa gerek.


Pehlivan, Pehlivan Düşünme Güven Allahına
Kıspet Giyerken Dua Eyle Pirine Üstadına
Dünyaya Geldik Ayrı Anadan Her Birimiz
Hazret-i Hamzadır Pirimiz, Üstadımız



gölgede dinlenen bir güreşçi
kömürde tavuk
Pazar günü finalde 58 dakika süren mücadele sonucu Antalyalı Ali Gürbüz, Ordulu Recep Kara'yı devirerek müsabakayı kazandı. Gürbüz, ''Çok mutluyum. Herkese nasip olmayacak bir şey Kırkpınar'da başpehlivanlık. Takım arkadaşlarıma, aileme, herkese teşekkür ediyorum. Zor maçtı. Babamın bıraktığı yerden devam ediyorum. Mehmet Yeşil takım arkadaşım. Üçüncü kez başpehlivan olamadı. Ama onun yarım bıraktığı altın kemeri Antalya'ya götürüyorum'' dedi. Bu sonuçlarla sıralama şöyle oldu:


Baş Pehlivan
 
1-Ali Gürbüz (Antalya)
2-Recep Kara (Ordu)
3-Fatih Atlı (Kocaeli)
3-Şaban Yılmaz (Ankara)
 

4 yorum :

  1. seneye de gideceğim.artık nerede çadır kurulacağını biliyorum. 31 temmuzda da kurtdere güreş turnuvası var. kuzu çevirmeli bu turnuva da kaçmaz.

    YanıtlaSil
  2. kırkpınar binbir türlü hikaye, panayır. ama asıl merakım ne yedin ne içtin.? yaz bir an önce.

    YanıtlaSil
  3. Kamp kurmak isteyenler Selimiye Camii yanında bir ilkokul bahçesi kamp için ayrılmıştı. Seneye de aynı yer kullanılır kanımca.

    YanıtlaSil
  4. çok güzel bir yazı, şimdiden Allah kısmet ederse onümuzdeki senenin planını yaptım :

    YanıtlaSil