2 Ağustos 2011 Salı

Kısa Kısa Beyoğlu


Beyoğlu duvarlarında bu afişi görür görmez heyecanlandım. 8-9 ağustosta Sütlüce'de Simon Bolivar Senfoni Orkestrası'nın konseri var. Merak eden "youtube"tan videolarına bakabilir. İKSV tüm dünyaya ilhan veren (Berlin Filarmoni dahil) El Sistema'nın kurucusu Jose Antonio Abrau ile orkestasını ağırlamaya hazırlanıyor. Gençleri müzik sayesinde kucaklayan, yoksulluğun ve suçun dünyasından uzaklaştıran El Sistema, 280 müzik merkezinde 350.000 gence ulaşıyor. 

Asmalımescit
Yukarısı, sandalye-masa avından sonraki Asmalımescit'in görüntüsü. Helvetia'dan sola döndüğünüzde karşınıza çıkan sokak. Bir hafta önceki şatafatından eser yok. Mis Sokak'a ve Nevizade'ye üzüldüğüm kadar buraya üzülmedim. Bir kere Asmalımescit, aynen Fransız Sokağı gibi sonradan şişirme bir muhit. Tabi daha Fransız Sokağı gibi doğal bir çöküş yaşamamıştı. 5-10 yıl önceki hali zaten fotoğraf gibiydi. Kimse bana 5 yıllık geleneği bir kültür olarak sunmasın. Refik, Yakup ve Sofyalı diyeceksiniz. Hepsi de aç gözlü sokak işgalcisi. Fiyatları semtim soylulaşmasından beri 10 kat şişirdiler. Refik 10 yıl önce nasılsa şimdi de aynı durumda. O zaman da dışarıya masa koyamıyordu şimdi de. Tüm sokak hakettiğinden çok daha fazlasını buradan kazandı. Ömür boyu çalışmasalar bile 3 kuşak ötedeki soyuna yetercek kadar  servet edindiler bu caddeden. Artık yeter! On sene önceki gibi büfeden biramızı alıp Asmalımescit'te elimizde biralarla dolaşacağız. Bu sokak hiçbir zaman bir biraya 15 tl verilmesini haketmiyordu. Hak yerini buldu.


Garanti Salt'ın ne kadar güzel olduğundan daha önce bahsetmiştik (buradan bakabilirsiniz). Ama en güzel kısmı heralde tuvaletleri. Dökme betondan kaba saba şahane bir tuvalet yapmışlar. Hoş! Zaten tuvaleti niye estetik yaparlar ki! Aşağıda ise Cihangir'den stencilvari bir duvar yazısı var. Ben sonuna kadar okudum. Buyrun bir de siz deneyin. Güzel haber içerisine Robinson Cruisoe açılmış. Ya da en baştan açıldı da ben mi görmedim?


Beyoğlu'nun iki yakası. Tarlabaşı'nda insan, Cihangir'de hayvan kayboluyor. Ama bir fark var. Cihangir'de hayvanı bulana ödül var.


Geldik Beyoğlu dışına. Galiba İstanbul'un en iyi manzarası Yuşa Hazretleri'nin kabrinden gözüküyor. Rakıyı geçtim. Burada çay bile içilemeyecek olması pek üzücü.


Sırt poşetimle yolculuğa hazırım. Malesef evimdeki sırt çantasını bulamıyorum. Haftasonu ailemin yanına Gömeç'e tatile gideceğim. Bilmeyenlere söylüyorum. Gömeç, Burhaniye ile Ayvalık arasında bulunan 4.000 nüfuslu şirin bir ilçe. Deniz kıyısında olup da turizmden bu kadar uzakta olan başka bir Ege kenti bulamazsınız. İlçenin yatak kapasitesi sıfır. Poşetime dolduracağım kitaplara gelince. Uykusuz Dergisi'nin suda ıslanmaz (tam plaj için sunulmuş) yaz sayısı (üstelik 68 sayfa). Boyut yayınevinden çıkan İstanbul'un kendine has dükkanlarından bahseden Müstesna İstanbul ve diğerleri. Geriye tek bir soru kalıyor. Hangi poşetle gideyim. BİM'in enfes kırmızılı poşeti mi? Yoksa Selam Market'in daha oturaklı yeşil poşeti mi?

2 yorum :

  1. asmalimescit için haklısın. hatırlarsın, pazar akşam üstleri çay bira geleneğimiz vardı asmalı da. sonra bir baktık, şort terlikle caddeye almayacaklar neredeyse. akşamüstü çayı ve birası içmek ise imkansız. allahtan erdoğan ın balkon u var kaçacak. hoş o da uydu yeni "zengin" asmalı ya.

    YanıtlaSil
  2. asmalımescit yorumlarınıza katılıyorum ama bu masa toplama işinin bir yandan da bir kesimin sokak ortasında içmesini, eğlenmesini, el ele, diz dize oturmasını engelleme amacını da içten içe gütmesi hoş değil. ayrıca bırakın 5 yıl önceki halini 10 yıl önceki hali bile burnumda tütüyor, hani o galatasaray'dan öteye geçtiğinizde ıssızlıktan korkulacak, insanı ürpeten zamanlar... bakalım hikaye nasıl devam edecek...

    YanıtlaSil