8 Ağustos 2011 Pazartesi

Şehzade Erzurum Cağ Kebap


Geçen yazımızda (buradan bakabilirsiniz) Hocapaşa'nın esnaf lokantalarının Şanzelizesi olduğundan bahsetmiştik. Köftecisi, pidecisi, kurufasulyecisinin yanında, girişte hemen solda Cağ kebapçısı da bulunmaktadır. Pide sevgimiz çok baskın olduğundan buraya hiç uğrama fırsatımız olmamıştı. Ama her önünden geçtiğimizde çömlekteki yoğurtları kaşıklayan insanları görünce kafamızda bir soru işareti oluştururdu. Geçen hafta sırf Cağ kebabı yemek için Hocapaşa yolunu tuttuk. İyi de etmişiz.


Daha göz teması kurar kurmaz müşterileri kapan dükkanın cengaver garsonu, biz daha ağzımızı açmadan bir-bir buçuk? sorusunu sorup servisi hazırladı. Daha önceden gözümüzün kaldığı kaymaklı çömlek yoğurdu ve yan masaya (yan masaları her zaman keserim) gördüğüm ve gözüme gayet güzel gözüken acılı ezmeyi en baştan masamıza yerleştirdiler. Acılı ezme kuru gibi gözükse de tadı çok yoğun ve leziz. Yoğurdu ise şahane. Fakat bir buçuk porsiyon yiyeceklere baştan söyleyelim. Mezelerle fazla uğraşmadan direkt kebabınızı söyleyin. Çünkü porsiyonlar çok doyurucu.

çömlek yoğurdu
Cağ kebabı her zaman dönerden daha karizma gelmiştir bana. Döner zanaat ise Cağ kebabı sanattır bir nebze. Çünkü Cağ kebabı yapmak büyük ustalık ister. Döner ustalığının üstüne mangal ustalığı ve şiş ustalığı da gerektirir. Ayrıca Cağ kebabı tamamen etten yapıldığından kıymayla kusurları kapamak mümkün değildir. Ve sırf bu yüzden kaliteli bir malzemeyle yapılmış Cağ kebabı dönerden kat be kat daha lezzetlidir. En azından benim için. Mesela dönerin en büyük problemi olan iç tarafının pişmemesi durumu burada iç kısmının mangalda pişirilmesi suretiyle çözülmüştür. Ayrıca eti şişten yeme ritüeli lezzete katkı yapmasa da yemeye gösterdiğiniz saygıya bir katkıda bulunur. Şişten çıkarılmış şiş kebabın karizması ne kadar olabilir ki? Bu yüzden kavurma şiş kebabın yanında hep ezik kalır.


Mekan gayet küçük. Servis ise şimşek gibi. İki kişi iki çeşit meze, yoğurt, birer buçuk porsiyon kebap ve içeceğe 66 milyon para verdik. Fiyatlar biraz şişkin olsa da İstanbul'da şu ana kadar yediğimiz en iyi Cağ kebabı olduğundan çok kızamadık. Etler kuzudan. Özcan Usta dediğine göre kendi seçiyor. Ayrıca kebap odun ateşinde pişiriliyor. Bir de mangalın hafif isli tadını ekleyin. Yanına közlenmiş biberi bol isteyin çünkü bir iki tanesi asla yetmiyor. Keşke yemeğin yanında rakı servisi de olabilse. Cağ kebabıyla donatılacak bir çilingir masasının vereceği hazzı tezahür bile edemiyorum. Bu arada Türk kebap dünyasının benim için her daim bir numarası İskender, bu lezzetli Cağ kebabı sayesinde alaşağı olmuştur. O da ayrı konu.


Vakti zamanında İsmail Dümbüllü ve Vahi Öz'ün, kahvelerinde tuluat yaptığı Hocapaşa'da, Ramazan ayı boyunca düzenlenen enfes bir etkinlikten bahsedelim. Cağ kebabından dönere, yöresel tencere yemeklerinden geleneksel tatlara 19 TL'lik özel menüler hazırlayan tarihi 19 esnaf lokantası, Fatih Belediyesi'nin musiki etkinliği ile ramazana özel tatları kent sakinleri ile buluşturacak. Hocapaşa'nın tüm lezzetlerini bir arada tadabilme imkanı sunan faaliyetle, bu sokağa hızlı bir giriş yapabilirsiniz.

4 yorum :

  1. süper görünüyor, istanbula gelince deneyeceğim

    YanıtlaSil
  2. hemen gidip denemeli yoğurttan başlamalı

    YanıtlaSil
  3. biraz pahalı ama dikaktli ye. köfteci şaban gibi susarsan önüne şişler gelip durur. porsiyon diye birşey yok.şiş hesabı.

    YanıtlaSil
  4. oltu'da tesbihciler carsısının karsısında şişin tanesi 3 liraydi. lezzetinden bahsetmeye gerek bile yok :)

    YanıtlaSil