5 Eylül 2011 Pazartesi

Kronstadt


Geçen hafta sonu St.Petersburg-Kronstadt arasında yapılan yeni otoyolu denemek bahanesiyle Kronstadt'a gittik. Gerçekten de yeni otoyolla (körfezi boylu boyunca geçen yol yapımı sırasında sanırım sağlam bir doğa katliamı olmuş) birlikte önceden 1.5-2 saat kadar süren yol, 40 dakikaya inmiş.


Kronstadt Çarlık Rusyası'nın ve Sovyetler Birliği'nin kuzeydeki en büyük deniz üssüydü. St. Petersburg' un kurucusu I. Petro (Büyük) şehrin bulunduğu adayı 1703 yılında İsveçliler'den alarak bir deniz üssü kurmuş ve Rusya'nın denizlere (şimdilik sadece soğuk denizlere) erişim hayalini gerçekleştirmiştir. Günümüzde Kronstadt çok sıkça ziyaret edilen bir yer olmasa, eski şehir, denizciler katedrali, liman ve yer yer yol kenarından görülebilen surları Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiştir.

Katedral
Şehirde en çok dikkat çeken yapı denizciler katedrali. 1913 gibi geç bir tarihte tamamlanan katedral Sovyetler Birliği döneminde önce depo, sonra sinema ve daha sonra da müze olarak kullanılmış. Gezide bana eşlik eden dostum Sergey'in anlattığına göre dağcı bir arkadaşı, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra katedralin sökülen haçını helikopterden inerek takmaya çalışırken haç yere düşmüş ve onarım için 3 yıl daha beklemek gerekmiş. Yeni restorasyonu ise hiç beğenmedim, Edremit tarafındaki yazlık evlerin barbekülerini andıran beyaz parlak taşları yadırgadım.

Uçaksavar
Şehirde eskiden gemilerin dolaştığı dar kanallar boyunca dolaşırken sık sık toplara ve uçaksavarlara rast gelmek mümkün. Rus denizcilik tarihi ve çeşitli savaşları (Rus-Japon Savaşı, 2.Dünya Savaşı vs.) anan çok sayıda değişik anıta rastladık. 1920li yıllardan kalan ve St. Petersburg şehir merkezinde pek göremeyeceğimiz türden binaların da resmini çekmeden geçemedim.


Liman ve savaş gemileri
Unutmadan ekleyelim, 1921 yılında Kronstadt Paris ve Barcelona'dan sonra Avrupa'daki en önemli anarşist hareketlerden birine ev sahipliği yapmış. Eh haliyle her komün hareketi kanlı biter. Kızıl Ordu'nun eski başkentin dibindeki bu muhalif harekete tahammül göstermesi beklenemezdi. Savaş sırasında öldürülen binlerce anarşist direnşçi dışında Kızıl Ordu'ya teslim olan 2000'den fazla anarşist de kurşuna dizilerek öldürülmüş.

Komün anıtı
Bana mı öyle geliyor bilemiyorum, şehrin tamamında bir "squat" havası olması belki de bu tarihi mirasla ilgilidir. Her taraf terk edilmiş kırmızı kiremitli eski sanayi tesisleri ve binalarıyla dolu. 3-5 sarhoş denizci dışında da fazla denizciye rast gelmedik. Burada da, St. Petersburg'un banliyölerinde olduğu gibi eski Sovyet döneminin cadde isimleri değiştirilmemiş. Bu nedenle yolumuzu kaybedince ise yaptığımız ilk şey Lenin Bulvarı'nı (hiç şaşmaz, daima ana caddenin adı Lenin'dir) aramak oldu.

Metal yol

6 yorum :

  1. toplamda 2.5 saat kaldım, su bile içmeden döndüm :)

    YanıtlaSil
  2. tamam anladım otoyol denemeye gittin de; şnsan bişeyler yer içer yahu..

    YanıtlaSil
  3. Haklısın, aceleye geldi :) Ama dönüşte evde mis gibi karidesler beni bekliyordu ki o da başka bir yazının konusu :)

    YanıtlaSil
  4. Mevzuu enteresanmış..Komün hareketindeki toplulugu kursuna dizen Komunistler ... ironik olmuş.

    YanıtlaSil
  5. Ayrıca bizim ki kadar kötü restorasyonlar olabiliyormuş.

    YanıtlaSil