1 Eylül 2011 Perşembe

Pala Ocakbaşı


Eski Türk filmlerindeki gibi ocakbaşılar neredeyse kalmadı. Ocakbaşının isim babası olan "ocağın başında" yiyip içme geleneği neredeyse tamamen kayboldu. Oysa Uzakdoğu filmlerinde aşçı tezgahının dibinde sakesini yudumlayan insanları görünce hep özenirim yiyeceğim şeyin pişirilme sürecini izlemeye. İstanbul'daki son kaliteli ocakbaşılar ise İstiklal Caddesi'nin paralelinde bulunan Sükslü Saksı Sokak'a dizilmişler. Zübeyir Ocakbaşı gibi yerler son dönemlerde pek bir popüler. Haliyle fiyatları da şişkin.



Diğerlerinden daha mütevazi yerde bulunan merdivenlerden aşağıya inerek girebildiğiniz Pala Ocakbaşı ise Adana kebabı severlerin uğrak yeri. Burada Adana kebaba sadece kebap diyorlar. Ve en büyük spesiyalleri ise kalabalık masalara getirdikleri 1 metre uzunluğundaki şatafatlı Adana. Kebaba saygıdan olsa gerek pilav, soğan, biber gibi yancıları aynı tabakta kesinlikle getirmiyorlar. Pilav yiyeceksen Unkapanı'na git! diyecek kadar da küstah esnaf olmadıklarından tüm kebap aperatifleri ayriyetten masanıza ulaşıyor.

Patlıcan ezme sıcacık
Kebap dışı et ürünlerine gelince, külbastısı güzel bir şekilde terbiye edilmiş. Bifteğin dövülmesi sonucu hemen hemen tüm külbastılar sert olur. Ama buradaki gayet yumuşak. Pala'nın bir diğer spesiyali acılı ezmesi ise diğer yerlerde yediğimizden çok da üstün değildi. Ama patlıcanın sıcak sıcak masamıza gelmesi gönlümüzü fethetti. Başka yerlerde 1 günlük meze taze olarak kabul görürken 2 dakika önce hazırlanarak önümüze gelmiş ezme keyfimizi katladı. Ayrıca pidelerin ızgarada ısıtılarak gelmesi ve önümüze konulan şalgamın "el yapımı" olması artı puan. Gelelim kusurcuklarına;


Nevizade'de küçük rakıya 36, Çukur Meyhane'de 35 verip İstiklal'in en izbe sokağında rakıya 40 tl vermek canımızı sıktı. Nevizade'nin yarısı kadar kira ödeyip fiyatları bu kadar şişirmek pek de hoş değil. Spesiyalleri olan Adana'ya 15 tl normal olabilir ama gayet küçük porsiyonda külbastıya 18 tl vermek bence akıl kârı değil. Yemeğimizin ortasında uzaktan gürültüsü gelen zabıtaya yakalanmamak için masamızı jet hızıyla toplayıp içeride jet hızıyla tekrar kuran garsonlara ise puan tam. 2 kişilik masa toplam 107 tl. Tabi bu tip yerlerde fiyatın kişi sayısı arttıkça azalan oranda arttığını da kabul etmek gerek. Neticede İstanbul'da ocakbaşında atıştırma artık ucuz bir keyif değil.



7 yorum :

  1. adanayla aynı tabağa bulgurdur maydanozdur zımbırtılarını koymamalarını takdirle karşılıyorum.

    YanıtlaSil
  2. aslında adana'da ilaveten pilav bile gelmiyormuş.

    YanıtlaSil
  3. Adanadayim ve pilav yok abi.Daha cok yesillik ,salata kimi yerlerde suzme yogurt filanda getirdikleri oluyor.Ayrıca bir yerde patlıcan salatasıda getirmislerdi ki cok fena olmustum... Burada yukarıdaki menu rakısız 3 kisi 40 lira civarında..:))

    YanıtlaSil
  4. adana'ya bir gezi yapmamız şart oldu

    YanıtlaSil
  5. Valla ben ekim ortalarına kadar buradayim.Cok enteresan yerler kesfettim ve bunu sizlerle paylasmaktan mmutluluk duyarım.Bana nolyamus@yahoo.com dan da ulasabilirsiniz..

    YanıtlaSil