19 Eylül 2011 Pazartesi

Seurasaari


İnsan Helsinki'de yaşayınca eylül ayında "acaba son güneşli haftasonu mu?" diye sormadan edemiyor. Bu kaygıyla geçtiğimiz pazar günü güneşli havayı dışarıda geçirmek üzere Helsinki şehir merkezinin kuzeybatısındaki Seurasaari'ye gittik. Seurasaari, Helsinki'deki tek açık hava müzesi. Finlandiya'nın çeşitli bölgelerindeki köy yaşamını anlatan bir etnografya galerisi.

Kilise
Adaya köprüyle geçmek mümkün. Araç girişi yok (zaten adada patika dışında yol da yok). Girişte ilk dikkatimizi çeken müthiş bir kuş çeşitliği oldu. Hayatımda ilk defa 7 kuş türünü (serçe, güvercin, karga, kaz, ördek, kuğu ve martı) bir arada ekmek peşinde koşarken gördüm.

Kuşlar
Finlandiya'nın her bölgesinden adaya yerleştirilen evler, ağaç ve yiyecek depoları, kilise ve toprak sahiplerinin oturduğu nispeten gösterişli konaklar dışında adada en çok değirmeni ve 100 kişilik dev kanoları (ve tabi onların saklandığı barınakları) sevdim.


Finlandiya'nın Mustafa Kemal'i (bu yorum arkadaşım Mikko'ya aittir) Urho Kekkonen'in jogging yaptığı adayı çevreleyen patikadan yürüdüğünüzde çok sayıda sincapla karşılaşırsınız (itiraf ediyorum ben buraya sincaplar için geldim). Yanımızda fındık yoktu ama sincapları kandırarak (yere eğilerek) yanımıza gelmelerini sağladık.

Bereketli deniz
Bunun dışında adada plajlar (2 tanesi nudist olmak üzere), mangal alanları, yerel kostümleri ile dans edenler için dans pistleri, denize sıfır futbol sahası ve balıkçılar için iskeleler bulunmakta.

Ayrıntılı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.

1 yorum :

  1. uzun zamandır bir biyolojik çeşitlilik yazısı görmüyorduk..

    YanıtlaSil