25 Kasım 2011 Cuma

Beyrut Abur Cubur Rehberi 3

Beyrut abur cubur rehberimizin ikinci bölümünde şehrin Kızılkayaları Barbar Büfe'ye değinmiş, seyyar satıcılarda manouche yemiştik. Şimdi ise yolumuzu şehrin Ermeni mahallesine, yani Bourj Hammoud'a çeviriyoruz.


Bourj Hammoud bana 80'lerin Malatyasını hatırlattı. Malatya da zamanın Ermeni nüfusunun yoğun olduğu şehirlerdenmiş. Hatta meşhur Malatya Malatya bulunmaz eşin adlı şarkının Ermenicesini, etnik müzik meraklısı arkadaşım Ilgar keşfedip, bana dinletince küçük dilimi yutmuştum. Bourj Hammoud da tıpkı 80'lerin Malatyası gibi sokaklarında bakırcılardan, terzilerden, tamircilerden geçilmiyor. Etrafta odun ateşinde ekmek pişiren fırınların kokusuyla kayısı ağaçlarının kokusu birbirine karışıyor. Galiba en çok bu koku beni geçmişe götürüyor. Neyse konumuza dönelim. Bourj Hammoud'a Bakırcılar Çarşısı'nda cezve almak için gelmedik. Niyetimiz buranın en meşhur pastırmacısına uğramak. Kayseri'den göçme Basterma Mano şehrin en iyisi. Burası pastırma, sucuk ve döner (Hatta sucuk döner bile var) satışı yapıyor.


Dileyen pastırmaları sandviç olarak da burada ayak üstü yiyebiliyor. Pastırmanın kilosu 30 tl. İstanbul'da bu fiyata en adisini bile alamazsın. Etinde zerre sinir ve yağ yok. Çemeni bizimkilerden biraz farklı. Türkiye'deki orta siklet bir pastırma bunun eline su dökemez. Ama en üst düzey pastırmalarımız bence bundan iyi. Fakat bizdeki üst düzey pastırmaların fiyatı ise 80 tlden başlıyor. Sucuğunu tatma fırsatım olmadı ama mahalleli tarafından peynir ekmek gibi kapışılıyordu.

Liste Malatya, Maraş ve Tokat diye uzuyor
Eti kurutmayı Türkler'in bulduğu söylenir. Anadolu'ya da kuru eti Türkler getirmiş. At sırtında aylarca yolculuk yapan atalarımızın başka bir seçeneği yokmuş. Fakat kuru ete çemeni bulama fikrinin Ermeniler'den çıktığı söylenir. Bu yüzden büyük Ermeni göçüyle beraber en usta pastırmacıların Suriye ve Lübnan'a göçtüğü söylenir.

Yok artık!
Bourj Hammoud'da bu göçün izlerini hala görmek mümkün. Ararat, Maraş Caddeleri, Vanlıyan ve Tokatlıyan kuyumcuları gibi tanıdık imgeler her an karşınıza çıkıyor. Tabi göçün kötü izleri de yok değil. Aşağıdaki resimdeki sticklerlar mahallenin muhtelif yerlerinde karşınıza çıkabilir. Ne demişler ateş olmayan yerden duman çıkmaz!



Neyse tekrar konumuza dönelim. Gezimiz boyunca felafel yerken veya basit bir öğlen yemeğinde Lübnan lavaşıyla (Adını salladım) sık sık karşılaştık. Bizim lavaşlardan farkı ise sacda değil tandırda yapılıyor olması. İki tarafı aynı anda piştiği için orta kısım kabararak boş kalıyor. Felafelciler bunun arasına malzemelerini koyarken, bizim gibi dürüm severler arasına pastırma, peynir gibi şeyler koymak suretiyle kahvaltı yapabiliyor. Lübnan lavaşını her yerde bulabilirsiniz. Biz dönüş günü marketten aldık. Burada markette satılan lavaşlar bile belli bir kalitede. Türkiye'de satılan lastik gibi lavaşlarla uzaktan yakından alakası yok.

Tabela şahane
Rakı keyfi yaparken önünüze muhakkak çeşit çeşit çerezler gelecek. Buranın çerezlerinin en büyük özelliği ise fazla kavrulmuş olması. Çerez uzmanı dostum Mehmet Antep fıstıklarının çok kaliteli olduğunu söylüyordu fakat ben aşırı gevrek yer fıstıklarına ve kabak çekirdeklerine bayıldım. Son gün Hamra'da harika bir çerezciye denk geldim. Fıstıkları tam istediğim gibi çok kavrulmuştu. Tavsiye ederiz.



Kimi felafelciler fatteh isimli garip bir yemeği de menülerine koyuyorlar. Süzme yoğurt, nohut, kıtır ekmek (Khubz) ve çam fıstığının üzerine zeytinyağı ile kimyon dökülerek sunuluyor. Tam bir yaz mevsimi atıştırmalığı. Ayrıca enfes bir rakı mezesi.

Fatteh
Ve Sebze Pazarları: Abur cuburla pek alakası yok ama biraz da şehrin pazarlarına değinelim. Şehrin en önemli pazarı Gemmayzeh Gouraud Caddesi'nde kurulan Souk Al Tayeb. Şehrin ilk organik pazarı Türkiye'de de olduğu gibi ortalama pazarlardan biraz daha pahalı. Pazar cumartesi günü akşam 6'ya kadar açık. Bu pazarda organik ürünlerden süzme yoğurda, lavaş ekmekten binbir türlü baharata birçok Lübnan yerel lezzetini bulabilirsiniz. Şehre geldiğim ilk gün Cumartesi olduğundan ben hiç alışveriş yapma fırsatı bulamadım. Şimdi düşünüyorum da, aslında bir hafta boyunca beğendiğim tatları not alıp şehiri gezseydim ve en sonunda alışverişimi buradan yapıp Türkiye'ye dönebilseydim ne kadar güzel olurdu.

Souk El Tayeb

Şansıma Souk El Tayeb gibi olmasa da onun minyatür bir versiyonu Hamra'da tekrar karşıma çıktı. Sebzelere fazla bulaşmasak da daha önce tadına bakıp çok beğendiğimiz zeytin, taze hurma ve Lübnan pizzası manousheyi buradan aldık. Aslında çok beğendiğimiz Lübnan'ın küçük patlıcanlarından yapılan içi ceviz dolu patlıcan turşularını da çok almak istediysek de yolda başımıza bela olacağını düşünerek kendimize hakim olduk.

Salı pazarı

2 yorum :