2 Aralık 2011 Cuma

Beyrut İçecek Rehberi


B ile başlayan bölünmüş şehirler turumuz Berlin'den sonra Beyrut ile devam ediyor (Yakın bir zamanda Belfast'a gidemeyeceğimiz için de burada son buluyor). "Gezdiklerini boşver, bana yediğini içtiğini anlat!" felsefesiyle şehri ilk başta lezzet turlarıyla anlatıp en son turistik gezi rotalarımızdan bahsedeceğiz. Lezzet turlarına hafif bir giriş yapmak için ilk konumuzu içecekler olarak belirledik. Sonra abur cubur bölümü ile katı besinlere, mükellef sofralar ile de kompleks yemeklere giriş yapacağız.


İlk olarak gazlı içeceklerden başlayalım. Arap harfleriyle bezeli kolaların şokunu atlattıktan hemen sonra Arap coğrafyasında Pepsi'nin Coca Cola'dan daha popüler olduğuna şahit olduk. Hemen hemen her yerde aksi söylenmedikçe kola istenilince önünüze pepsi geliyor. Coca Cola'nın Yahudi lobisine yakınlığından mıdır yoksa daha şekerli Pepsi'nin Arap damak tadına uygunluğundan mıdır bilinmez, bu olay bizim gibi Coca Cola bağımlıları için çok da hoş olmadı.


Sıra geldi biraya. Ülkenin tek lokal bira markası olan Almaza 1933'de kurulmuş. Pilsener versiyonunun alkol oranı %4'ken pure malt serisinin oranı %6. Şaşırtıcı derecede lezzetli olan bu birada, standart pilsener biralarında olan acılık kesinlikle yok. Yoğun alkollü biralardan çok haz almasak da (Örneğin Tuborg kırmızı) "pure malt" serisini daha çok beğendik. Almaza'nın barlardaki fiyatı 5 tl'den 9 tl'ye kadar değişebiliyor.


Abur cubur yanına yenilebilecek içeceklerle başladık. Kola, bira ve sırada ayran. Biz ayran diyoruz ama bu içtiğimiz şey ayranla kefir arasında garip birşey. Kötü yemeğe karşı dayanıklılığım yüksek olsa da bu garip ekşi ayranı bitiremedim. 25 yıl sonra yarım bıraktığım ilk süt ürünü. Logosunda iştahla ayranı yudumlayan çizgi karaktere sakın aldanmayın. Ben maalesef aldandım. Aslında kapağının dandikliğinden kıllanmam gerekirdi. Neyse biz bozulan midemizi hazmettiricilerle düzeltmeye bakalım. Sıra geldi kahvelere.

Logoya aldanma yanarsın!
Beyrut'un her yerinde seyyar kahvecilere rastlamak mümkün. Buralar çok lezzetli kahveler yapıyorlar. Çoğu, servisi plastik bardakla yapsa da aşağıdaki gibi işi profesyonelleştirenler de yok değil. Türk kahvesinin köpüksüz ve kakule ile hafif baharatlandırılmış versiyonuydu bu içtiğimiz. Fakat yapana göre içindeki baharatın çeşidi artıp azalabiliyor. Sonuç olarak tadı kimi zaman mırraya kimi zaman Türk kahvesine benziyor.

Seyyar kahveciler
Kahwet Leila: Daha önce Aweht Azzeiz (Nam-ı diğer Glass Cafe) ismiyle yıllarca Beyrut entellektüellerine ev sahipliği yapan bu kahve, yılın başında Gemmayzeh semtinde yükselen kira bedelleri nedeniyle kapandı. Kahvehane, birçok sivil toplum örgütünün tepkisine rağmen kurtarılamadı.

Logo şahane
Mekan, yakın zamanda Leila adıyla (Orta Doğu kahvehanesiyle ile batı tarzı kafenin karışımı olan hibrit bir atmosferle) tekrar açıldı. Çoğu kişi tarafından eski atmosferi yansıtmadığı söylense de Gemmayzeh semtini gezerken iyi bir kahve içmek için en uygun adreslerden biri burası. Kahveler cezveyle geliyor ve bir cezveden yaklaşık üç fincan kahve çıkıyor, bilginize. Burada kahve içmeseniz bile yerel Lübnan içeceklerinden "jellab" veya beyaz kahveyi deneyebilirsiniz. "Jellab da ne ola!" diyecekseniz yazımızı sabırla okumanızı tavsiye ederiz.

Eski Azzeiz yeni Leila


Manara Palace Cafe: İstanbul'da deniz kıyısında kazıklanmadan kaliteli bir nargile keyfi nerede yapılır? Hiçbir yerde. Beyrut'ta ise cevap heryerde. Beyrut'un Tophane'ye cevabı tokat gibi geliyor. Aradaki en büyük fark Tophane'deki nargileciler denize 100 metreden yakın olmasına rağmen bir fincanlık deniz manzarasının olmaması, Manara Palace Cafe'nin ise üç tarafının denizlerle çevrili olması. İş bununla da bitmiyor. Hizmet yavaş olmasına rağmen kahvesi, çayı ve nargilesi gayet lezzetli. Fiyatlar boğazla kıyaslanmayacak kadar komik. Manara Palace Cafe Beyrut'un meşhur sahil şeridi Corniche'de bulunuyor. Burası, çılgın gece hayatında eğlenmek yerine sahilde turlamayı seven kalabalık müslüman ailelerinin uğrak yeri.

Manara Palace Cafe
Sıra geldi otantik içeceklere. Tüm Arap coğrafyasının resmi kokusu gül suyundan sonra kesinlikle portakal çiçeği gelir. Lübnan'da da durum farklı değil. Beyrut'taki bahçeli evlerden fışkıran portakal ağaçlarının kokusu tüm şehre sinmiş vaziyette. Fakat sadece bu değil. Portakal çiçeği suyunu (Mazaher diyorlar) baklava, künefe ve kadayıf gibi  tatlıların şerbetine eklemeyi ihmal etmemişler. Yediğiniz tüm tatlılarda portakal çiçeğinin kokusunu ve tadını hissedeceksiniz. Ayrıca yazın serinletici bir içecek olarak da sunuluyor bu bitki. Bütün aktarlarda ve tatlıcılarda şişelenmiş halde portakal çiçeği suyunu alabilirsiniz. Bir tatlı kaşığı (Keyfe göre daha az veya daha çok olabilir) çiçek suyunu bardağa koyup üzerine soğuk su ve buz eklediğinizde ferah bir yaz içeceği ortaya çıkıyor. Ayrıca aynı çiçeği kışın sıcak su ve balla içiyorlar. Adına da beyaz kahve diyorlar. Ben kişisel olarak şerbetli tatlılardaki tadını pek beğenmesem de soğuk suya katıp içmekten büyük zevk aldım. Hristiyan mahallesinde dolaşırken karşımıza sadece konsantre içecek üretip satan bir dükkan çıktı. 

Jellab
Beyrut uzmanı dostum Mehmet'in de tavsiyesiyle (Kendisi marketlerdeki versiyonunun Kemal Kükrer marka nar ekşileri gibi yapay olduğunu söylemişti) aktardan bir şişe aldım. Ayrıca burada portakal çiçeğinin dışında böğürtlen, gül şerbetleri de bulunuyor. Ama asıl keyfimi getiren şey Kahwet Leila'da deneme fırsatı bulduğum "jellab" adlı yerel Lübnan içkisiydi. Jellab bizim meyan kökü (Hazır demişken İstanbul'da meyan kökü suyu bulabilir miyiz?) gibi geçmiş zamanda Lübnan'da çok popüler olan sokak içeceğiymiş. Zamanla sokak satıcılarının sayısı azalsa da bazı dükkanlar da jelllab içebilmek mümkün. Eğer tadını bilmediğim şeye niye para vereyim diyorsanız yukarıda tanıttığımız Kahwet Leila'da gayet profosyonel bir şekilde jellab yapıyorlar. Ayrıca piyasada ortalama bir portakal çiçeği suyunun şişesi 22000 livreye (Yaklaşık 25 tl'ye satılıyor). Burada ise jellab ve portakal çiçeğinin şişesi sadece 15.000 livre. Üstelik Maruni usta, kendi yaptığının Beyrut'taki son katkısız şerbetlerden biri olduğunu iddaa ediyor. Dükkan, Gemmayzeh'ten Bourj Hammoud'a giderken Gouraud Caddesi'nde sağ yakada.

Maruni azizi Saint Charbel her yerde
Bu içecek çoğunlukla hurma veya üzüm şırasından oluşuyor. Tadını çeşitlendirmek içinse çeşitli baharat ve gül suyuyla aromalandırılıyor. Benim satın aldığım ermeni dükkanı jellabı hurma şırasından yapıyormuş. Hazırlanışı ise çok kolay. Bir bardağa serçe parmağı kalınlığında jellab dökülür. Bol buz ve soğuk su ilave edilip en üste birkaç parça çam fıstığı ve kuru üzüm konur. Sonuç enfes. Almadan dönmeyin derim.

Jellab, gül suyu ve diğerleri
Portakal çiçeği suyu konsept mağazaların da gözdesi 
Bu da çerezcideki versiyonu
Tekrar alkollülere dönelim. Lübnan'ın en meşhur şarabı Ksara. 1853'de Lübnanlı hristiyanlar tarafından kurulmuş. Lübnan diyasporasının yaygınlınlığından dolayı hemen hemen tüm büyük ülkelerde rahatça bulunabiliyor. Bu firmanın Bekaa Vadisi'nde büyük bir çiftlikleri var ve buraya turistik ziyaretler de yapılabiliyor. İlk olarak tadımımızı Ksara firmasının ürettiği arak markası olan Ksarak ile yaptık. Alkol oranı rakıdan yüksek. Yüzde 53. Fakat tadı daha şekerli olduğundan mıdır bilinmez içimi çok daha rahat. Aynı miktarda rakıyı içince yaşadığım sorunları arakta kesinlikle yaşamadım. Anason kokusunun rakıdaki kadar keskin olmayışı bunun en büyük sebebi.

Ksara şarapları
Ksarak
Onlarca çeşit arak markası olsa da birçok içki uzmanının favorisi Le Arack de Musar. Ksarak gibi bu da Bekaa Vadisi'ne konuşlanmış şarap firması (Chateu Musar) tarafından üretiliyor. Ayrıca arkadaşım Mehmet'in dediğine göre ülkeye ziyarete gelen politikacılara, iş adamlarına, Arak Brun'u ikram ediliyormuş. Güzel bir tüyo. Ben "free shop"tan Le Arack Musar'ı aldım. En önemli özelliği çoğu arak ve rakı gibi üç kez değil dört kez damıtılıyor olması. Fakat free shoplarda 70'lik yerine 50'liği bulunuyor. Fiyatı ise biraz pahalı. Standart bir 70'lik arak ile hemen hemen aynı fiyatta. Tadı, çok beğendiğim Ksarak'tan bile daha iyi. İçimi inanılmaz rahat. Galiba arakın rakıdan üstün olan bir başka özelliği ise meyvalarla daha iyi gitmesi. Bu zıkkım, Lübnan mükellef sofralarının vazgeçilmezi olan devasa meyva tabaklarıyla iyi bir ikili. Hele hele taze hurmayla bir 50'lik devrilebilir.


Rakı ve hurma
Lübnan'da Kasım ayının bile ortalama sıcaklığı 25'e yaklaştığı düşünülürse bu ülkedeki meyve bolluğuna şaşırılmamalı. Tüm Arap coğrafyasında olduğu gibi burada da adım başı tropikal meyve suyu dükkanları var. Binbir çeşit meyveyi birbirine karıştıran bu dükkanlarda Türkiye'nin yarı fiyatına (Fakat meyve suyu fiyatları bakımından Suriye'nin buradan iki üç kat daha ucuz olduğu söyleniyor) leziz meyve suları içebilirsiniz. Aşağı fotoğraftaki ise yoğun bir arak aleminin akabinde içilen mango suyu.

Mango suyu

3 yorum :

  1. bu arada arak brun kez damıtılıyormuş yani arack de musar'dan bile iyi.

    YanıtlaSil
  2. num lock um sık sık kapanıyor bu aralar. 5

    YanıtlaSil