13 Aralık 2011 Salı

Mariinsky Tiyatrosu

Uzun zamandır kah pintiliğimden, kah üşengeçliğimden bir türlü gidemediğim Mariinsky Tiyatrosu'nda geçen pazar günü Puşkin'in aynı adlı şiirinden uyarlanan "Bahçesaray Çeşmesi" isimli baleyi seyretmeye mazhar oldum. Biraz tiyatronun kendisinden bahsedeyim. Şu aralar garip ve korkutucu bir restorasyon çalışması yürütülen tiyatro, Çariçe Maria Alexandrovna'nın adını taşıyor.


1860 yılında açılan tiyatro Rimski-Korsakov'un, Çaykovski'nin ve Mussorgyki'nin pek çok eserinin galasına ev sahipliği yapmış. Aslında aklımıza gelen Sovyetler Birliği öncesi hemen hemen tüm opera ve balelerin (Uyuyan Güzel, Kuğu Gölü Balesi, Fındıkkıran, Evgeni Onegin, Korkunç Ivan vs.) galası burada yapılmış.


Bale, opera ve orkestra olmak üzere üç ana bölümden oluşan tiyatroda görkemin bini bir para: dev avizelerle kaplı giriş, her yeri altın kaplama duvarlara ve sahneye sahip enfes tiyatro salonu ve gösterişli Çar locası, çeşitli değerli tablolar... Elbette bir alt sınıfa hitap eden Mihailovsky Tiyatrosu'na (Bir alt sınıfa hitap ettiğini ancak Mariinsky'e gelince anlayabiliriz, orası da fazlasıyla gösterişli) daha sık gitmiştim (Çar locasına en yakın localardan birinden izledik ve biletler yılbaşı hediyesi olduğu için fiyatını bilmiyordum, internetten bakınca şok oldum; kişi başı yaklaşık 220 lira ancak 100 liralık biletler de mevcut). Değer mi? Kesinlikle evet. Yıllarca Ankara ve İstanbul'da öğrenci bileti alarak 5-10 liraya bale izlemiş birisi olarak söylüyorum bunu. Mariinsky salonları dünyanın en iyi opera ve bale salonları arasında gösteriliyor (Mariinsky'nin Moskova orijinli Bolşoy'un en amansız rakibi olduğunu da hatırlatalım).


Bahçesaray Çeşmesi Puşkin'in dokunaklı şiirinden uyarlanan, yer yer Rus oryantalizmin (Bale ve opera dışında oryantalizme tahammülüm yoktur) abartı öğeleriyle bizi (En azından beni) güldüren son derece hareketli bir bale. Bilhassa koskoca Kırım Hanı Giray'ın (Hangi Giray bilemiyoruz) taytıyla ve nefis figürleriyle (En çok alkışı o aldı) yaptığı kılıçlı danslar, tipik ama çok da sıkıcı olmayan harem sahneleri ve harika bir tatar saldırısı bizi 3 saat boyunca hiç ama hiç sıkmadı. Ama bizden 3-4 gömlek üstün olmalarını (Rus ve Türk balesini karşılaştırmak gibi bir gaflete düşmeyeceğim) bir de enfes dekorlarla süslemelerine hayran oldum. Yolunuz St. Petersburg'a düşerse mutlaka bir opera veya bale izleyin, baleden, operadan hoşlanmam diyerek kolaya kaçmayın, farkı göreceksiniz.


Not: İyice havaya girmek isteyenler için dürbün kiralama opsiyonu mevcut. İçeride her şey ateş pahası, tok gitmekte büyük fayda görüyorum :).

1 yorum :