16 Ocak 2011 Pazar

Malt Viskiler: Laphroaig


Bloğumuzu her ay moda bir konu domine ediyor. Bir ara biyolojik çeşitlilik moda olmuştu, daha sonra yoğun hamam yazılarıyla (hala devam ediyor aslında) devam etti bu gelenek. Şimdilerde ise içki yazıları pek popüler bloğumuzda. Çok ünlü kitabımız "World Whiskey"in bir diğer favori malt viskisinin Laphroaig (Lafroy) olması vesilesiyle yurtdışındaki kuzenlerimize şimşek hızında bir sipariş verdik.

Charles Laphroaig deniyor

Heyecanla bekleme moduna girerken, daha denemeden yurtdışındaki viski blogları sayesinde tadını kafamızda canlandırmıştık. Ve şişeler evimize girdiği gün zerre kadar yanılmadığımızı anladık. Tam tahmin ettiğimiz gibiydi, enfes!! Laphroaig'un ilginç bir tadı var. Bir yandan Talisker gibi is tadını barındırırken (malt viskiler tablomuza buradan bakabilirsiniz), diğer yandan kimisinin bayıldığı kimisinin nefret ettiği "hastane aroması" (hastane aroması derken yurtdışında "medicinal" diye tabir edilen ilaçsı kokular) ve kokusunu içeriyor. Ayrıca bir çay kaşığı su serpiştirdikten sonra dipten hindistan cevizi kreması tadının geldiğini söyleyenler de var (ben pek hissedemedim). Bana gelen "Quarter Cask" serisi, standart Laphroaigler'den farklı olarak çok daha küçük fıçılarda bekletildiğinden (diğer viskilerden %30 daha çok meşeye temas ediyor) 30 senelik konyaklardan bile daha fazla fıçı kokusu barındırıyor. Yoğun fıçı kokusu ve Quarter Cask serisi diğerlerinden farklı olarak %48 alkol barındırmasına rağmen bu baskın özellikler viskinin tadını asla gölgelemiyor.


Diğer bütün Islay yöresi viskileri gibi (mesela Ardbeg) deniz kıyısına yakın yerlerde üretimi yapıldığından yoğun yosun ve deniz iyotu kokusu barındırmakta. Bu artı özellik yüzünden is kokulu viski severlerin favori içkisi olan Talisker fanlarını bile etkilemeyi başarıyor. Tadının karmaşıklığı ve içtikten 2-3 dakika sonra bile farklı tatlar hissettirmesi vesilesiyle keşfedilmesi çoğu viskiye göre daha güçtür (ama aynı zamanda daha eğlencelidir).

üretim yeri

13 Ocak 2011 Perşembe

Sokaktan...Banker Sokak

Banker sokak Eski Bankalar sokağının devamında bulunuyor. Bankalar sokağının ise bir üst paraleli.


9 Ocak 2011 Pazar

T-Rex Sunar: John's Phone



Benim gibi telefon düşmanlarının bayılarak almak isteyeceği bir telefon. Her türlü marifete sahip yeni jenerasyon cep telefonlarına karşı aramaktan (asıl işlevi) başka bir işe yaramayan cep telefonu üretildi. John's Phone adıyla piyasaya sürülen telefon internete girememenin dışında, foto çekemiyor, mesaj atamıyor ve hatta numara kaydedemiyor (telefon nosunu kaydetmek isteyen müşterileri üzmemek için küçük defter ve kalem yanında hediye veriliyor). Beni en çok tavlayan yönü ise, ekranı olmadığından arayan kişiyi görememe özelliği. Böylece kim aramış?, açsam mı? açmasam mı? gibi sorunsallardan tümüyle kurtulmuş oluyorsunuz. Nam-ı değer anti-iphone yeni nesil telefonlardan sıkılan, teknoloji düşmanları için üretildi. Fiyatı 60 Euro civarı.
 

7 Ocak 2011 Cuma

Sokaktan...Bodrum-Ankara


Bodrum’un ana caddelerinde, ara sokaklarında, her köşede gülen yüz resimleri var bu ara. 2006’ya damgasını vuran ‘V For Vendetta’ filminin ‘V’ karakterine ait maske figürünü, elektrik ve reklam panolarından duvarlara her yerde görmek mümkün. Son iki hafta içinde ortalığı saran yüzlerce Vendetta işareti ve resmini kimin çizdiği belirlenemedi. (Haber: Radikal)

bu da Ankara stencili

5 Ocak 2011 Çarşamba

Malt Viskiler: Glenfiddich


Çok sevdiğimiz "Gemide" filminin bir sahnesinde kaptanın, boksöre ve Ali'ye gösterip hava attığı, fakat gram koklatmadığı bir viski vardır. Sonrasında ise gemideki kıza şov yapmak için bir duble içirmiştir. İşte o pek kıymetli viskinin markası Glenfiddich'tir. Glenfiddich'le ilk tanışmam, bir barda (Hem de barmene) dünyanın en iyi viskisinin Chivas Regal olduğunu iddia ettiğim zamanlara dayanır. Barmen de dayanamayıp normalde bardağı 30 tlye satılan Glenfiddich'ten bir duble tattırmak suretiyle, beni (Pahalı bir yolla) alt etmesiyle başlar. 5 dakika evvelinde Chivas'ı içtiğimden net bir kıyaslama şansım olmuştu (Avrupa'da ikisinden de birer şişe alıp kıyaslayabiliyorlar). Tükürdüğümü anında yalamıştım. "Dünyanın en iyi viskisi Glenfiddich" diye dolaştım birkaç zaman. Tabi onu da satmam çok uzun sürmeyecekti. Bu satış süreci ise bir başka yazı konusu.


Daha önceki viski yazımızda (Buradan ulaşabilirsiniz), İskoç malt viskilerin yörelerine göre 5 gruba ayrıldığını söylemiştik. Speyside yöresinin en popüler viskilerinden Glenfiddich (Geyik vadisi anlamına geliyor), dünyanın en çok satılan malt viskisi.


Glen ailesinin diğer üyeleri gibi damıtma işlemi tek çeşit "doğal bahar sularından" yapılmakta. Dinlendirilme işlemi ise Küba'dan getirilen kullanılmış "rom" fıçılarında ya da Amerika'dan getirilen yine kullanılmış "burbon" fıçılarında gerçekleştirilmektedir. Glenfiddichler 12, 15, 18, 21, 30 (40 ve 50 yıllıklar ve pek kıymetli 1937 üretimi daha çok özel üretim olsa da) yıllık olarak şişelenmektedir.

Meşhur 1937 üretimi
Diğer birçok malt viskinin aksine içine buz konularak içilmesi Amerika'da da çok popüler olmasını sağlamıştır. Yıllanma derecelerine ve fıçı çeşitlerine göre tat ve kokuları çok değişkenlik gösterse de (15 yıllıktakinde bal, baharat ve hafif meyve aroması öne çıkarken, 12 yıllığında armut ve hafif meşe fıçısı kokusu, 18 yıllıktakinde ise tarçın ve elma tatları yoğunluktadır) tüm ürünlerinde ağırlıklı olarak taze meyve, limon ve diğer turunçgillerin yoğunluğu, derinlerde ise otsu tatlara sahiptir. Bu özelliği sayesinde, sert ve yoğun kokular barındıran çoğu "single malt"lara göre, yeni başlayanlar için en uygun tercihlerden biridir Glenfiddich.

Glenfiddich 50

3 Ocak 2011 Pazartesi

Balıkesir Lezzet Turu 5:Triple-Double Sunar: Balkaya Pastanesi

giriş (bir de yan çıkışı var ayakkabıcıya)
Balkesir Yeni Çarşı'nın İş Bankası kolunda otuz metre ilerleyin. Sağ tarafınızda böcek ilaçları satan tarihi bir dükkan vardır. Onu biraz geçin çekirdekçilere gelmeden Balkaya Pastanesi'ni görürsünüz. Dışarıdan çok bir albenisi olmasa da burası kendini masa başında ifade eden yerlerdendir. Benim favorim yazları süphangile üzerine sade dondurma, kışları ise kazandibidir. Günümüzde birçok pastanede sunulan pudingten hallice, kıvamsız, tatsız ya da aşırı tatlı ama en mühimi keksiz süphangilenin aksine, Balkaya’da süphangile tam da olması gerektiği gibidir.

artık pek az yerde rastlanan kekli süphangile
Gelelim kazandibine. Balkaya’da kazandibi gül suyu ve pudra şekeri ile servis edilir. Evet aynen öyle ve yiyen pişman olmaz. Her ne kadar son gidişimde servis edilen kaşık yuvarlak uçlu olsa da, olması gereken küt burunlu kaşıktır. İyi bir kazandibi yoğunluk olarak ne keşkül kadar yumuşak ne de şekerpare kadar sert olur. Fiyatları ile cüzdan, lezzetiyle damak dostu olan bu müesseseden ayrılırken kasadan bir şemsiye çikolata almak da nesilden nesile geçen bir gelenektir.


kaşık küt burunlu olursa, sağ üst köşe katlanmış defter yaprağına benzer

1 Ocak 2011 Cumartesi

En Kıymetli 5 Forma Reklamı

110 yıldır formalarına reklam koydurtmayan Barcelona'nın, rekor fiyata "Qatar Foundation" ile anlaşma sağlamasıyla, forma reklamları tartışmaları da kızıştı. Ligimizde de niyet protesto olmasa bile, "sponsor bulamama" nedeniyle bu sezon reklamsız birçok kulüp sahalarda boy gösteriyor. Bu vesileyle Türkiye liglerinin en kıymetli forma reklamlarına bir göz atalım dedik. Türkiye'de futbol kulüplerinin forma reklamı almasının fikir babası Şenes Erzik'tir. Yabancı kulüplerin bu kazanç kapısını fark eden Erzik, üç büyüklere konuyu açar ve nihayetinde 1977'de ve Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle 30x15 cm ebatlarında forma reklamına onay verilir.


5. En kıymetli forma reklamlarına beşinci sıradan başlıyoruz. Fenerbahçe'nin Cemil Turan'lı 1978 kadrosunda efsane kolonya "Pereja" reklamı görülmekte. Şimdilerde unutulmaya yüz tutmuş İstanbul kolonyası Pereja'nın devasa reklamı, neredeyse formanın dörtte üçünü kaplıyor. Formada amblem ve Türk bayrağının olmaması, reklamı daha bir dikkat çekici kılıyor.


Devasa amblem
4. Bu sezon göğüs reklamına herhangi bir sponsor bulamayan Ankaragücü (daha önce de Uzanlar'ın batmasıyla sponsorsuz kalan Adanaspor, takım posterini formalarında taşımıştı) göğsünde takımın logosunu taşıyor. İşte "kendi reklamını yapmak" deyiminin somut örneği. Ankaragücü'nün dışında Bursaspor, Konyaspor ve Antalyaspor gibi süper lig takımlarının da bu sene reklamsız formayla çıkışını yine bir Tanıl Bora yazısıyla sonlandıralım:


Birçok takımın formasının önü 1960’lardaki gibi pir-ü paktı ilk hafta. Futbol işletmecilerinin gözüne boş bilboardlar kadar mahzun görünmüş olmalılar. Reklama alışmış seyirci gözü de yadırgamış olmalı. Oysa, sahici (organik!) Ayaş domatesi bulmak kadar hoş ve ender rastlanır bir sürpriz, formaların bu yalınlığı. İlk haftanın şıkları: Gençlerbirliği’nin göğsün iki yanında iki ince kırmızı-siyah dikey çizgilisi (üniversiteli taraftarlar tasarlamış), Kasımpaşa’nın mavi-lacivert parçalısı, Fener’in hafif incelmiş çubuklusu. Antalya’nın göğsündeki beyaz sansür bandı nedir, Trabzonspor’un otel görevlisi üniforması nedir? Antepspor’un sarı fosforlu formasına teessüf ettim. Kırmızı-siyahın varsa, başka renk giyer misin? (19/08/2010 Radikal Gazetesi)

A. Demirspor ve Kastelli
Beko'dan önce Bako vardı
3. Bir dönem filmlere konu olan, pek popüler olan bankerler, formalarda da yaygındı. Aynı dönem Galatasaray formasında MEBAN (Faruk Süren'in Ailesi'ne ait bir bankerlik şirketiydi. Ve 1983 yılında patlayan banker rezaleti sırasında ardında binlerce mağdur bırakarak batmıştı), Fenerbahçe'nin göğsünde ise İstanbul Bankası ve Hisarbank, Bako'dan sonra ise Beşiktaş, Bağbank ve Titibank gibi garip banka reklamlarına geçmiştir. 80'lerin ortalarında "bankerler yasasıyla" Kastelli ve arkadaşları, 90'lara girilirken ise ekonomik kriz bu "yüksek faizci bankaların" kapanmasına neden oldu.


2. 1988 yılında Samantha Fox konser için İzmir'e gelecektir. Bu konserin reklamı için Fenerbahçe-Altay maçı düşünülmüştür. Bu sebeple Altay takımı sahaya "Samantha Fox" göğüs reklamıyla çıkar. Fakat Fener maçı 4-0 kazanır. Tartışmasız dünya forma reklamı tarihinin en yaratıcı örneği.

Altay'da Samantha, Fener'de Tamek reklamı


1. Birinci sırada ise tüm zamanların en uçuk forma "reklamı" var. Samanta Fox'lu Altay forması komedi ise bu forma trajedidir. Cuntaya jest; 19 Haziran 1960. Yer, Mithatpaşa Stadı. Beşiktaş ve Karagümrük futbol takımları karşı karşıya geliyor. 27 Mayıs darbesini gerçekleştiren Cemal Gürsel'i selamlamak için göğsünde paşanın isminin yazılı olduğu bu talihsiz formalarla çıkarlar. Şu sıralar muhalif duruşuyla tanınan Çarşı'ya bu fotoğrafı göstermek, onları susturmaya yetecektir.