24 Ocak 2012 Salı

Endülüs Yazıları 1: Bir Bira İçtim Hayatım Değişti

Helsinki'nin en berbat döneminde (Aralık boyunca gündüz süresi 5 saatin altındadır) tatile çıkmak güzel bir gelenektir. Buradaki Noel kutlamalarından da fena halde sıkılmış olduğumuzdan üç hafta boyunca gerçekleştirdiğimiz İspanya ve Portekiz gezisi bize ilaç gibi geldi. Önümüzdeki günlerde bu geziden izlenimlerimi aktaracağım. Elbette ki ilk yazımız (Bloğumuzdaki herkes pisboğazlıkta birbiriyle yarıştığı için birisi bir yere gitse sorulan ilk soru: Ne yedin?) yemekle ilgili: Tapas.




Tapas'ın ortaya çıkışı hakkında iki hikaye vardır, hangisine inanmak işinize gelirse. Rivayet ederler ki Granadalı bir gezgin, bir konaklama sonrası şarabı bozulmasın yahut dökülmesin diye toprak küpünü hamurla (Ekmek ya da lavaş) kapatır (İspanyolca kapatmak: tapar; ve hatta Arapça tıpa) ve yoluna devam eder. İlk verdiği molada açtığı şarabı ekmekle tüketince, içkiyi mezeyle tüketmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu kavrar. İkinci hikaye biraz daha inandırıcı sanki. Kastilya kralı 10. Alonso (Bir düzineden fazla vardır bu Alonsolardan) bir hastalığa yakalanır ve doktorlar şarap içmesini (O dönemin şaraplarının çok sert olabileceğini hatırlatalım) ancak yanında bir şey yediği takdirde hoş görürler. Sağlığına kavuşan şarapçı kral da bir genelge yayımlayarak bu durumun tüm Kastilya'da (Sonradan İspanya'da) yaygınlaştırılmasını (Yani ey ahali! Mezesiz içmeyin) emreder.


Granada'daki tapas çeşitleri:

Ahtapot, az yağda kızartılmış (Tercihim her zaman mangalda yapılanı ancak bizdekinin aksine yağda pişmiş ahtapotlar da Granada'da çok lezzetli)
Kalamar ve türevleri
Köpekbalığı (Dog fish olarak geçiyor, ben haz etmesem de herkes bayıla bayıla yiyor)
Midye ve türevleri (Bol zeytinyağlı ve sarımsak soslu)
Hamsi (Karadeniz hamsisi kadar lezzetli olamaz elbette)
Bildiğin tas kebabı
Jambon (İsp. Jamon) çeşitleri (Kızarmış yahut pastırma şeklinde, domuz yemeyenler uzak dursun)
Peynir (Keçi peyniri hiç fena değil)


Elbette bunlar söylediğiniz bir biranın yanında ücretsiz olarak geliyor; Granada'da bir tapas barda menüden bir şeyler seçmek mümkün elbette ancak ne gerek var? Bira 1.7-2 euro arası değisiyor, yani 2 euro verip yanında ahtapot yiyorsunuz. Bilmem anlatabildim mi?


Numarasız kalamar


Ancak sinir bozucu bazı şeyler de yok değil. Birincisi, Granada'da büyük bira servisi çok çok nadir görülen bir şey. En çok kullanılan bardak su bardağı (Evet! Bir de garson bardağı küt diye masaya vurarak veriyor, niyeyse). Aslında bir ufak su bardağına 2 euro ödüyorsunuz ama yanında gelen yemeği ve miktarını düşündükçe gene de ucuz diye düşünüyorum. Ancak bira düşkünleri bu uygulamadan hoşlanmayabilir. İkincisi, her şeyin fazlası zarar. Son günlere doğru garsonlara yalvarır olduk, tapas getirmeyin diye. Arkadaşım Alp, bu durumdan şişe bira söyleyerek kurtulmaya çalıştı. Son gün keşfettiğimiz büyük bardakta servis yapılan barda önceden tembih ettik garsona, "Tapas istemiyoruz, sadece bira içeceğiz". Tabi bu durumdan haberdar olmayan dükkan sahibi önümüzde meze olmadığını görünce paniğe kapıldı ve karısına bağırdı. Hatasını telafi etmek için de koca bir tapak dolusu köfteyi önümüze koydu. Kaçış yok, Alp'in söylediği bir şeye çok güldüm: "Artık Granada'da bira içmeye korkuyorum". Üçüncüsü, bu tapas barların hiçbir standardı yok. Ne zaman açılıp kapanacakları bardan bara değişiyor. Kimi gündüz açık, kimi gece bir ara kapanıyor bir ara tekrar açılıyor, hatta yan yana iki barın birinin açıldığını diğerinin aynı anda kapandığını gözlerimle gördüm. Bu durum çoğu zaman uzun yürüyüşlere yol açıyor.



Tas kebabı

Tapas tüm İspanya'da yaygındır ama Granada'ki tapasın özelliği bedava olmasıdır. Granada dışındaki her şehirde tapas için bir ücret ödersiniz (Bilhassa Barselona'da hesap gayet kabarık gelebilir). Kısaca tapas (Tekili tapa; ufağı tapita) İspanyol mezesidir. Bizdeki kadar çok çeşidi olduğunu söyleyemesem de Granada'da söylenilen her içecekle (Bazı yerlerde kola söylersen bile yanında tapa geliyor) birlikte tapas gelir ve genelde seçme şansınız yoktur (Müslümanım ayağına yatarsanız domuzdan kurtulursunuz, onun dışında bazen kız arkadaşımın vejeteryanlığını kullanıp değişik tapa getirttiğim oldu).


Not 1: Şehirdeki etnik restoranlar dahi bu trende ayak uydurmuş. Çin restoranında bira söylüyorsun yanında noodle geliyor.
Not 2: Granada'da tapas turlarına katılmanız (Ya da kendi başınıza kentin çeşitli yerlerine konulan tapas rotalarını takip etmeniz) şiddetle önerilir.

Konuyla ilgili güzel bir çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz (Bizim favori mekanımız deniz ürününe boğulduğumuz "Avila"ydı).

4 yorum :

  1. hemen saldırayım. pek bir adi görünüyor tapaslar. ama tabi biranın yanında çerez mantığıyla çok da problem olmaz herhalde. ama görüntü adi.

    YanıtlaSil
  2. sen güzelini yap da yiyelim imercim...beleş sirke baldan tatlıdır diyecegim ama bir adilik durumu söz konusu degil. gayet lezzetli, nevizade'de bunların 5 gömlek altındaki bir mezeye 20 lira ödersin ama :)...aslında asıl favorim rokforlu jambonun resmini cekmemisim, simdi aklıma geldi.

    YanıtlaSil
  3. bu arada biraları merak ettim ben.

    YanıtlaSil
  4. Avrupa'nın güneyinde iyi bira bulmak genelde zordur ama Alhamra 1925(yesil sise) gayet güzel. Diger İspanyol biraları (San Miguel, Estrealla, Mahou beş para etmez.

    YanıtlaSil