22 Ocak 2012 Pazar

Ordinaryüs

 

Seksenlerin ortasında dayımların maliye kampında (Büyükada'da) tatildeydik. Dört-beş yaşlarındaydım. Babam, yolun ilerisinde bisikletle geçen adamı gösterip, "Bak Lefter bu! Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu" dediğinde uzun uzadıya seyretmiştim bu adamı. Selçuk Yula'dan başka büyük futbolcu bilmiyordum. Demek ki bu Selçuk'tan bile büyüktü (Sonraları anladım. Babam abartılı görüşler beyan etmeye bayılırdı. Alain Delon için "Gelmiş geçmiş en yakışıklı oyuncu" demişti. Hatta Charles Bronson için " Dünyanın en iyi oyuncusudur bu" demişliği bile vardır).

Yıllar sonra  Büyükada'ya Troçki'ni ve Lefter'in izini aramaya gitmiştik. Troçki'nin harap binasını bulduktan sonra hava kararmaya yakın Lefter'in evini de güç bela bulabilmiştik. Tüm Adalılar gibi balkonda atletiyle dinleniyordu. "Lefter!" diye bağırdığımızda ise biraz sinirlenmiş, "İyi de yavrum. İnsan bu saatte rahatsız edilir mi diye kızmıştı". Sonra yumuşamış, güzelce muhabbet etmiştik.


Bu haftasonu Sükrü Saraçoğlu'ndaki Kayserispor maçına geldiğimizde ise tribünlere dev Lefter forması açıldı. Alex her golü attığında, tribün anonsçusu. "Golü atan 10 numara. Küçükandonyadiiiiis!!!" diye haykırıp, tribünlerin "Lefteeeeeer" diye cevap vermesi ise günün en güzel anlarıydı.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder