14 Şubat 2012 Salı

Vefa'da Bir Akşamüstü

Cuma: Büyük gün. Star Wars yıllar sonra (Hem de üç boyutlu) beyazperdede izlenecek. CGI Yoda meselesi beni hiç korkutmuyor. Romalı bir komutan edasıyla gece 12 seansına gidiyorum. En azından uzun saçlı nerd Star Wars fanları gündüzden işlerini bitirmişlerdir diye düşünüyorum. Bingo. Salondaki en gürültücü adam benim. Lucasfilm yazısı 3D olarak gözüktüğünde tek alkışlayan yine ben. Zaten uzun saçlı Star Wars fanlarından hiçbir farkım yok. İnsan kendine benzeyeni sevmezmiş derler. Varan İki. Klasik Star Wars giriş jeneriği, uzayın derinlerinden akmaya başladı ama bir farkla bu sefer yazılar gerçekten uzayın derinliklerine gidiyor. 


3D sağolsun. Çok yaşa James Cameron. Fakat daha Obi Wan "Negotiations were short!" espirisini patlatmadan işin rengi belli oluyor. Bu bir üç boyutlu film değil! Tıpkı Clash Of The Titans filmindeki gibi arka planın bulanıklaştırılması suretiyle yapılan şaklabanlık denemesinden başka birşey değil (Bir zamanlar bizim jenerasyona yutturulmaya çalışılan Show TV nin 3D erotik kuşağından hallice). George Lucas bu sefer çizmeyi fena aştı. Film gelmeden önce fanların kalbini sıkıştıran kukla Yoda'nın bilgisayar animasyonu ile değiştirilmesi sorunsalı bu rezillikten sonra çok masum kalıyor. Ayrıca pek bir hevesle beklediğimiz (Jar Jar'ın sakarlıklarının kırpılması veya çizgi filmden renkli Gungan savaşı sahnesinin revizyonu) birçok yenilik tabiki yine yapılmamış. Hayal kırıklığımı ise, gecenin üçünde zap arasında denk geldiğim Vedat Milör sonlandırdı. Vefa semtinde Karadeniz Pide Salonu'nda kebapları, pideleri, güveçleri ve sütlaçları götürürken ben de karşısında yoğurt-ekmek yemekteydim.


Cumartesi: Eskiden bol bol evde yemek yazıları çıkaran bir blogduk. Farkında olmadan son zamanlarda biraz lümpenleştik. Çok fazla dışarıda yemek yer olduk. Allahtan İmerhan hamburger yazısıyla buna son verdi. Ben de misilleme olarak "orijinal" tiramisu yapayım dedim. Bu yüzden ana malzemelerden kedi dili ve mascarpone peynirini bir gün önceden aldım. Kutusuna 12 tl verince dayanamayıp tadına baktım. İsminin ihtişamına kanmayın. Mascarpone dedikleri simitçilerde satılan üçgen peynirden bile vasat bir tada sahip. 


İnternetten orijinal tarifi bulmak ise en büyük problem. Her sitede farklı malzeme ölçüsü ve daha da kötüsü farklı malzemeler belirtilmiş. Kimisi süt koyun derken kimisi yumurta beyazı koymuyor. En sonunda bu siteden aldığım tarifle işleme koyuldum. Tiramisuyu yaptıktan sonra kedi dili paketinin üzerinde orijinal tiramisu tarifini bulmam canımı sıkmadı değil. Bu yüzden hiç keyfiniz kaçmasın. Kedi dili aldığınız vakit zaten tarif sorunu çözülüyor.

Püf noktaları: Bu tarifte içine 4 yumurta sarısı koyun diyor ama bence çok fazla. Tadının çok ağır olmamasını istiyorsanız 2 yumurta yeter de artar. Ayrıca ana malzemesine yarım bardak süt konulsa daha iyi oluyor. Sütsüz tiramisu can sıkıcı. Ayrıca yumurta ile mascarpone peynirini karıştırdıktan sonra blender yerine elle çırpın. Son bir öğüt kedi diline çoğu kişi Bailey's ya da badem likörü koymayı yeğlese de hiç biri romun yerini tutmuyor.



Tatlıyı yedik yemesine ama karnımız hala tok değil. Hele hele dün akşamki kuşbaşılı pideyle Adana kebabını aynı anda götüren Vedat Milör görüntülerinden sonra. Vedat Milör etkisini bildiğimden  telefonla Karadeniz Pide Salonu'nu arıyorum. Yer var mı dediğimde. "Abi burası çok fena durumda. Dışarıda sıra var. Malzemelerin çoğu bitti" cevabını alıyorum. Son bir şans Pazar günü açık olup olmadıklarını sorduğumda ise "Normalde açmıyoruz ama bu haftadan itibaren açmak zorunda kalacağız" cevabını alıyorum.


Tüm bu uyarılara rağmen dayanamayıp Vefa yollarına düşüyorum. Aman dikkat semtte aynı isimde başka lokantalar da var. Başında Öz, Has gibi kelimeler olsa da dikkatinizden kaçabilir. Mekan çok sade ve küçük. Garsonlar sizi kapıda karşılıyor. Patron güleryüzlü. Daha dünkü "Tadı Damağımda" programının yankıları sürüyor. Sipariş veriyoruz. Kuşbaşılı pide, meşhur 2,5 tllik sütlaç çoktan bitmiş. Biz de ortaya kıymalı ve peynirli pidelerden söylüyoruz. İkram olarak salata ve bolca közlenmiş biber geliyor. İkramsız pidenin üstünü direkt çizmek lazım. İki pide de 8 tl. Fiyatlar normal. Kıymalısı harika. İlave olarak gelen tereyağından sürüyoruz. Buradaki tereyağının fanatikleri çok. Kilo kilo sipariş verenler oluyormuş.


Kıymalının malzemesi bol hamuru gevrek. Peynirli pidenin peynirini çok beğenmedim. Hocapaşa Pidecisi'nde mest olduğumuz o yoğun imansız peyniri kokusu yok. Sanki araya kaşar da kaynamış. Tatlı olarak taş fırında pişirilmiş kadayıf kalıyor geriye. Utandırmıyor. Fiyat olarak yine makul. Mekan sahibi Kastamonulu. En güvendiği yemek fırında güveç. Vakti zamanında memurluk yaptığından mıdır bilinmez üzerinden mütevazilik fışkırıyor. Güveçin bittiğine üzüldüğümde, "Boşver. Bir dahaki sefere güveç benden olsun" dediğinde yüzümüz gülüyor.

Vefa Bozacısı hemen karşıda! İşte kommensalizme güzel bir örnek

Dışarı çıkınca hava kararmıştı. Sonra en klişesinden Vefa turu yapıyoruz. Bozacıya uğruyorum. Küçün kavanozlarda satılan bozalardan alıyorum. Karşı tarafta leblebiciden ise taze kavrulmuş leblebi. Şansımıza seyyar turşucu hala yerinde. Cebimizdeki leblebileri kütürterek ev yolunu tutuyoruz.


Pazar: İnsanlar Jar Jar'ı neden sevmiyorlar? Trophic Thunder filminde şahane bir tespit vardı. 5 Oscar almış Kirk Lazarus ile, zihinsel özürlü Simple Jack isimli bir genci canlandırdığı rolü ile görmezden gelinen Tugg Speedman’ın ormanda ettikleri sohbet sırasında Lazarus, özürlü rolleriyle alınan ödüllere atıfta bulunduğu “Sean Penn-I Am Sam” tezinde, "Asla tamamen geri zekalı birini oynama" der. "Dustin Hofmann-Rain Man. Karakter geri zekalı görünüşlü ama kürdanları sayabiliyor, pokerde hile yapabiliyordu. Otistik. Geri zekalı değil. Ya da Tom Hanks-Forrest Gump. Donuk ama geri zekalı değil. Tenis müsakabakısını kazanıyor. Nixon'u bile etkiliyor. Sean Penn'e I Am Sam filmini sor. Evine eli boş döndü çünkü tamamen geri zekalıyı oynadı" .


Jar Jar için de benzer bir durum geçerli. Jar Jar, Phantom Menace'de sadece sakar bir karakter oynuyor. Kemal Sunal'ın kıçıyla elli adamı patakladığı sakarlık filmlerinde bile en azından karakter bir kıza aşık oluyordu. Onun peşinden koşuyordu. Ya da Peters Sellers, sadece sakarlık üzerine yapılan filmlerinde bile muza basıp düşme espirilerinin dışına çıkabiliyordu. 

Lucas bunu ilk film biter bitmez gördü ve 2. filmde Jar Jar'a neredeyse hiç süre ayırmadı. Bu işi daha kötü bir boyuta taşıdı. Çünkü şu an aklımızda sadece sakar Jar Jar var. Halbuki 2. filmde karakterinin başka yönlerini de bize bize anlatabilseydi (Aslında en zoru da bu. Çünkü ilk filmde aklımıza o kadar karton bir Jar Jar karakteri kazınmış ki 2. filmde eline ışın kılıcı alsa dahi birinci bölümdeki saçmalıkları unutulmayabilirdi) ya da 3. bölümde karanlık tarafa geçip Gollum-vari kaypak bir karaktere dönse bile daha iyi olurdu. Yeni bir iddia ise karanlık tarafa çoktan geçmiş olabileceğini söylüyor. Buyurun buradan yakın.

7 yorum :

  1. pide ve lahmacuncular federasyonu resmi sitesine döndük :=)
    sinemaya gitmeden önce ısınayım diye phantom menace ı izledim evde. daha fazla happy meal sattırayım diye renk cümbüşünde kaybolmuşluğunu görmek hiç hoş olmuyor her seferinde. jar jar da cabası. en azından episode 3 te durum biraz kurtarıldı. teknik olarak olmasa da "film" güzel. çok takanak yok etrafta. sarı ışın kılıcını göremesek de duvara yapış(tırıl)an royal guard gördük en azından.
    emir kiplerinde yer alacak ama "star wars old republic mmo" oyununun sinematikleri episode 1 den sonra iyi gidiyor. lucas a nefretiniz biraz azalıyor. ilgilenenler mutlaka izlesin. link:

    http://www.youtube.com/watch?v=wx04LON06hs&feature=related

    YanıtlaSil
  2. hızımı aldım yorumlara devam. tiramisunun, selanik gevreğimsilerin (çok sert fırınlanmış kurabiyemsi kek) üzerine adını hatırlayamadığım tatlı şarap dökülüp, üstüne de mascarpone peyniri ve pudra şekeri konularak yapılanı bile var. sadece dört malzeme ve pişen birşey yok. sevgili eşin (okan ın eşi) bir de browni yapsın biz de ucundan bir tadalım.

    YanıtlaSil
  3. aslında tariftekinin tersine yumurta 3 yerine 2 olsa ve yarım abrdak süt eklense tadı daha iyi olacakmış. italyaya gidip tiramisu yiyenler hep bir hayal kırıklığı ile döner. çünkü herkesin kafasındaki tiramisu tarifi farklıdır. kimi daha nemli sever kimi baileys ile ıslatılmışını.bu yüzden kitaba uygun tiramisu yapmaya hiç gerek yok. browniyi bilmem ama nuray bu aralar içli köfteye yoğunlaştı. dolapta 50 tane köfte hazır olda. bekleriz seni de

    YanıtlaSil
  4. bu pideci tam olarak nerede, bir dahaki gidisimde denemek isterim...

    YanıtlaSil
  5. vefa bozacısının bir paralel sokağında.

    YanıtlaSil
  6. unkapani tarafina dogru olan paralel mi? yoksa suleymaniyeye dogru olan taraf mi?

    YanıtlaSil
  7. unkapanına doğru olan paralel. imçnin ardındaki sokak

    YanıtlaSil