24 Mayıs 2012 Perşembe

Adana Lezzet Turu 1

Lezzet turu serilerimize üç muhteşem "A" (Adana-Antep-Antakya) ile devam edeceğiz. Bu şehirlerde kafamızda oluşan prototipler sınırlı. Adana'da döner bıçaklı adliye önü kavgaları. Antakya'da kol kola dolaşan papaz ile imam klişesi. Antep ise kebap ve baklavadan ibaret koskoca bir kent (Bu aslında siesta yapan Meksikalı adam klişesi gibi düpedüz gerçekmiş). Yolculuğumuz şehirlerin en büyüğü Adana'dan başlıyor. Havaalanından iner inmez kafamdaki Adana modelini yıkmak adına adliye önüne gidiyorum.


Gayet dingin ve olaysız. Rahat bir nefes alıp güven içinde Adana sokaklarını arşınlıyorum. Elinde döner bıçağı üzerinde atletli bir adamın arkadan beni sakatlamayacağından eminim. Utanıyorum kendimden. Fakat şehirde yeni James Bond çekimlerinde fesli adamları görünce utancım kısa sürüyor. Benden daha önyargılı insanların varlığı beni rahatlatıyor. Beyaz Türkler'in yorumlarını duyar gibiyim, "Amerikalılar bizi fesli gösteriyor! Türkleri develere bindiriyorlar!". Keyfim geliyor. Gezinin ilerleyen kısmında Antakya otobüs garajından Halep'e vızır vızır otobüslerin gittiğine şaşkınlıkla şahit olan ben, şoföre, "Eee.. Orada savaş yok mu? Bu ne cesaret?" diye sorduğumda, "Zerre olay yok. İstanbul bile daha karışık!" cevabını aldıktan saatler sonra, dağlarında tur attığım Amanos'ta askerler şehit olurken, Halep'teki insanlar muzlu sütlerini içerek rahatça işlerine gidiyordu.


Konumuza dönelim. Derdimiz yemek ve daha da çok içmek. Sabah, metalci dostum Erdal bana şahane bir kahvaltı sofrası sunduktan sonra tok karnımızı nasıl acıktırırız sorularının arasında kısa bir sakatat turu yaptık. Adana sokak yemeklerinin kabesi. Zannetmiyorum ki dünya üzerinde Adana kadar yoğun ve çeşitli sokak satıcısının olduğu bir diyar olsun. Seyyar Adana kebepçısını geçtim, seyyar şırdancı, mumbarcı ve hatta tantuniciye bile adım başı denk gelmek mümkün. Bir tarafta bici bici (Metalci dostum Bici Apo espirisiyle beni kısa süre güldürmüştü) ve halka tatlısıyla şerbetlenirken, diğer taraftan meyan kökü şurubuyla (Adana'da haşlama deniyor) serinlememiz an meselesi. Tabi bunca çeşit sakatat ve binbir çeşit mahlukat sokakta satılınca et sakatat pazarı da pek bir ihtişamlı oluyor. Mide, bağırsak, kelle, kıç ve hatta koç yumurtası. İflah olmaz iç organ iptilalarına duyurulur. Adana sizin için bir cennet!


Sakatat pazarında acıksak da Adana'nın sıcağı öncelikle insanı susatıyor. Susayınca da şalgama yumuluyoruz. Erdal'ın tavsiyesi ile Doğanay'dan başka şalgam bilmeyen ben, "İçenbilir Hacının Şalgamı"nda dinleniyorum. Hacı'nın şalgamının standartlarından farkı, tadının katkı maddeli kuzenleri gibi asidik bir ekşilikte olmayışı. İçimi yumuşak ve yoğun bir şalgam tadına sahip. Tatlandırıcı kullanılmadığından oldukça rahat içilebiliyor.


Doğanay'ın bir bardağı insanı keserken, Hacı'nın şalgamından insanın bardak bardak içesi geliyor. Dükkan sahibi her ne kadar Adana halkının hazır şalgamlara olan ilgisinden çok yakınsa da önünde kuyruk eksik olmuyor. Benim için işin güzel tarafı ise şalgamın kargoya verilip İstanbul'a yollanabiliyor oluşu. Çünkü eski Manovercılar'dan Erdal'ın dediğine göre havaalanında ilk sorulan soru "Valizinde şalgam var mı?" oluyormuş. (Firmanın çok ses getiren reklam videosunu buradan izleyebilirsiniz) Ağzımız nemlendi ama damağımız hala kuru. Kuru bir damağın en büyük dostu bizim gibi gazlı içecek fanatikleri için tabiki koladır. Ama burası Adana. Sokak yemeğinin hassosu burada!


Küçüklüğümde Malatya ziyaretlerinde tanımıştım meyan kökü şerbetini. İnsanın damak alışkanlığı yoksa bu zıkkıma kolay kolay alışamaz. Ama küçükken bu zehri almışsa hiçbir içeceğin yeri (Evet, kola dahil) bunu tutamaz. Meyan kökünün en büyük özelliği ise içerken azında bıraktığı tatla içtikten dakikalar sonra damağınızda kalan tadın birbiriyle hiçbir alakasının olmaması. O yüzden ilk yudumda acı tadına aldanıp amatörler gibi meyan zevkini katiyen yarıda bırakmayınız. Tıpkı bir parfüm gibi alt notaları vardır meyan kökünün. Ağızda bekledikçe tadı değişir. Saatler sonra bile ağızda bıraktığı aroma insanı mesteder. Bu sene gaza gelip Mısır Çarşısı'ndan bir avuç kök alıp evde yapmayı deneyeceğim. Kuvvetle muhtemel sokaktakilerin yanına bile yaklaşamayacak. Ama eminim ki kökü pişirince evde hoş bir koku bırakacaktır (Tabi karalahana gibi (Pişerkenki (Türkiye'de bir ilk. Üç parantez iç içe)) kokusu kötü, tadı güzel olan bir bitki olma ihtimali de yok değil).


Damağımız nemlendi allaha bin şükür (!). Fakat hala tatlanmadı. Bunun için en kısa yol çarşıdaki Yeni Uğur Cezeryecisi. Mersin Adana'ya bir saat uzaklıkta. Sırf cezerye yemeye oraya gidecek değiliz. Yerlilerin söylediğine göre "Mersindekilerden bile iyi!" cezeryeciye uğradık. Cezerye taze ve kaliteli. Ama itiraf edeyim ki Mersin'den gelen daha iyi cezeryeler yemiştim.



Damak kısmen tatlandı. Ama midemiz beton gibi. Birbiçer'e gidiyoruz. Adana'da efsane olmuş bir ciğerci. İstanbul'da Canımciğerimgiller'e benim ama özellikle İmerhan'ın pek sabrı kalmamıştı. Küçük doğranmış, çok pişmiş ciğeri yanında sunulan binbir türlü zerdevat bile renklendiremiyordu. Birbiçer salaş bir mekan. Upuzun ocakbaşının etrafında "zombiler" gibi ciğer yiyen insanların önünden geçerek uzakta bir masaya oturuyoruz. İçeride duman var. Mangal dumanı. Tabiki ciğer söylüyoruz.


Öncesinde gelen salatalar İstanbul versiyonlarından çok daha kaliteli. İstanbul'da gelen bir tutam maydanoz yanına konan bir dilim limonun yerine burada şahane bir sarmısaklı, kırmızı biberli salata konuyor önünüze. Acılı ezme, közlenmiş biber sınırsız. Masaya lavaş yerine daha lezzetli olan pide konuluyor. Beni en çok etkileyen kısım ise pidelerin her birinin ortadan ikiye bölünerek lavaş kıvamında inceltilmesi oldu. Böylece et yemeye gelenler hamur ile doyurulmamış oluyor.



Ve ciğerler geliyor. İstanbul'dakinin aksine az pişmiş ve iri taneli. Araya konulan iç yağ etten bile lezzetli. Kokusu mis gibi, körpe ve tazecik. Ben en çok, çok pişirilmemesinden etkilendim. İmerhan'ın babasının içinde pişmemiş kibrit ucu kadar kırmızılık olması tezi burada yürürlüğe geçmiş. Tam kıvamında. Ciğer normal etten çok daha hassas olduğundan, 10 saniye bile daha fazla pişse tüm lezzetini yitirebiliyor. Bu yüzdendir ki iyi ciğer yemek iyi şiş kebap yemekten çok daha zor oluyor. Karnımız tıkabasa doldu. Fiyatlar Canımciğerimgiller'in çok aşağısında.



Artık uzun süre yemek düşünmece yok. Öğlen vakti ciğerin üstüne yapılacak en iyi şey oturup beklemek. Beklerken de bir maç izleyelim dedik. Şansımıza Adana Demir Spor'un maçı varmış şehirde. Adana taraftarı beklediğimin çok altında küfürbaz olsa da, bir Adana geleneği olan atletle dolaşmaya burada çokça rastladım. Taraftarının bir kısmı sol eğilimli olan Adana Demir Spor'un devre arasında çalan orijinal dilinden "Cav Bella" şarkısı bizleri iyice coşturdu. Tabi benim gibi forma fanatikleri için Demirspor'un "Fenerium"una uğramamak olmazdı. Çakma da olsa sırf renklerinin hatırına güzel bir forma patlatıverdim.


Bir heavy metal sevdalısı dostum Erdal, maç sonrası ciğerin de etkisiyle kuruyan ağzımızı bir nebze olsun nemlendirmek adına şehrin en popüler büfesi Kazım'a götürdü bizi. Güneyde (Hatta Suriye'de bile) pek popüler olan muzlu sütle biraz rahatladık. Bal, süt, buz ve muz karışımını yavaş yavaş höpürdettikten sonra  evin yolunu tuttuk.



Adana'yı bir ay dolaşsak bile gerçek lezzeti yakalamanız için evlerin içine girmeniz gerekiyor. Eğer şehirde tanıdığınız yoksa kebap, şırdan ve şalgam üçgeninin dışına çıkamayıp kısa zamanda midenizi yakabilirsiniz. İşte benim midem tam kısa devre yapacakken Erdal'ın hamarat annesi imdadıma yetişti. Menüde karın dolması var. İşkembeyi yumuşatmak zordur. Hele hele içini doldurup kıvamlı bir dolma yapmak epey zor olsa gerek. Adı insana çok ağır bir yemekmiş gibi gelse de, biber dolması hafifliğinde ama kat be kat lezzetli bir yemekle karşılaştık. Dolmanın iple dikilmiş olması yeme hızımı düşürdüğünden, benim gibi süratli yiyen insan için yavaş yavaş yeme fırsatı doğurdu. Gün boyu yorulan midemize şahane bir hediye. İlk gün önüme sunulan şatafatlı sofralar sonucu Adana'da şırdan yeme keyfini ertesi güne erteledim. Daha üç Adana klasiği, Adana kebap, şırdan ve bici bici yemememe rağmen şehrin çoktan etkisi altına girdim.

13 yorum :

  1. Henüz Gaziantep'e gitmediyseniz..
    Gaziantep'te unutmamanız gereken şeyleri yazıyorum:

    Karşıyaka'da sadece öğlen açık olan Halil Usta
    Tabiki İmam Çağdaş
    Koçak Baklava
    Üçler'de lahmacun
    Kelebek'te veya Metanet'te beyran
    Zekeriya Usta veya Orkide'de katmer
    Ciğerci Mustafa'da ciğer
    Köşk kebapta kavurma

    Kültürel ve sosyal olarak
    Kültür yolunun hepsi, Atatürk'ün nufusa kayıtlı olduğu bey mahallesi
    Kale altındaki tarihi kahvede veya tarihi tahmis kahvesinde menengiç
    Mağara cafe tütün hanında nargile
    Türkiye'nin en büyük açık hava hayvanat bahçesinde gezi
    ve tabiki Zeugma Mozaik müzesi

    YanıtlaSil
  2. antep e de gidildi. üç A dan biri malum. nasıl bir sıralama olur bilemem ama antep ve antakya yazıları da yolda.

    YanıtlaSil
  3. daha dur bu işin antepi var. :)..lahmacun gelecek

    YanıtlaSil
  4. Bu yazı dizisi benim gibi yurtdışında yaşayanlara yasaklanmalı:)) Ukrayna'da epey bir türk var ve burada da baklava, kebap vs satan türk yerleride açıldı ama keşke açılmasaydı. En azından hafızamızda bu yemekleri bizim türk insanının çok iyi pişirdiği enfes lezzetler yarattığı düşüncesi vardı. Ama bu mekanlara gidip lahmacun, kebap, baklava, çiğköfte tadınca binbir küfürler ettim( Gerçekten ettim ama içimde:)) Hayalleri yıkılmış bir çocuk gibi ayrıldım. Hani İstanbulda artık mekanlarda yemeklerin iyi hazırlanmadığı rivayet edilir ya yıllardır.Bunun bir üst level kötü halini düşünün ya da düşünmeyin ne bileyim ben!:)



    Fotoğraflarınıza gelince;
    -Şalgam enfes görünüyor.Bir yudumda içerdim. Bir de kafa yapardı kimbilir yıllardır içmediğimden:)

    -Ciğerlerde harika görünüyor. Hele o yağı yok mu)) Tüm doktorlara inat posiyonlara boğardm kendimi:)

    -Meyan kökü ise yazıda ki tek eksi verilecek kısım. Bu içeceği görünce hayattan soğuyorum. Zamanında ağzımda bıraktığı tatdan dolayı depresyona girmiştim.

    -Viva AdanaDemir diyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. meyan kökü insandan insana çok değişiyor. dikkatli olmak lazım

      Sil
  5. ciğerine bir şey demiyorum.iyi bir seçim gibi duruyor.ben orayı bilmiyorum .ama adan da merkez de çarşıda tadım vardır.ordan kebap yemek lazım.misafirsin diye kolcuoğluna,hasan ustaya kebapcı iboya götürmeye çalışırlar.ama tadıma gitmek lazımdır.
    şalgam için adana da içilecek en iyi yere gitmişin ama maalesef evrenin en iyi şalgamı için 1 saat daha batıya gitmen lazımdı.Mersin'de balık pazarnın oralarda TURNIP.şalgam odur.üniversite yıllarımda çok adanalıyla iddiaya girdim .onlar beni adana da bir kaç yere götürdü.ben onları mersin de turnipe götürdüm.Kararı onlar verdi.Şalgam Turnipten içilir.
    cezerye için'de mersin de dondurmacı halili tavsiye ederim.ama şalgam kadar ısrarcı değilim.tantuni için de yine mersinde göksel tantuni vardır.açma ekmeğine yaptığı üç lokmalık tantunuleri nice yiğidin parmağını koparmasına sebep olmuştur.
    adana adliyesi şimdi sakindir.havalar ısınınca tekin olmaz.şehrin göbeğinde geçen kanlda boğulma haberlerinin gelmesine mütakip adliye haberleri gelir.
    balcalıya ,çukurovaya gidebilirsen git.çukurovada kayıkhane de balık ye.ama bir yerden uni kimliği bul en son kayıkhanede bana sormuşlardı.
    hiç deilse elektrik elektronih müh. fakültesinin ordan baraj gölüne bir kez bak.
    maçta güzel olmuş.küfür konusunda ki kısırlık futbolumuzun üzerinde olan ölü toprağının etkisidir diyorum.yoksa o tribünlerde ben neler duydum neler.shakespear duysa edebiyatı bırakır limon satardı. o derece.

    neyse antepe gecelim.
    memleketim:)yukarda bir arkadaş yazmış.onun da dediği gibi halil usta.ama erken kapatır dikkat.muhtemelen istanbuldan gideken baklavayaı güllüoğlundan ye demişlerdir.
    istanbul da denilenle antepde denilen farklıdır.bildiğim kadarıyla sadece KOÇAK oklavayla baklava açıyor diğer büyükler makina.yani baklavayı da koçakta yiyecen.
    bence tatlı konusunda asıl lezzet katmer.
    katmeri de katmerci abdodan yiyecen.benim içinde bir porsiyon ye.
    lahmacunu çıtır lahmacun'da ye.ama sakın yedim oturuyum deme.sen oturdukça sana sorulmadan lahmacum tabağına gelecektir.
    40 dakika daha gidebilirsen maraşta keçi sütünden dondurma yenebilir.
    valla acıktım .

    YanıtlaSil
  6. valla harika yazmışsın. koçak ve halili denedim. antep ayzısında gelecek. baraj gölüne iktisat tarafından baktım. orası da güzeldi. dondurma için maraşa gitmye gerek kalmadı antep dondurması da maraşı aratmayacak cinstendi. tantuni karın doyurmuyor ama pek lezzetliydi. 3 tanesi benim gibileri zor keser.

    YanıtlaSil
  7. uber berlin filmiyle ilgili yorumlara bakıyordum nereye geldim! acıktım of çok fena

    YanıtlaSil
  8. yeni uğur'un imalathanesine değil şubesine gittiğiniz için beklediğiniz lezzeti bulamamış olabilirsiniz... Büyüksaat'teki imalathanesindeki lezzet çok başkadır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok zaten begenmedim demedim. Daha iyisini Mersin'de yedim dedim.

      Sil
    2. Yok zaten begenmedim demedim. Daha iyisini Mersin'de yedim dedim.

      Sil