8 Haziran 2012 Cuma

Antep Lezzet Turu 1

Lezzet serimiz devam ediyor. Bu seferki durağımız yemek tutkunları için bir cennet. Dünya üzerinde çok az şehir vardır ki insanı Antep'ten daha fazla etkileyebilsin. Belki Roma ve Tokyo. Onlar da ülkelerinin tüm bölgelerinin mutfağını metropol olmaları sayesinde barındırdıkları için. Hele hele restoranlardan ziyade, evlerde pişen yemekleri kriter olarak eklersek, Antep'e çalım atabilecek bir şehir hatta bir bölge bulmak bile çok zor. Bu kadar büyük beklentiyle insan Antep'e inince sağlı sollu kebapçılar, baklavacılar, dolma kurularıyla dolu bir yer bekliyor. Merak etmeyin beklentiniz tamamen karşılanacak. Kilometrekareye düşen baklava miktarı absürt derecelerde. Hatta arkadaşımla bir caddede yürürken karşımıza ilk baklavacı mı çıkacak, yoksa kebapçı mı şeklinde bir oyun oynamaya başladık. Tabi adım başı oyunumuzu yenilemek zorunda kaldık.


Antep'e Adana üzerinden sağlı sollu keçi sürülerinin doluştuğu yollardan (Benim gibi keçi hastaları için cennet) otobüsle geldik. Sabah şehre indiğimizde kebaba o kadar odaklanmıştık ki kahvaltıyı kafadan es geçip jandarmaya bulaşmadan, polise dalaşmadan İmam Çağdaş'a yöneldik.


İtiraf etmeliyim ki İmam Çağdaş'ın popüleritesi altında büyük hayal kırıklığı çıkacağını düşünüyordum. Tıpkı Develi ve benzerleri gibi sosyetik kebapçı balonuyla karşılaşacağımı hissetmiştim. Ama içeri girer girmez ferah atmosferi, sade beyaz masaları sayesinde sosyetik kebapçılarda yaşadığım stres bir çırpıda kayboldu. Önümüze gavurdağı ve soğan salatası kondu. Salatalar vasattı. Zaten Antep'e salata yemeye gelmedik. Masaya yumruk atıyoruz. Gelsin kebaplar! Dediğimiz tez zamanda oluyor.


Önce yanlarında iğne ucu kadar kıyma değmemiş yer bulunmayan bol kepçe lahmacun geliyor. Mis gibi kokuyor. Altı kıtır üstü yumuşak. Bir tanesi bile insanı doyuruyor ama asla midenizi rahatsız etmiyor. İstanbul'un yağ damlayan lahmacunlarının bunla alakası yok. Gelsin kebaplar!


Heyhat! Masamıza Halil İbrahim bereketi geliyor. Antep'in şahsına münhasır iki kebabı Alinazik ve altı ezmeli soframızda. Alinazik'te köfte kuşbaşı karışık. Etler körpe kuzu. Kıyma besbelli satırdan geçmiş, sulu sulu. Ama Alinazik'in en büyük marifeti üstünde değil altında. Her ne kadar etin gölgesinde kendini zor belli etse de, sarımsaklı yoğurtla azdırılmış közde patlıcan dillere destan. İstanbulumuz'da yoğurt sıcak patlıcandan ya kesilir ya da soğuk yoğurttan patlıcan buz gibi olurdu. Şüphesiz yediğim en iyi Alinazik (Bu yediğim en iyi ... laflarını Antep'te çok duyacağız).

Altı ezmeli
Sıra geldi altı ezmeliye. Kebabın insanın içini kuruttuğundan yakınanlar için harika bir yemek. Güveç ile kebap arası birşey. Üst kısmı yumuşacık kuzu kuşbaşı, altı ise közde domates ve biber ezmesi. Sulu ve hafif. Denemeye değer. İmam Çağdaş'ta tek kebap hakkınız varsa ilk tercih bu olmalı.

Özel kare
Çağdaş'ın kebaplarından daha ünlü birşey varsa o da meşhur kare baklavası. Normalde fıstıklı yerine cevizli baklavayı tercih ederim. Ama Antep'teyken Antepli gibi davranmalı. İri doğranmış yemyeşil antep fıstığıyla doldurulmuş özel kare baklavası şimdiden yediğim en iyi baklava. Dışı gevrek ama dişiniz gevrek tabakayı deldiği an "Cossss!!!" diye çıkan sesin akabinde yumuşacık tabakayla karşılaşıyor. İki tanesi insanı kesiyor ama canınızı sıkan bir doygunluk değil bu. Midemiz hele şükür doyuyor.



İmam Çağdaş'ın hemen dibinde bulunan Bakırcılar Çarşısı ve Almacı Pazarı'nda kısa bir tur yapıyoruz. Pazardaki kurutulmuş sebzeleri, salçaların arasında meyan kökü şerbeti içip şehrin en ünlü kahvehanesinde menengeç kahvesi içmek için duraklıyoruz.

Limonata ve meyan kökü 50 kuruş
Menengiçi yıllar önce İzmir'de içmiştim ve hiç beğenmemiştim. Belki Antep'in lezzet değneği buraya değmiştir diye tekarar bir şans verdim ama nafile. Daha hafif versiyonu olan sütlüsü bile içilecek cinsten değil. Tahmis Kahvesi'nin atmosferi güzel olsa da içecekseniz Türk kahvesini deneyin. Bu arada fiyatlar çok da ucuz değil.


Hala karnımız tok. Arkadaşımızın tavsiyesi üzerine Troy ve Harry Potter filmlerinde yaptığı sandaletler kullanılan "Yemenici Hayri Usta"ya uğradık. Burası Kapalı Çarşı'da gördüğümüz turistik yemenicilerden çok farklı. Güleryüzlü ve çalışırken bol bol muhabbet eden farklı bir yer. Parmak arası terlikten babete ve hatta çizmeye birçok ürün bulmanız mümkün. Fiyatlar 40 tl'den başlayıp 100 tl'ye kadar varabiliyor. Ben kendime, has deriden basit bir sandalet aldım. Üstelik Kapalı Çarşı fiyatının yarısına. Antep'ten illa bir hediye getirilecekse (Baklavadan sonra) kesinlikle buradan olmalı. Şehir ayrıca halıcılığın da merkezlerinden. Merinos olmak üzere birçok sanayi tipi halı burada üretiliyor. Ayrıca başta Fethullah Gülen olmak üzere birçok devlet büyüğünün resimlerinin bulunduğu halılar çok popüler. Necmettin Erbakan'lı halı en dikkat çekicilerinden. Babam "milli görüşçü" olsaydı hediyesi bu olurdu.

Profesör Doktor
Doyduk doymasına da yuvalamaya da yerimiz yok değil. Antepli dostum Ali'nin tavsiyeleri üzerine şehrin iyi yuvalama yapan mekanlarından "Yörem"e uğradık. Yuvalamayı hiç bir zaman baştacı etmemişimdir. Bana göre biraz abartılmış bir yemektir. Hatta Malatya'nın "analı kızlı"sı dururken buna çatalımı bile değdirmem. Sonuç olarak İstanbul'da yediklerimizden fersah fersah kaliteli olsa da gurur ve önyargım sonucu çok da etkilenmeden kalktım sofradan. Analı kızlı ile kıyaslama hatasında bulunmuştum bir kere. Fiyatı 9 tl.



Not: Lezzet turunun ilk gününü ikiye bölmek zorunda kaldım. Sırf öğlene kadar olan kısımda bile İstanbul'da iki gün rahatça doyardım. Fakat hız kesmek yok. Öğleden sonra da karnımızı acıktırmak için ilginç metodlar geliştireceğiz.

Konu İle Alakasız Not: Şampiyona başlıyor. Tabi ki Almanya'yı tutuyoruz. İkinci bir takımımız yok. İngiltere sakatlıklarla boğuşuyor haberleri keyfimize keyif katıyor. Hele hele İspanya'daki Madrid-Barcelona gerginliği. Blog yazarımız Ülke Helsinki üzerinden Ukrayna'ya uçacak. Tabi ki Almanya'nın maçlarını izlemek için. Gruptaki tüm maçları ve olası (Büyük olasılık) çeyrek final maçının biletlerini çoktan aldı. İzlenimlerini an be an twitter adresimizden paylaşacak. Kendisine Almanya'nın antremanlarını izlemesini tavsiye ediyorum.

İşte bu yılın en alınası forması
Sıra geldi yıllarca beklediğimiz Prometheus filmine. Film vasat. Halbuki harika bir jenerik ve açılış sahnesi ile başlıyor. Ridley Scott iyice yaşlanmış. Alien filmini hatırlatan güzel birkaç sahne barındırsa da keşke James Cameron çekseymiş dedirtiyor. Hatta Alien serisinin diğer üç yönetmeni (Cameron dışında Fincher ve Jeunet) ile birlikte birbirlerinden bağımsız "prequeller" çekebilirler. Herkes kendi başlangıcını anlatsın. Kim neye inanmak istiyorsa onu seçsin. Ben daha filmi çekilmeden Cameron'unkini seçebilirim. Avatar,  Prometheus'un beşte biri yaratıcı fikri barındırsa da Cameron'un mühendislik zekası sayesinde bir başyapıt oluverdi. Bilim kurguysa Cameron'a ver! fikriyle uzak gelecek değil, 2013 yılında geçen filmi bile kurtarabileceği kanısındayım. Misal, 1999 yılında geçip 1995 yılında çekilen efsanevi Strange Days (Hikaye, senaryo ve yapım).

9 yorum :

  1. "fiyatları yazmamışsın" tepkileri gelecek hatırlatayım. müsait bir zamanda not olarak ekleyiver.

    yazıyı düzenlerken ağzımın suyunu zor zaptettim. afiyet olsun ne diyeyim.

    YanıtlaSil
  2. yuvalama hiç de ucuz değil. 9 tl. yapımı biraz zor olmasındandır. yine üzülerek söylüyorum imam çağdaşı da hatırlamıyorum.

    YanıtlaSil
  3. Yuvarlamanın tek tek elle yapıldığını biliyorsanız bence 9 lira pahalı bir para değil

    YanıtlaSil
  4. Antep gezisinde iki kilo aldım:( oraya gitmeden önce sıkı bir diyet uygulamakta fayda var:) aklınızda olsun...

    YanıtlaSil
  5. Yazını çok beğendim, samimiyet ve bilgilendirme için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. İmam Çağdaş'ta baklava yedim, yemesem iyiymiş, hamurdu zira. Alinazik kısmına ise gönülden katılıyorum, tabağa bakarken bile...Ah olsa da yesek!

    YanıtlaSil
  7. tamam imam çağdaş antepte ilk beşe bile girmez ama hamur da değil. her koşulda istanbul baklavalarını donunda sallar :)

    YanıtlaSil
  8. Benim baklavanın geldiği tepsinin ustası yeterince başarılı değildi belki de, olabilir mi? :)

    YanıtlaSil