13 Haziran 2012 Çarşamba

Antep Lezzet Turu 2

Antep lezzet turu, birinci günün akşamıyla devam ediyor. Adana'da olduğu gibi gerçek Antep mutfağı evlerden çıkma. Bu yüzden yolumuz Aliler'in evine yöneliyor. Ali'nin annesi tam bir Antep kadını. Hamarat ve mütevazi. Kısa zamanda şahane yemekler çıkarabiliyor. Günün menüsü kabarık. Evde hazırlanmış soğan kebabını fırına veriyoruz. Evde ise bizi başka süpriz bekliyor; Antep usulü kuru biber, patlıcan sarması, yanında ise kalem gibi bol kuyruk yağlı yaprak sarması.

Siparişler binbir türlü. Kimi peynirli, kimi kuşbaşılı
Şehrin her yerinde taş fırınlar var. Mahalle araları birbirinden güzel fırın kokularıyla bezeli. Her Antep fırıncısının birinci vazifesi sipariş üzerine yemek hazırlamak. Mevcudiyetlerinin yegane temeli bu! Akşamüstü buralarda öyle bir yoğunluk oluyor ki fırınların önü buluşma noktalarına dönüşmüş. İnsanlar verdikleri yemekleri beklerken sohbet ediyor, sigara ve çay içiyor.



Fırından pidemizi ve soğan kebabımızı alıyoruz. Soğan kebabına pidemizi banıyoruz. Burada hayatımda yediğim en güzel... ile başlayan cümle kurmayacağım çünkü daha önce sadece bir kez bu kebaptan yemiştim. Soğanlar küçücük olduğundan gazı insanı rahatsız etmiyor. Sarmalarsa kusursuz. İçinde zerre et olmadan, sadece kuyruk yağı ve Antep salçası ile bir dolma bu kadar mı güzel olur? Dolmalar unutulmazlar arasında giriyor ve "en"le başlayan bir başka yemek olarak üzerine çizik atılıyor.



İlk günü iki bölümde zor toparlayabildik. Hatta sarmaların üzerine yediğimiz Antep usulü dondurmadan da bahsedemedik. İkinci gün dondurmayı da ihmal etmeden yine yoğun bir yazı olacak. Şu koşullarda yine tek bölümde kotarılamayacak gibi duruyor. Antep lezzet turundan sağlam çıkabilmenin püf noktasını malesef gezinin tam ortasında çözebildim; Çok fazla şeyden küçük porsiyonlarda yemek! İkinci günün felsefesi bu olacak. Esen kalınız.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder