14 Haziran 2012 Perşembe

Euro 2012 Günlüğü 4


Ve istediğimiz oldu... Dünya Kupası finalisti Hollanda karşısında baştan sona iyi bir oyun, iki gol, üç puan ve çeyrek final yolunda elde edilen büyük bir avantaj... Ancak gün çok da iyi başlamadı. Bizi Lviv'den Kharkiv'e getiren 50 yıllık uçaktaki (Abartmıyorum) ciddi havalandırma sorunu ve dayanılmaz sıcaklık, stada kadar kabus bir trafik, stadın girişindeki abartı güvenlik uygulamaları (Belki de Rus taraftarların son günlerdeki taşkınlıkları nedeniyle) canımızı sıktı. Kharkiv Metalist Stadyumu'nun bunaltıcı atmosferi ve fazlasıyla sıcak hava da (Sonuç olarak Löw yine V yaka kazak giymemiş) keyfimizi kaçırdı.


Üstelik maça çok da iyi başlamadık. İlk 5 dakikada Almanya topa neredeyse hiç sahip olamadı ve Neuer'le karşı karşıya kalan Van Persie yüreğimizi ağzımıza getirdi. Ancak her şey daima kötü gitmez, sonrasında gelen şahane bir oyun, Hummels'in yerinde pasları ve driplingleri, Bastian'ın enfes asistleri ve Gomez'in iki nefis golü keyfimizi yerine getirdi. Neredeyse her duran top tehlike yarattı. Mesut'un vasat, Podolski'nin de berbat oyununa rağmen, tüm maç çok rahat geçti diyebilirim. Öyle ki, Van Persie'nin golü dahi moralimizi bozmadı. Skor da maçı izlemeyenleri yanıltmasın, Almanya çok rahat kazandı.


Taze Fenerbahçeli Kuyt'u oyuna girerken alkışlamamı da yanımdaki Alman taraftarlara açıklamak zorunda kaldım (Ters ters bakanlar oldu, daha önce de yazdım ya bütün klişe Alman davranışları söz konusu futbol olunca ortadan kalkıyor. Ama bu her zaman iyi bir şey değil tabi ki...). Elbette Gomez oyundan çıkınca ve yerine Klose girince tüm tribün ayağa kalktı. Dikkatimi çeken bir başka şey de Hollanda tribünlerinin sessizliğiydi; maç boyunca susup oturdular.


Ölüm grubunda son maç Danimarka ile 17 Haziran Pazar günü oynanacak. Almanya'ya 1 puan liderlik için yetiyor ama "yetinmek" hiç de bizim tarzımız değil. Eleme gruplarında 10'da 10 yapan ve şampiyonadaki iki maçını da kazanan Almanya için 13 sayısı dahi uğursuz olamaz. Yeter ki hep bu futbolu oynayalım.

Partiye doymayanlar

3 yorum :

  1. ilk yazıda gördüğümüz "alman fıstıkları" serisininin devamı ne zaman gelecek? çeyrek finalde mi?

    YanıtlaSil
  2. Bir yere gideceğim zaman muhakkak uğrarım sitenize, hatta bu cuma lübnan'dayım ve tüyolarınıI not ettim bir kenara. Ukrayna dosyanıI gördüm, aaa o da ne lviv! Hayallerimin kenti! Fakat linki tıkladığımda büyük hayal kırıklığı ile karşılaştım çünkü lokanta namına ne bir öneri ne bir deneyim yazısı var. Gittiğim şehirde, ülkede yerel lezzetlere çok önem veririm. E bu kadar emeğiniz geçtiyse bana, birkaç tip de benim vermem lazım dimi ama? Şimdi şehir merkezinde bolca bulunan kfc tarzı tavuk zinciri var, adını unuttum orada atıştırmalık bir "soya soslu tavuk" yiyin. Yine merkezde tiki thai diye bir noodle cı var, hem çok cüzzi hem de çok lezzetli noodle'lar var, ufak bir mekan. Ben tavuklusununyedim ve ilk defa noodle da susam gördüm, güzeldi, gelelim akşam yemeklerine, ben her gittiğim ülkede muhakkak avm'lerdeki food court'lara da uğrarım. Bu açıdan lviv'de güze alternatifler var, taksi ile biraz şehir dışındaki bu avmlere 15-20 dolara gidebilirsiniz. Şehir merkezinde birkaç şubesi bulunan bir sushi'ci var, orada chicken teriyaki yiyin derim, fakat duble isteyin çünkü porsiyonu çok küçük. Ayrıca votkayı yerel bir sürahiyle getiriyorlar burada, fazla acı ama deneyin derim. Son olarak bir et restoranı var, bize bir taksiciye iaşlık soeduğumuzda götürdü, tıka basa yedik, şarabı birası, 3 çeşit salatası, patates kızartması ketcabı mayonezi (evet para aldılar) 50 dolar tuttu. İnanılmaz lezzetli kaburgalar, pirzolalar yedik orada.

    YanıtlaSil