6 Eylül 2012 Perşembe

Midilli Lezzet Turu 4

Gezinin son gününde yine Molivos'a gidiyoruz. Mitillini, karşıdaki karşısındaki Ayvalık'a ne kadar benziyorsa Molivos da tam karşısında duran Assos'a o kadar benziyor. Biraz turistik. İki üç tur atınca hemen acıkıyoruz. Tavsiye üzerine Betty's adlı restorana gidiyoruz. Burası bir aile şirketi. Ben şahane manzara eşiliğinde üst katta yemeğimi yerken onlar alt katta öğle sofrası kurmuşlardı. Ama ne sofra! Utanıp fotosunu çekemedim. Buranın uzmanlık alanı deniz ürünleri olsa da tadım yok. Canım hamur işi çekiyor. Deniz ürünlü spagettiyi deniyorum. Yanına beyaz şarap.



İçindeki kavrulmuş karidesler bir hayli lezzetli olsa da makarna bir hayli kuru. İmerhan'ın dediği gibi galiba en iyi makarna domates soslu olanı. Geri kalanı tıraş.


Karınlar tok. Tok karnına yüzmek caiz değil derler. Bense bayılırım. Balığın yanına ayran içme, geberirsin gibilerinden bir şehir efsanesi gibi gelir. Dedim ya Molivos Assos'a cevap diye. Kumsal da Assos'un tıpkısı. Dar plaj hattı. Taşlık ama berrak deniz. Suyu adanın güneyine göre sanki biraz daha serin. Arkamdaki ağacın gölgesi sayesinde saatlerce kestiriyorum. Fotomaç bulamadığımdan The Sun okuyarak plaj keyfini sürdürüyorum. Balotelli sevişirken sevgilisini ısırıyormuş. Sevgilisinin kolundaki ısırık izlerine "zoom" yapmış gazete. Pek başarılı. London 2012'nin seks skandalları köşesi dikkatimi çekiyor. Oyunun açılışını kaçırdığımdan The Sun'ın Greatest openings of all time! (Ne yani  Pekin'den de mi iyi?!) başlığına çok inanmasam da "İngiliz ipneleri bu işleri iyi becerir!" diye de kıskanıyorum.



Ayvalık'ı andıran çirkin bir beton sıcağında otobüs durağına yürüyorum. İstikamet tekrar Mitillini. Son gün olduğundan öteberi avına çıkıyorum. Ladotiri adanın en meşhur peyniri. Koyun ve keçi sütünün karışımından yapılıyor. Birkaçından küçük dilimler deniyorum. Kendime yarım kilo kestiriyorum. Yine cadde üzerinde pastırma kesen kasaba yaz sıcağında pek prim vermiyorum. Sıra geldi 5 günlük ada macerasının lezzet patlamasına. Akşamüstü karnım iyice acıkıyor. Hatta o kadar acıkıyor ki otelden fotoğraf makinasını almadan çıkıyorum. Niyetim kokoreç yemek.




Ülke geçen aylarda kokoreç meselesini araştırmış. Türkiye'ye kokoreç kültürünün çok geç bir tarihte, 70'lerin ortasında Yunanistan'dan geldiğinden bahsediyordu. İlk çiğ köftecinin 70'lerin sonunda İstanbul'da açılması kadar şaşırtıcı bir olay. 40 senede sanki asırlarca süren bir gelenekmişcesine kendi alt kültürünü oluşturan fast food ikonu. David Bowie'nin "Bir şeyi keşfeden değil onu geliştiren asıl sahibidir" demiş "the man who sold the world" parçasını Nirvana'nın kendisinden daha iyi çaldığından bahsederken. Biz de Alman dönerinin Türk dönerini alt edişine şahit olduğumuzdan, ya da Amerikan pizzasının İtalyan pizzasına meydan okuduğunu sıklıkla duyduğumuzdan olsa gerek, Türk kokoreçinin Yunan kokoreçinden bir gömlek üstün olduğunu hayal ederdik. Gel gör ki durum pek de öyle değilmiş. Tırnak pide arasına iri iri dilimlenmiş üç halka kokoreçi koymuşlar (Her bir halka Lale İşkembecisi'ndeki yanık kokoreçin abartısız iki katı. Ayrıca asla Lale'deki gibi çok pişmiş değil. Suyu bir hayli yerinde).

Atletle dolaşan adam sayısı Adana'dakinin iki katı
Yine halka halka doğranmış soğan ve domates. Şimdiden kokoreçimiz pek sulu. Bizde kokoreçe nedendir bilinmez soğan koymak haramdır. En üste de tüm bu nem patlaması yetmezmiş gibi koca bir kepçe cacık sosu ekleniyor. Almanlar dönere ekleyince pek sevmiştim. Jeton yeni düştü. Bizim Almanlar cacık sosunu nereden bilecek; kesin Yunanlar'dan öğrenmişlerdir. Baklavayı bilmem ama David Bowie'nin lafına istinaden dönerin telifini Yunan'a veriyorum. Devam ediyorum. En büyük süpriz ne kokoreçin sulu oluşu ne de soğanın tadı. Şok Şok Şok! Kokoreçin hemen altından bir koku geliyor. Karanlık olduğundan fazla kestiremiyorum. Ama büyük bir ısırık aldığımda aklım başıma geliyor. İri iri dilimlenmiş yu-mu-şa-cık "ciğer" parçaları. Bir sakatat sevdalısının kabesi burası olsa gerek. Hemen akabinde türlü iç organ tadını alır gibiyim.Ya rabbim ben nereye geldim! İstanbul'daki tüm sakatat turu bir tırnak pidesinin içinde. Yapılışını sordum. Türk kokoreçi yapılırken uzunca demire iç yağı dizilir etrafına da bağırsak sıkı bir şekilde dolanır. Yunan ise demire ciğer, böbrek ve yürek gibi bilimum sakatatları dizip etrafına bağırsağı güzelce sarmalıyor. Ciğer bağırsağın içinde piştiğinde yumuşacık oluyor. Dişini değdirdiğinde pilav gibi ayrılıyor. Hemen yan masadakiler kokoreçe hardal sıktırmışlar. "Allahtan bana koymamışlar" dedim içimden. Ekmek arası sakatat turu 3 euro. Aman dikkat yanına içecek almadan beş metre yürüyemezsiniz.


Sakatattan içim yanıyor. Bardak bardak su içsem yangınım dinmiyor. Hemen yan taraftaki kahveye giriyorum. Yine Cunda'daki Taş Kahve'nin benzeri fakat menüde 150 çeşit içki ve kokteyl var. Canım yine sıkılıyor. Son gün olduğundan çantanın boş kısımlarına sığacak içkiler alıyorum bakkalın birinden. Sırf bilim kurgusal şişesi için Ouzo Kronos'a prim veriyorum. Sonradan öğreniyorum fena uzo değilmiş. Midilli'nin sakızı meşhur olmasa da çantamda sakız likörüne de yer var. Hemen tadına bakıyorum. Pek bir şekerli. Votkanın içine sakızı at, aynısı olur. Çok para vermeye değmez. Allahtan küçük şişeden almışım.



Dönüş geldi çattı. Ayvalık'a vardığımda çok da aç olmasam da tost yemeden dönmek bana vicdan azabı çektirirdi. Her zamanki gibi Tansaş'ın hemen yanı başında bulunan Mesut Büfe'ye oturdum. Baştan eksi puan.


Yerel ayranlar silinmiş popüler bir marka doldurmuş buzdolabını. Halbuki Hisar'dan Tanık'a mahalleden mahalleye farklı ayran markaları barındırır Balıkesir. Münih'te bira çeşitliliği neyse Balıkesir'de ayran odur. Tosta gelince; Galiba yaşlanıyorum. Uzun zamandır ilk defa Ayvalık tostundan hiç zevk almadım. Bunda Mesut Büfe'nin adi malzeme koymasında da rolü var. İçine bolca dökülmüş sosisten zerre tat alamadım. Basıyorum acıyı bitiriyorum tostu. Dört günlük Midilli maceram Ayvalık'ta son buluyor. Esen kalınız.

6 yorum :

  1. O Kororeci ben kiloyla yerim herhalde.Ayrica Münihlileri kahreden bir ayrintida Münih'in yerel bira markalarinin yavas yavas global markalarin eline gecmesi.Dertler benzer yani.

    YanıtlaSil
  2. adana'da da aynı sorunun şalgam versiyonu vardı.

    YanıtlaSil
  3. Ya ben bunu Almanyadaki doner yazisinin altina yazicaktim ama neyse dedim yazmadim zamaninda, simdi tekrar gorunce artik soylemeden gecemiycem. Bu Almanya doneri daha guzeldir soylentisini kim cikardiysa kendisiyle tartismak istiyorum, hatta skype'ta saatlerce karsilikli argumanlarla birbirimize girelim istiyorum. Tam bir senedir master icin Almanyadayim ve Kolnden Hamburga, Stuttgarttan Munihe nereye gittiysem en iyi donerci neresidir sorup sorusturup bir donerimi yedim. Hatta unu artik amerikalara kadar yayilmis, hipsterlarin onunde 1 kmlik kuyruga girdigi Berlindeki Mustafa Gemuse kebap doneri de son gittigimde denedim. Sakin yeni tatlara kapali falan bir tip sanmayin, hayatta en keyifle yaptigim sey yeni yemekler yemek/yapmak. Ama gelin gorun ki neresinden tutsam bu sizin almanyada doner daha guzeldir iddianizi dayandiricak bir temel bulamiyorum, ayni seyi yemedik mi dostlar, ayni fabrikasyon eti dayamadilar mi hepimize? tamam guzel soslari var, bizim hafif kuru donerimizi guzellestirebilirmis, sos olayini gectim ama bir doneri doner yapan et degil midir? etin karisimi degil midir? yag orani, nasil pistigi, hangi komurde pistigi? Almanyada muhtemelen tum donerler ayni doner fabrikalarindan cikan et rulolariyla yapiliyor. Turkiyedeki gibi insanlar gidip etini kasaptan guzelce kestirip, hayvanin parcalarini sise siralayip yagina, dana/kuzu oranina bakiyor mu var a dostlar? O kiymadan preslenmis gibi gorunen tatsiz seyi nasil begendiniz dostlar. Neyse, pek tabii sonucta hersey damak zevkine kalmis ama yeri geldi mi boyle guzel yemek degerlendirmeleri yapan insanlarin o donerleri begenmeleri beni cok sasirtti. Esen Kalin. Sevgilerle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz kaypakça bir yanıt olacak ama bu konuda sana hak veriyorum (Okan seni sattım hemen). Keza Berlin'de bir süre sonra dönerden fena halde bıktığımızı da hatırladım. Sanırım İstanbul'da yediğimiz onlarca kötü döner bizi biraz standart lezzet aramaya itti. Haklısın, fabrikasyon yemek demek daima vasat lezzet demek, ancak şu bir gerçek ki artık İstanbul'da kaliteli döner bulmak oldukça zor. Ben Ankara'da okumuş biri olarak kıymasız Ankara dönerini ve bir Balıkesirli olarak memleketimin dönerinin verdiği tadı (bu biraz subjektif oldu) başka bir yerde bulamadım. Okan sen ne diyorsun?

      Sil
    2. benim kapıştırmam istanbul döneri vs... şeklindeydi. yani istanbul döneriyle berlinde yadiğim döneri kapıştırmıştım. burada baz aldığım döner ne ankara döneri ne balıkesir ne de bursadır. yoksa istanbulun 100 km dışına çıksanız bir anda döner kalitesi artar. geçen antakyada hayatımın en iyi dönerini yedim. sivas keza öyle ama istanbul dönerini zerre beğenmiyorum. mesela önünde kuyruk olan bambinin dönerini ele alalaım. döner o kadar yağlı ki alttan damlamasın diye poşetin içine koyuyorlar bu bir. dürümü 8 t ve bu inanılmaz pahalı bir rakam bu 2. gramajı alman döenrinin yarısı kadar bile değil bu da 3. döner etten yapılır ama et illa löp tadı almak istiyorsanız gidip pirzola yiyeceksiniz burada ekmek arası fast food dönerleri kıyaslıyoruz. porsiyonları değil. iş ekmek arası olunca da kuruluk, sos ve ekmeğin kendisi en az döenr kadar önem kazanıyor.kömürde pişen döner mi dediniz? kasap osman bile tüpte döner pişiriyor. bildiğin tüp.et diyrosanız buradaki döenrcilerin yüzde 90 ı sadece kıymadan yapıyor döneri.uno gibi ekmek markaları zaten bütün ekmek aracıları istila etmiş. çok beğendiğimiz bombom büfe bile unonun ekmeğine yenilmiş. herşeyimiz berbat. işin kötü tarafı hergün daha da kötüye gidiyor. kömür ateşinde pişen dönerciler bir bir ortadan kalkıyor, etler giderek yavanlaşıyor, eskiden dönere basit salça sosu kouyarlardı artık onu bile maliyet sayıyorlar. dondurulmuş patatesten kızartmayı içine boca ediyorlar. mesela eskiden tavuk dönerin bir haysiyeti vardı. şimdi tavuk döenr
      iyice ayağa düştü. içine bolca deri sakatat koyarak dürümünü 2 tl den satıyorlar. bana kimse istanbul dönerini anlatmasın.

      Sil
  4. Ahhhhh....islak kokorec aklima gelince midem kalkiyor. Gecen gun de bana verdiler Osmanbey metrosunun orada kosede bir yerde. Adama kitir olsun dedigim halde...Bir daha asla.

    YanıtlaSil