8 Ekim 2012 Pazartesi

Alex De Souza

Futboldan zerre anlamayan (Kendisi şu aralar sırra kadem basmış durumda) ama nedense kendisini çok önemli bir futbol adamı olarak gören bloğumuzun teknik sorumlusu İmerhan, Alex'in modern futbola uymadığını ve Fenerbahçe'de asla iş yapmayacağını (Benzer bir iddiayı Christiano Ronaldo için de öne sürmüştü) tekrarlayıp durdu yıllarca. Evet o modern (Yani sıkıcı, tekdüze, gol attırmamaya ve sadece kazanmaya endeksli, estetik yoksunu mücadeleye dayanan) futbola hiç mi hiç uymuyordu. Ama Fenerbahçe'de yaptığı "işler" de ortada, bilmem yazmaya gerek var mı?


Bugün iki saati geçen basın toplantısı tam bir veda konuşması oldu. Alex hatalarını kabul etti, sitemlerini dile getirdi, açık sözlülükle 8 yılın özetini yaptı ve aşırıya kaçmadan kimseye kırgın olmadığını söyleyerek bitirdi Fenerbahçe kariyerini. Son işini de büyük bir ciddiyetle yaptın ya, daha ne diyeyim sana?


Bir gün çoluk çocuğa karışırsak ve futbol olursa konu, senin de adın geçecek izlediğimiz efsanelerin, Maradona'nın, Ronaldo'nun (Brezilyalı), Roberto Carlos'un, Zidane'nın, Matthaeus'un, Hagi'nin yanında... Bizi her geçen gün daha az şeyin heyecanlandırdığı endüstriyel futbolun tekdüzeliğinde, senin rakip takımlara "krampon toplatan" paslarını, 90 dakika boyunca tek görevi seni tutmak olan "Hürriyet" ve türevlerinin çalımlarınla bellerinin kırılışını, ara sıra attığın o enfes ve bitirici deparları, derbilerde attığın nefis golleri, kornerlerini, frikiklerini, gol sevincini, penaltılarda kalecilerin kabusu olmanı, maçlardan sonra rakiplerini tebrik edişini, koşmuyor diye eleştirildiğin yıllarda gol kralı olmanı, berbat giden bir maçta bir anda bizi şaşırtmanı, bu hafta Alex yok ne yapacağız diye kara kara düşünmemizi, kötü oynadığın bir maçı bir gol bir asistle tamamlamanı özleyeceğiz Alex. Biliyorum, bir gün istediğin olacak ve jübileni Kadıköy'de yapacaksın. O maçta biz de seninle olacağız. Zaten hep seninleydik, biliyorsun değil mi Alex? Maç çıkışlarında Yoğurtçu Parkı'ndaki heykeline bir selam çakmak da boynumuzun borcu olacak artık. Güle güle kaptan...


Okan'dan ilave: Ayrıca İmerhan Mesut Özil'i korkak, yeteneksiz ve güçsüz olmakla suçlamıştı. Cesareti hakkında kesin bir düşüncem yok ama şu anki futbolu ile yeteneksiz ve güçsüz olmadığı kesin. Geçen hafta emir kiplerinde bahsettiğim 150 tl lik Kasımpaşa kombinesi sayesinde Alex'i bir kez daha seyredebildim. Keşke yalnızca 5 metre önümde Gökhan'la ayaktopu oynayışını daha dikkatli izleseymişim. Keşke meşhur Zidane belgeseli gibi oynadığı 45 dakika boyunca sadece Alex'i takip etseymişim. Bilemezdim son maçı olacağını. Bilemezdim Aykut'un eziyet gören eziyet eder lafını doğrularcasına başına gelenin tıpkısının aynısını Alex'e uygulayacağını. Bilenler bilir. Sportif müsabakalardaki uğursuzluğum dillere destandır. Ama son Kasımpaşa maçı (İçinde binbir türlü uğursuzluk barındırsa da) sadece Alex'in son yürüşünü görmeme sebebiyet verdiği için bile tüm sportif uğursuzluklarımı unutturmuştur. Bu maçtaki duygular, ancak Berlin Olimpiyat Stadı'nda 2006 finalini canlı izleyen bir Zidane hayranınınkiyle kıyaslanabilir. Kafa attıktan sonra dünya kupasının önünden usulca geçen bir Zidane ile sevimsiz RTE Stadı'nın tribünlerinde sessiz bir şekilde maçı izleyen Alex arasında hiç bir fark yok. Buruk ama bir o kadar da etkileyici.

4 yorum :

  1. bu arada kimse fenerbahçeden büyük değildir. futbolcular gider ama fener baki kalır gibi laflara uyuz oluyorum. fenerden lefteri, rıdvanı ve alexi çıkardığınızı düşünün. geriye çok az şey kalmaz mı?

    YanıtlaSil
  2. Eline sağlık fenerli. sportif etkinliklerdeki uğursuzlunu bilenlerdenim. O iş öyle kolay bitmez.:)

    YanıtlaSil
  3. doğru söylüyorsun. önümüzdeki hafta sportif uğurluluğuyla meşhur ülke ile fenerin maçına gideceğiz. bakalım kimin kaderi baskın çıkacak.

    YanıtlaSil
  4. Stadyumda izlediğim bütün maçlardan galibiyetle ayrılma gibi şahane bir rekorum var:)

    YanıtlaSil