6 Ekim 2012 Cumartesi

Emir Kipleri: Bira

Bu yaz yine her zamanki gibi sinemasal açıdan kısır bir mevsimdi. Nisandan sona ekim ayına kadar bir film festivalinin olmaması da bunun bir başka nedeni. İstanbul'un yüzde doksanı yazın büyük bir çoğunluğunu yine bu şehirde geçirdiği düşünülürse festival takvimlerinin aşağı sınıfa (Yani bize) göre düzenlenmediği gün gibi aşikar. Bu yazın en beklenen filmi devam Batman filmi ise büyük bir hayal kırıklığıydı. Kötü adamın kötü adam olma sebebi bir ve iki kadar inandırıcı değildi ve aksiyon sahneleri sadece fragmandan ibaretti. Ayrıca Nolan'ın tüm filmlerinde olduğu gibi bu filmde de kadın karakterler çok zayıftı. Tarantino gibi bir mahalle delikanlısı şahane kadın karakterleri çıkarırken, Nolan gibi bir İngiliz beyfendisinin bu konuda tökezlemesi  utanç verici. Yazın sonuna doğru gelen Expandables ise sırf Arnold ve Stallone'yi aynı anda aksiyon yaparken gösterdiği için bile izlemeye değer. İşin içine Chuck Norris ve Van Damme eklenince gözler Steven Segal'i arıyor. Segal'i bilmem ama 3. filmde büyük bir bomba var. Nicolas Cage. Dörtgözle bekliyoruz. Sadede gelelim. Konumuz bira. İçki yazılarına uzun süre ara vermiştik. Yakın zamanda ülkemize ithal edilen bira sayısında hafif bir artış olmasından dolayı kısa bir bakış atalım dedik. İlk biramız Beyoğlu'nda sadece Oktoberfest ve La Cave içki evinde bulabildiğimiz Schneider Weisse. Münih menşeili sade şişeli bu birada yoğun bir muz aroması alıyorsunuz. La Cave'de denk gelmesek de Schneider'in bir de yoğun alkollü Schneider Aventinus versiyonu da mevcut. Bira tadımımızın yıldızlarından biri.


Devam ediyoruz. Sırada Hoegaarden isimli Belçika birası var. Bunu süpermarketlerde daha rahat bulabiliyorsunuz. Kapağını açtığımız anda odaya yoğun bir turunçgil kokusu salınıyor. Tadında ise kişniş ve portakal mevcut. İçimi çok rahat. Bu yüzden Belçika'da tıpkı Miller gibi "kadın birası" yaftası yemiş. Denemeye değer.


Heralde Peroni, Mars çikolatalarından sonra en meşhur Napoli forma reklamıdır. Sırf bu durum bile Peroni'ye olan beklentimizi yükseltmişti. Ama sonuç tam bir felaket. Hiç bir özelliği olmayan basit bir lager bira çıkıyor. Bomonti bunu donunda sallar. Denemeyiniz.


Günün bir diğer süprizi ise Fuller's markasını tam kadro sahada görmek oldu. Schneider'in aksine Çukurcuma semtimizin tam bağımsız süper marketi Orka'da bile bu ekiple karşılaşmanız mümkün. Fiyatları 5,50 tl'den başlayarak 6,50 tl'ye kadar devam ediyor. London Pride üçü arasında en popüleri. Pride baharat tadı ile öne çıkarken Porter yoğun bir kahve ve çikolata tadı sunuyor. ESB ise daha dengeli bir aromaya sahip. La Cave'de üçlü halde satılan kutulu versiyonu pek fiyakalı ama Orka market buranın 50 kuruş daha altında satıyor.



Carrefour'da denk gelerek aldığım ve 7.5 tl verdiğim İngiliz bira markası Pedigree ise tam bir fiyasko. Şişesi ve ismine aldanıp tek bir kuruş bile vermeyiniz. Hele hele 7,5 tl'ye iki şişe Bomonti içip yanında leblebi ile keyif çatabilecekken.

7 yorum :

  1. Bu seferde ayni düzeltme ile karsinizdayim,Schneider Münih degil Kelheim markasidir.Ayni hatayi Vedat Milor da yapti üzülmeyin.(Herkesi yaniltan markanin 1944 e kadar Münihte olmasi ve daha sonra savas yüzünden Kelheim'a tasinmasi)

    YanıtlaSil
  2. galiba en büyük sorun bizim tüm bavyerayı mühinten ibaret olarak görmemiz.

    YanıtlaSil
  3. Marton's Pedigree yorumuna katılmadım. 10 numara bira...

    YanıtlaSil
  4. Lan gavat, 50 kuruş az ödemek için ne karı gibi marketten markete dolanıyon ? Bira delikanlı içkisidir delikanlı adam hesabını bilir senin gibi 50kr hesabı yapmaz senin gibi beleşçiler yüzünden amele içkisine döndü dürzü senin ağız tadına güvenip bu biraları alanı da siksinler hayatın da Duvel yada Boomshag içtin mi acaba? hadi kaybol itoluit asabımı bozdun amk ekşicisi seni.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte tam bir denyoluk kombosu yorum, uğraşsam bu kadar cirkin yazamazdım.... cinsiyetçilik (karı gibi?), zeka özürlülüğü, gösteriş budalalalığı (istanbul'da düvel gibi vasat bir biraya barda 15-20 lira verip övünme), "delikanlılık"tan dem vurup sinsilik yapma (adını gizleme), toplumsal ayrımcılık (amele gibi...), ırkçılık (dürzü), imla hataları, ucuz argo (ekşici)...:)

      Sil
    2. Neden kötü yorumların silinmemesi gerektiğine şahane bir örnek :)

      Sil
    3. gören de Duvel'i bulunmaz hint kumaşı sanacak.. yazıdaki örneklere bakılırsa kıyasladığı biralar da Fuller's, Schneider filan :) tamam hadi senin de gönlün olsun Duvel Peroni'den daha iyi :)

      Sil