21 Ekim 2012 Pazar

Hocapaşa Pizzacısı

Giriş: Bu haftasonu uzun süreden sonra bir hamam keyfi yapalım dedik. Malum bu aralar yeni yeni hamamlar restore ediliyor. Mahallemizin hemen aşağısında bulunan Tophane Kılıç Ali Paşa Hamamı veya Sultan Ahmet Meydanı'nın göbeğinde duran Hürrem Sultan Hamamı bunların başlıcaları. Yeni mekan görme sevdasıyla ucuz Kocamustafapaşa hamamlarına burun kıvırıp bunlardan birine gideyim dedim. Steril restorasyonlarından kıllandığımdan, internetten fiyatlarına bir göz attım. Kese dahil tam tamına 70 euro! Akabinde, daha önceden makul bir fiyata gittiğim Çemberlitaş Hamamı'nın güncel fiyatına baktım. Burası Hürrem Sultan kadar abartmasa da kese dahil 65 tl fiyat çekti. (Cağaloğlu ise kese dahil 89 tl) Osmanlı zamanı sadece sultanların ya da konaklarda yaşayan zenginlerin evlerinde hamam olurmuş. Bu sebeple hamamlar halkın bir araya geldiği, sohbet ettiği, sosyalleştiği mekanlarmış. Bugünkü gidişata bakılırsa kısa bir süre sonra İstanbul'daki tüm hamamlar bu yeni spa konseptine uyup paket programlar çıkaracaklar. Bizlere ise en iyi ihtimalle apartmanların altına açılan sıhhi banyolarda yıkanmak düşecek. 


Neyse biz konumuza dönelim. Turşuyu para ile satan, gazetelerin bir numarası Fatih Pidecisi ve Pideban'a inat, bizim favorimiz her daim Hocapaşa pidecisidir. Daha önce yayınlarımızda bunu üstüne basa basa belirmiştik. Sırf beleş turşularından değil. Güler yüzlü personeli, yetenekli fırıncıları ve bol malzeme kullanımı da buna etken. Eminönü metro işçilerinin de favori mekanı Hocapaşa olsa gerek, son haftalarda her uğrayışımızda başlarında kasklarla dolduruyorlar burayı. Pek de güzel oluyor. Kahkaha dolu ve neşeli sohbetleri bir yana hararetlerini dindirmek adına 2,5 litrelik kola (Veya litrelik ayran) açtırma geleneği oturtmuşlar bu mekana. Benim gibi bir pidede üç şişe ayranı hüpletebilen azmanlar için fevkalade bir gelişme olmuş bu.


Her hafta aynı menüden yemekten bir nebze sıkılmış olacağız ki bu hafta bir yenilik yapmaya karar verdik. Pideciye uğrayıp bir gün önceden hamurumuzu sabah 11'e ayırttık. Koskoca pideciye bu sefer pizza yaptıracaktık! Büyük sorumluluk. Bu yüzden sabah erkenden uyanıp en başta pizzanın sosunu ayarladım. Zeytinyağında sarımsakları kavurup üzerine kabuğu soyulmuş domates ve ince kıyılmış fesleğen ekledim. İlave olarak karabiber, şeker, tuz ve kırmızı biber.


Peynir kontejanından iki top mozzarella. Evde rendeliyorum ki mozzarella olduğu belli olmasın. Allah muhafaza bir züppe yaftası yedim mi bir daha kurtuluş yok. Sakal bırakana kadar Hocapaşa esnafı beni ciddiye almayacaktır. Fırın ustası etli ekmeğin beşiğinden gelme. Sivaslı. Hamuru merdane kullanmadan elleriyle incecik açabiliyor. Ustaya pizza yap demeye cesaretim olmadığından (Ya da sosyal zeka seviyemin bir hayli düşük oluşundan) arkadaşımı, "Senin esnafla aran şahane, sen söyle!" diye gazlıyorum. Yüzlerce kez yaptığım bu numarayı artık kimse yutmaz diye düşünmüştüm. Yanılmışım. Arkadaşım korkunç gerçeği ustaya söylediğinde hemen dışarı kaçtım. Telefonla konuşuyormuşum numarası yaptım (Bunu da yuttu). İşlem tamam. Pideciye pizza siparişi veren ben değildim. Hatta yüz ifademde zorla buraya sürüklenmişim gibi bir hava vardı. Ama içten içe önüme gelecek olan pizzanın heyecanıyla kuduruyordum. Pizzaya ayı gibi saldırıp damağımı yakmamak (Her zaman başıma gelir) için öncesinde iştahımı kırsın diye biraz turşu ve kola (Rezalet bir ikili. Asit yumağı) atıştırdım. Yan taraftakilerin masasına baktım. Kavurmalı pide söylemişlerdi. "Ne gerek vardı!" dedim kendi kendime. Hiçbir pidenin kavurmalıdan daha iyi olma ihtimali yok ki! İmerhan'ın Adana dürüme burun kıvırıp evde dostlarına burritto partisi vermesi kadar züppece bir hareket! Ne zaman usta işinin başına geçti o zaman toparladım. Belli ki şahane bir macera olacaktı. Hatta bir ara ne akıllı adamım! diye gururlandım bile. 

Gelişme: Yapım aşamasını biraz da fotoroman formatında sürdürelim derim. Buyrunuz.

Merdane olmadan hamuru açıyor usta. Fakat çok da büyük açamıyor. Çünkü fırın küreğinin boyutu pideye göre ayarlanmış. Fazla büyük açılmış pizza, küreğin yanlarından taşabilir.
Bir sonraki fotoda hamurun yanları katlanacak, bu yüzden iyi yapışsın diye köşelere erimiş tereyağı sürüyor.
Sosun akmaması için köşeler hafifçe kıvrılıyor.
Sos bol kepçe ekleniyor. Fesleğen kokusu buram buram.
Üzerine mozzarella...
Odun ateşinin yanına pişmeye bırakılıyor.
Sonuç muazzam!
Karadeniz usulü içine azıcık tereyağı eritiliyor. Tam bir İtalyan-Türk potporisi.
İlk pizzamız küreğin yapısına uygun olmadığından çok ince olmadı. Bu sefer hatalardan ders alarak yeni pide-pizza kırması sipariş ediyoruz.
Hamur incecik. Bu sefer sos biraz daha az.
Ve peynir daha çok.
İçine tereyağı koydurmuyorum.
Daha da mükemmel.
Sonuç: İkinci yaptığım pizza ilkinden çok daha iyi oldu. İnce hamuru (Aslında kalın hamurcuyumdur) ve peynir-sos miktarı tam kıvamındaydı. İlkinin bol domates sosu yemeğe hızla saldırmamdan dolayı damağımı haşladı. Allahtan inşaat işçilerinin litre kola geleneği gelmiş. Ortaya söylediğimiz 1,5 litrerik kola imdadımıza hızla yetişti. 1,5 litre kola, 3 porsiyon pizzaya toplamda 10 tl para ödedik. Çaylar ve turşular şirketten. Mozzarelle benden. Pizza üzerine roka koymayı seven züppeler içinse manav hemen karşı tarafta. Utanmayın, geçenlerde Japon bir turistin karşı dükkandan kestirdiği döneri pidenin üzerine koydurduğuna şahit oldum. Burası Hocapaşa! Dükkan masaları arasındaki geçişler "food court"lardaki kadar belirsiz.

İlave not: Bu yazıda yeni lensimi denedim. Tüm fotolar geçen hafta Hayyam Pasajında aldığım ikinci el Asahi Takumar marka makro lenslerle çekildi. Çok boktan, gereksiz bir bilgi oldu.

14 yorum :

  1. gecenin bu saatinde yapılırmı bu?Keşke sabah okusaydım.

    YanıtlaSil
  2. sabah okumak da çok fena. Ofisten nasıl çıkacam da gidecem ben şimdi?

    YanıtlaSil
  3. yav okancim hadi birincisini anladik bir potpuri olusumu var, hamur yuvarlak filan da, ikincisi bildigin pide lan, neresi pizza onun. napoli'ye yeni adetler getirmeyin.

    YanıtlaSil
  4. teşvikiye'deki leon trattoria'yı denediniz mi? bu pizzanın şahane göründüğü kesin ama oranın pideye benzeyen pizzalarıyla ilgili yorumunuzu merak ediyorum. http://www.timeoutistanbul.com/yemeicme/mekan/9543/Leon-Trattoria-Pizzeria

    YanıtlaSil
  5. önünden çok geçtim ama hiç yemedim iddialı ismi gözümü korkuttu

    YanıtlaSil
  6. Fotolar şahane görünüyor! Yazı da muazzam olmuş.

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. İlk fırsatta gidicem buraya.

    Yahu erken kalkıp sos hazırlayıp pideciye pizza yaptırmak... Bu ne tatlılık. Blog'a ve yemek gezilerinize zaten hayranım.

    Tanışmak ve arkadaş olmak ve sizinle bu yemek gezilerine katılmak istiyorum :)

    Çukurcuma hayran buluşması isterük! :)))))

    Selam olsun,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederiz. hayran buluşması yapacak kadar popüler olamadık henüz :)

      Sil
  9. faydasız ve zamansız ama ben yine de cevap vereyim. iyi adana kebabına hiç bir zaman burun kıvırmamışımdır. ama kötü adana kebabına tahammülüm yok. kendimi bilmezken kötü adana kebabı çok yedim, o yüzden adana kebabına çok mesafeliyim. tost ve ekmek arası tavuk döner satan yerlerde adana kebab yiyenlerden de olmam. burrito yla adana kebabı bağlatısını da anlamadım. sebep kıymaysa ben burriyotu tavuklu ve biftekli yaptım. ayrıca partiyi ben vermedim arkadışım burrito yapmamı istedi. ben de kırmadım. gereksiz bir savunma oldu ama olsun parmaklarımı ısıtıyorum.

    şu cihangir de datlı maya adam olsun da fırınını kullandırsın. her seferinde hocapaşa ya taşınmasın okan.

    YanıtlaSil
  10. Gece gece fenalaştım, tam bir özentilikle aynısından ustaya götürüp yaptırmak istiyorum! Ama aynı sosyal beceri ! bende de olduğundan hele daha önce gitmediğim bir yerde..hayal. Fesleğenin kokusu burnuma geldi ve açlıktan gözlerim yaşarıyor.

    YanıtlaSil