22 Kasım 2012 Perşembe

Saraybosna Lezzet Turu 3

Nihayet son Bond filmini izleyebildim. İstanbullu açılış sahnesi benim için tam bir hayal kırıklığıydı. "Adana'yı İstanbul gibi gösteriiler! Kara çarşaflı karılar ortalıkta dolaniii!" diye sayıklayan ulusalcılar gibi Türkiye'nin reklamının tam yapılmamasından dolayı değil bu hayal kırıklığım. Hiç beklemediğim bir şekilde aksiyon sahnesinin gerçekten vasatın altında olmasından kaynaklanıyor. Sahneler o kadar bilindikti ki, bir anda Pierce Brosnan döneminin 3. sınıf Bond aksiyonlarını izler gibi oldum. Pazar yeri talan edilme sahnelerine her zaman bayılırım fakat bu belki de gelmiş geçmiş en kötü pazar aksiyonuydu. Jackie Chan İstanbul'da (Aslında filmin adı bu değil) filminde bile birbirinden yaratıcı Kapalıçarşı sahneleri varken, damdan dama atlamalı, motorsikletle uçmalı Kapalıçarşı sahnesi Roger Moore döneminden fırlamışçasına demode kaçıyor. Galiba hala en iyi İstanbul'da geçen Bond filmi From Russia With Love. Bu arada filmin IMDB puanının 8,1 olmasını hiç ama hiç anlayamadım. Tıpkı 8,8 puan alan Dark Knight Rises gibi bunun da puanlaması epeyce şişirilmiş gibi geldi. 


Yine başa dönüyoruz. Saraybosna ve böreğe. Bayramın ilk günü tatil nedeniyle kapalı olan Buregdzinica ASDZ'ye uğruyoruz. Yine Saraybosna'nın Hocapaşa'sındayız. ASDZ dün yediğimiz börekçinin tam karşısında kalıyor. Burada peynirli, kıymalı ve patatesliye ilave olarak kavurmalı da bulunuyor. Tabi ki hemen kavurmalıdan söylüyoruz ama malesef kalmamış. Kıymalı ile idare ediyoruz. Buradaki börekler karşıdaki böreklerden farklı olarak közde pişiriliyor. Yukarıdaki fotoda görüldüğü gibi silindirin içine yüklenen közler zincir ile yukarı çekiliyor. Böylece böreğin altı ve üstü dengeli pişiyor. Közde pişirilmesine rağmen buranın böreğini Bosna Börekçisi kadar sevemedim. Kömür ateşinin lezzeti yemeğe işlese de, kömürün dengesizliğinden olsa gerek her yanı eşit derecede pişmiyor. Bu yüzden bir kısmı çiğken diğer kısmı yanık olabiliyor. Tıpkı Antakya'da yediğimiz odun ateşinde pişen künefe (Buyurun buradan bakınız) gibi burası da modern pişirme tekniklerine maalesef yenik düşmüş.


Öğlenleyin ise Bosna'nın milli yemeği "cevapcici"yi denemek niyetimiz. Çoğu yerlinin ağız birliği edercesine bize tavsiye ettiği Başçarşı mevkisinde iki adet dükkanı bulunan Zeljo'ya doğru yol alıyoruz. Zeljo öğlen vakti tıklım tıklım. Güç bela iki kişilik boş yer buluyoruz. Aşağıdaki menüde de görüldüğü gibi seçenek kısıtlı. Yarım, bir veya bir buçuk porsiyon cevapcici veyahut Sırp burgeri (Bir de Sırp kasabı var) lakaplı pljeskavica (Devasa köfte) söyleyebilirsiniz. Balıkesir'de büyüyen biri olarak köfteleri beşer beşer söylemeye alışığız. Isınma niyetine beşer tane söylüyoruz. Hem köfteleri soğutmadan bitirebiliriz. Yan masaya bakıyorum yanına "kajmak" denilen şeyden de söylüyorlar. Menüye çaktırmadan göz atıyorum. Kajmak 1,5 marka (2tl bile değil). "Koy yanına kaymağından da!" diyorum.


Köfteler şipşak önümüze geliyor. Öncelikle şunu söyleyeyim kajmak denilen şey beş para etmezmiş. Bildiğin kaymak ama tuzlusu. Köfteye hiç ama hiç yakışmıyor. Sunum ise en az kajmak kadar vasat. Soğanları küp küp doğramak yerine piyazlık doğramak kimsenin aklına gelmemiş mi? Çatalla yemek mümkün değil bu soğanları. Domates ve biber servisi ise kesinlikle yok. İstisna yapan bir dükkan bile görmedim. Fakat köftenin yanında gelen dışı gevrek içi yumuşacık, köftenin suyuna bandırılıp servis edilen bir pide var ki dillere destan. Benim gibi ekmek üzeri yoğurtla tatmin olan biri, köfte yerine sadece bu pideleri yese bile doyuma ulaşır. 



Sıra geldi cevabcicilere. Balıkesir'de büyüdüğümü söylemiştim. Bilen bilir, şehrimizin köfte standardı üst düzeydedir (Hatta İnegöl'den bile ileridedir). Çocukluğumdan hatırlarım. Annemle mahalle pazarını gezerken karnım hep acıkırdı. Pazarın köşesinde konuşlanmış herhangi bir köfteciden yarım ekmek  yaptırırdım. Köfte ile birlikte içindeki zerzevatları (Domates, biber ve soğan üçlüsüyle) götürüp, tatmin olmadan ayrıldığım bir tek köfteci ile karşılaşmadım. Balıkesir'de canın köfte mi çekti? İlk gördüğün köfteci dükkanına gireceksin o kadar!


Cevapcicilerden bahsediyordum. Bir kere danadan yapılıyor. Etten, en ufak bir rahatsız edici koku gelmiyor. Börek yerken de hissetmiştik bunu. Büyük ihtimalle çoğu hayvan çayırlarda otlatılıyor. Sırf kıymadan yapılan börekleri yerken bile midemiz hiç rahatsız olmamıştı. Zaten Mostar'a otobüsle giderken yollarda otlayan birçok inek sürüsüyle (Ve koyun) karşılaşmıştık. Köftenin bir diğer olumlu yanı İstanbul'un lastik kıvamlı kuzenleriyle uzaktan yakından alakalarının olmayışı. Kıvamı yumuşacık ve çok sulu. Sulu olmasına bayıldım. İstanbul köfteleri bunun yanında hindi burger kalır. Balıkesir köftesinin ise bir derece altında. Tabi bu konuda 3 yaşından beri Balıkesir köftecileriyle karnını doyurmuş birinin tarafsız beyan vermesi mümkün değil. Netekim diğer arkadaşım bunun yediği en iyi köfte olduğunu iddia etti.


Bugün bayramın birinci günü. Herkes birbirine "Bajram şerif mübarek olsun" diyor. Camiler bayram namazına gelen insanlarla dolup taşmış. İstanbul'daki gösterişli versiyonlarının aksine burada tam bir Anadolu bayramı havası var. Tüm mahalleli birbirine sarılmış bayramlaşıyor. Kiminin elinde çiçek, kiminde bir kilo tatlı. Kahvehaneler dedelerle dolup taşmış. Boşnak tvsi canlı yayın yapıyor. Gazeteler birinci sayfadan halkın bayramını kutlarken, tüm dükkanların vitrininde tek bir yazı var "bajram şerif mubarek olsun"...

7 yorum :

  1. kardes,ikide bir balikesir demissin ama 45 yasimdayim daha ilk defa köftesnin meshur olduğunu duydum. çok süper olsa heralde yayilirdi. biraz çocukluk tadlari böyledir. herkes kendi memleketinin yemeğini en bir süper sanir.
    bu arada pljeskavica ve cevapcici hiç unutamadiğim tatlar. kesinlikle sarajevo'dakiler dünyanin en iyisi. köftenin anavatani ne de olsa.

    YanıtlaSil
  2. öyle düşünme. ramiz ve sultanahmet köftesi en meşhuru. en güzeli mi diye sorarsan ilk 10'a girmez. istabula pazarlama meselesi. istanbulda kaç tabe balıkesirli esnaf gördün? sıfır

    YanıtlaSil
  3. şu cümleden sonra; "Tıpkı Antakya'da yediğimiz odun ateşinde pişen künefe (Buyurun buradan bakınız) gibi burası da modern pişirme tekniklerine maalesef yenik düşmüş." yazarın bu işlerden anlamadığna kanaat getirdim ve kapadım!

    YanıtlaSil
  4. balikesir'de kofte 10 numaradir. ulke capinda meshur olmamasinin sebebi balikesir halkinin icine kapaliligidir. balikesir'in meshur hisar ayrani'da vardir, turkiye'de uzerine ayran yoktur. aksini iddia edene kafa goz dalarim, o derece :-) ama hisar ayrani'nin sahipleri balikesir disina vermezler kesinlikle. bu yuzden meshur olmamistir.

    konuya gelirsek, cevapi'yi saraybosnalilarin tercih ettigi zeljo'da yemissiniz. ben kastel'de banjalucki tarzinda yapilani (bitisik 4 parca halinde) daha cok seviyorum, tercih meselesi. birde turistik alanin disinda baska bir yer tavsiye etmislerdi, en iyi aslinda orasiymis.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle şehir merkezinin dışında daha iyi yapan yerler vardır. belki de merkezdekiler bizim sultanahmet köftecisi gibi gereğinden fazla turistik olanıydı ama o bile muhteşemdi. ama balıkesir köftesine daha rakip bulamadım. hala beklemekteyim. tire köftesini mesela. henüz yemedim onu

      Sil
    2. Simdi bu cevapinin kralini travnik sehrinde yapiyorlar(mis), saraybosna'ya 1,5 saat mesafede. Osmanli doneminde Travnik'li vezir sayisi kayda deger oldugundan vezirler sehri diye de gecer.

      Dedigim gibi ben Banjalucki Cevapi'yi daha cok seviyorum, Saraybosna Bascarsi'da Kastel diye bir yer var, kucuk ve salas ama orayi cok begenmistim. Gazi Husrev camisi ile saat kulesi arasindindaki sokakta.

      Klasik tarz cevapi icin orali arkadaslar sizin de gittiginiz Zeljo'yu soyluyorlar, Mrkva'da populer (denedim fena degildi), bir baskasi Hodzic'i tavsiye ediyor. Ama Bascarsi disinda Zmaj isimli yeri de cok ovduler. 1 ay sonra yeniden gidip farkli yerlerde deneyecegim, dilersen tecrubemi paylasirim burada :)

      Balikesir koftesi derken, yesillideki kofteciler mi yoksa "Balikesir Kofte'si" isimli mekan mi bu arada?

      Sil
  5. twcrübelerinizi dört gözle bekliyoruz. teşekkürler

    YanıtlaSil