10 Nisan 2013 Çarşamba

Balıkesir'in Delileri

Çocukluğumun geçtiği Balıkesir'de sıkça duyduğum bir anekdot vardı. Güya Atatürk sanki başka işi yokmuş gibi kurmaylarını toplamış ve "Bana her şehirden bir deli getirin, Balıkesir'den ise tuttuğunuzu getirin" demiş. Şehirde o kadar çok deli vardı ki, anlaşılan deli toplama işlemi pek de bir maharet gerektirmiyordu. Bu garip şakada doğruluk payı olduğunu anlamanız için Balıkesir'de yaşamış olmanız gerekir. Michel Foucault, Deliliğin Tarihi'ni yazarken bu garip taşra şehrine uğrasa sanırım epey tatmin olurdu; zira üstadın altını çizdiği delilerin "gündelik hayatın bu kadar içinde olduğu" bir başka şehir daha görmedim diyebilirim. Hepsi de toplumun kabul edilemez ve garip bulduğu özellikleriyle Balıkesir'in delilerinden aklımda kalanlar (Kesin çok daha fazlası vardır da neyse):

Bandırma() Erol: Tartışmasız Balıkesir'in en meşhur delisi. Rivayet ederler ki Erol bir Bandırmaspor-Balıkesirspor maçında yanlışlıkla Bandırma tribününe oturur ve Bandırmalılardan temiz bir dayak yiyerek delilik mertebesine erişir. Erol genelde Çardaklı ve Anafartalar Caddesi çevresinde taksi duraklarında çay içerken görülür. Çoğunlukla sakindir ancak kendisine Bandırma dendiğinde saldırganlaşmaktadır. 8 ya da 9 yaşındayken bunu test etmek gibi bir hata yaptım. Saat Kulesi'nin altındaki (Şadırvan da derler) taksi durağında günlük çayını içen Erol'un yanına gidip önce sinsice yaklaştım. "Erol abi nasılsın?", "İyiyim canım", "Maçları takip ediyor musun?", "Eh gidiyoruz arada", "Bandırma maçı ne zaman?", "Şaaaak"... Hayatımda yediğim ilk tokat. Taksiciler araya girmese dayak tüm hızıyla sürecek. Epey ağladığımı hatırlıyorum. Taksiciler de Erol'u haklı bularak beni kovdular. Mazlum daima haklı olacak diye bir koşul yok. Doğruya doğru; fazlasıyla hak edilmiş bir tokattı. Affet beni Erol abi.

Deli Simitçi: Keldi. Sakalsız ve bıyıksız, sapsarı bir yüzü vardı. Onu hep kafasında taşıdığı simit tablasıyla (Sonradan camekana terfi etti) hatırlıyorum. Annem ondan simit almamam konusunda beni pek çok kez uyarmıştı. Nedeni adamın deli olması ve simitleri sürekli yere düşürmesiydi (Deli Simitçi'nin bir simitçinin atletikliğinden oldukça uzak olduğunu belirtmekte fayda var). Bazen uzaktan o olduğunu fark edemezdik, simitçinin sesini duyup balkona çıkıp çoğu kez "Amaan Deli Simitçi'ymiş" diyerek simit almaktan vazgeçtiğimizi hatırlıyorum. İşler kesat gittiğinden olacak artık kapı kapı dolaşmaya başlamıştı. Apartmanlara giriyor ve dairelerin kapısını çalarak "Simit lazım mı abi" diyordu. Balıkesir'i bir daha dönmemek üzere terk edeceğim hafta, Atlantis Atari Salonu'na yürürken yolda karşılaştım. Eski İzmir Caddesi'nde eskiden babamın bir hevesle kırtasiyecilik yaptığı (Kırtasiyenin adı hala adımı taşıyor, yeni sahipleri hala ismini değiştirmemiş) köşeyi dönerken karşıma çıktı. Benden en az 20 yaş büyük olmasına rağmen, "Abi simit lazım mı" deyince dayanamadım, ilk ve son simidimi aldım. Onu son görüşüm oldu.

Entel Deli: Kuşkusuz Balıkesir delileri içindeki en gizemlisi. Çoğunlukla Bahçelievler ve Plevne'de görülmekle beraber, birkaç defa şehir merkezinde de karşılaştım. Uzun boylu ve gür sakallıydı. Saçları çok uzundu. Bir deliye göre fazlasıyla temiz ve iyi giyimliydi ancak uzun saçlarından olacak esnafla arası iyi olmayan nadir delilerdendi. Mimar Sinan ya da ODTÜ mezunu olduğu konusunda dedikodular vardı. Onu delirten bir kadınmış ya da memleket meseleleriymiş. 12 Eylül'de işkence görmüş ya da uzun yıllar yurt dışında üniversite hocalığı yapmış. Örgüt üyesiymiş ama sonra örgütten atılınca delirmiş. Hangisinin doğru olduğu asla ispatlanamadı çünkü Entel Deli'nin deli damgası yemesine yol açan özelliklerinden biri de asla konuşmamasıydı. Ama bence asıl ilgi çekici yönü, sürekli elinde bir poşetle hızla yürümesiydi. Hep bir acelesi olduğunu görürdüm. Bir kez takip ettim ama gittiği belli bir yer yoktu. Sürekli hareket halindeydi. Saatlerce yürüdükten sonra pes edip eve gittiğimi hatırlıyorum çünkü adamın gecesi gündüzü yoktu. Bir gün Mehmetçik İlkokulu'nun duvarında bira içerken yanımıza oturdu. Yanımızdaki kızlardan biri yakındaki evine gidecekti ve benden evine bırakmamı istedi. Sonra herkesin duyabileceği sesle "Korkuyorum, yalnız gitmek istemiyorum, ya bana bir şey yaparsa dedi", "Zararsızdır" dedim, söylediğimin ne kadar kırıcı olduğunu bilmeden. O an bakıştık. Söylediklerimizi duymuştu ama biz utanmadık çünkü delilerden utanmazsınız. Onlar hakkında alenen konuşabilirsiniz. Kalktım ve kızı evine bıraktım. Kızın adını ve yüzünü hatırlamıyorum ama Entel Deli'nin o kırgın bakışlarını hiç unutmayacağım.

Şarapçı: Balıkesir'in bir başka meşhur delisi. Muhafazakar bir batı şehrinde, deliliğinin alkolle bağlantısı yüzünden esnaftan pek hürmet görmese de, sosyal demokrat, emekli öğretmenlerin ya da alkole yeni başlamış hevesli ergenlerin bu adama para verdiğine (Bak şarap alacaksan veriyorum diyerek) defalarca şahit oldum. Konuşmazdı, sessizce şarabını içerdi. Bize bilgece öğütler verdiği falan da yoktu. Genelde istasyon çevresinde görülürdü. Zararsızdı ancak özgürlüğünün sınırlarının fazla zorlaması (Annemin bir arkadaşının önünde pantolonunu indirip şarıl şarıl işemiş) tepkilere neden oluyordu. Yıllar sonra gazetede okudum. Bir vagonda öldü. Kış günü ısınmak için ateş yakmış ve kendisiyle birlikte bütün vagonu da kül etmişti.

Yola Atlayan: Balıkesir'de şoförlerin en büyük kabuslarından olan bu kadının yegane meziyeti, aniden yola atlamasıydı. Babam ehliyetini yeni almıştı ve bir gün bir kadının yola atladığını, az kalsın çarpacağını söyledi. Ben de ehliyeti yeni aldı diye çok itibar etmedim. Aynı şey başıma gelince ne kadar korkutucu olduğunu idrak edebildim. Zira kadın o kadar da deli sayılmazdı çünkü kırmızı ışığın yanmasını bekliyor ve arabalar geçmeye başlayınca kendini yola atıyordu.

Dansçı: Balıkesir'e son kez gittiğimde (4 sene önce sanırım), Milli Kuvvetler Caddesi'nde break dansı yapan 50 yaşlarında sakallı bir adam gördüm. Müzik olmadan, gayet güzel dans ediyordu. Esnaf da elbette ki görevini yapıp tempo tutuyordu. Bir süre trafik tıkanınca polis geldi ve gayet nazik bir şekilde "Hadi kardeşim kaldırımda dans ediver" dedi. Balıkesir delileri, polisten fazlasıyla korkan bizlerin aksine kolluk kuvvetlerine kafa tutmaktan çekinmez. Dansının yarıda kalması üzerine "Bir daha dans etmeyeceği" tehdidini savurdu. 

22 yorum :

  1. çok ilginçmiş..eskiden her mahallenin bir delisi olurdu.biz çocuklar da peşinden koşturmayı severdik.şimdi düşününce nelerle eğlenirmişiz diye düşünüyorum.sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. :) bu delilerin hepsiyle ben de hemşehriyim! evlendiğimde kimliğim değişince kütüğümün balıkesirden başka bi yere alınmasına çok bozulmuştum tescilli deliliğim elimden alınmış gibi gelmişti! :)

    YanıtlaSil
  3. bir de dünyanın en şık giyimli delisi vardı. zengin deli diyorlardı kadına. yola atlayan doğumevi mevkiinde faaliyet gösterirmiş. cumartesi pazarının karmaşasından yararlanarak trafiği felç edermiş

    YanıtlaSil
  4. Bir Balıkesirli olarak çok gülerek okudum :) Şimdilerde her maç öncesi o takımın formasını giyip davul çalan bi deli var, en meşhuru o :)) Ama entel deli ve Erol abi benim de çocukluğumun bi parçasıydı, Balıkesirli olmak böyle galiba, delileri kanıksıyoruz, Tülükabaklar normal geliyor ama dışarıdan gören şok olunca anlıyoruz bu işte bi gariplik olduğunu :)

    YanıtlaSil
  5. erol amcamın çalıştığı dükkana da gelirdi. zincir kolyesi vardı. amcama çok saygılı davranır, lafını dinler, çayını içer, selamını verip giderdi. erol a esnaf şakaları pek yapılmazdı. herhalde balıkesir in en kıdemli ve tanınan delisi olduğundandır. bir de erol la otobüste çok karşılaşırdım. pek bir gezerdi otobüsle.

    YanıtlaSil
  6. Deli üretme konusunda Bandırma da çok verimlidir. Çocukluğumu geçirdiğim Bandırma'da en büyük korkularımızdan biri delilerin meydanda bize sarıp sonrasında da taşla sopayla bizi kovalamasıydı. Bir Deli İsmail vardı ki en Bandırmanın en ikonik delisiydi. Denize işerken suya düşüp öldüğü veya dövülüp denize atılıp boğulduğu konusunda rivayetler dolaşır. Rakçı Sinan ve Beter gibi deliler de hatırladıklarım arasında.

    YanıtlaSil
  7. En son duyduğuma göre ölmüştü erol. hani öyle söyledilerdi gibisinden. simitçi ve entel deli gerçekten bomba )))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet Allah rahmet etsin 8 yada 9 yıl oluyor öleli..az kızdırmadım küçüklüğümde kendisini...

      Sil
  8. Balıkesir'de büyümüş ve tüm çocukluğunu geçirmiş ben neden tanımıyorum bu delileri...büyük eksiklikmiş....güzel yazınız sayesinde tanışmış oldum sevgiler...bundan gayrı takipteyim sizi :)) İlke

    YanıtlaSil
  9. Daha bir kaç gün önce anlatıyordum arkadaşlarıma aynı konuyu,üzerine yazıyı okuyunca çok güldüm. bir kaç tane de ben ekliyeyim o zaman.Beş Beş mehmet (beş liradan başka para kabul etmezdi), Trafik mehmet (arabalara ceza yazardı, ve trafik ışıklarında trafiği yönetirdi) ve bu aralar ise Eren var (her gün esnafı dolaşıp 'beni özlediniz mi abi' diye sorar tabii ki cevap 'özlemez miyiz Erenciğim nerelerdesin' dir sonra da sanırım bir lira falan istiyordu, arasıra Doğumevinin önünde ceket ve kravatlı şekilde trafiği yönettiğini de görebilirsiniz.)

    YanıtlaSil
  10. Bandırma Erol gerçekten de Balıkesir'in en kıdemli, en ünlü delisidir. Yalnız Yola Atlayan konusunda yanlışınız var: Balıkesir'de yola atlamayan görmedim ben :)

    YanıtlaSil
  11. beş beş mehmet ya da beşçi mehmet i iyi hatırlattınız. unutmuşum ben. halbuki o da çok meşhurdu.

    YanıtlaSil
  12. Beş beş mehmet'i yazmayı unutmuşum. Eren de çok iyiymiş yalnız.

    YanıtlaSil
  13. Beş beş Mehmet'i bende hatırlıyorum gelene geçene "beş para versene" derdi, aldığı paralarla da eski Şan sinemasının önünde şarap içerdi. Birde bir kadın vardı adını bilmiyorum, fakat sanırım öğretmenmiş, yabancı bir subayla evlenmiş. Ya bir süre sonra subay görevi bitince çekip gitmiş, yada giderken çocuğunu da alıp gitmiş tam emin değilim. Yolda giderken kendi kendine konuşup söylenir arada da küfür ederdi... Benim de yüksek okulda 2 yılım Balıkesir'de geçti fakat arkadaşlarım var hala arada gidip gelirim.

    YanıtlaSil
  14. yaşar'ı unutmuşsunuz. happi diyerek dolaşırdı. mekanı milli kuvvetlerden hasan babaya giderken tulumbacıların olduğu çeşmenin önündeki minderdi eskiden. dansçı dediğin kışın normal bir insan taklidi yapar ama sıcak havalarda cozutur. değişik uzak doğu figürleri sergiler. gariptir ki dansçıyı izmirde görmek de mümkündür.

    YanıtlaSil
  15. deli süleyman vardı bir de. yaşar vardı. bir de elinde radyo cızırtısı dinleyen biri deli vardı.

    YanıtlaSil
  16. Deli Zeliha vardı...Yıllar önce öldü. Pazar çantasıyla yoldaki taşları toplar ,evinde biriktirirdi. Kadınları sevmez, küfürlü şarkılar söylerdi.
    Radyolu, güzel kızları severdi.
    Erol, kızdırmazsan çoğu akıllıdan kibardı. Evet biz severiz delileri. Esnaf da bakar onlara...Ya da bakardı...

    YanıtlaSil
  17. Deli Zeliha nın evi Koray lisesi(Muharrem Hasbi lisesi) nin hemen alt tarafındaki boşluktan çarşıya doğru giderken arada sağ taraftaydı.Ben Ali hikmet Paşa mahallesinde renkli bir çocukluk geçirdim.1975 doğumluyum.Zeliha sabahtan çıkardı yola bütün salı pazarını bağlar sokağı gezer yerlerden taş toplardı.Onun evine girme cesaretini gösterenlerden bir bendi.Mahlleden üç arkadaşımla duvarına tırmanmıştık.Size yemin ederim bahçesi yığma küçük taş doluydu.Ve evin her tarafında kediler vardı.keşke o zamanlar imkanımız olsaydıda kameraya alsaydık fotoğraflasaydık bu hayatımıza giren Deli dediğimiz ( Annem hiç bir zaman dalga geçirtmezdi) veli olup olmadığını bilmediğimiz bu insanları..5 mehmet in fiks lafı vardı .beşlira varmı beş lira.Sonra sizlerin hatırlayamayacağı deli cevdet vardı ,uzun boylu sakallı kendi kendine konuşup mahalle mahalle gezen.Erol u hepimiz tanırız sümüğü eksik olmazdı burnundan.eskiden 6 eylül fuarı olurdu fuara giderkende o trafikçi deliyi hep görürdük .Adam resmen trafiği yönetirdi.çocukluğumuz sokaklarda geçti bizim .O deli dediklerimiz belkide annemin tabiriyle veliydi bilemiyorum ama şuanda hepsine aklıma geldikçe dua yolluyorum...Mekanları cennet olsun.Birde zahire pazarı camii vardır salı pazarının yukarsında onun karşısında macun yaparak geçimini sağlayan bir amca vardı çok yaşlıydı .tek göz odada oturuyordu .caminin karşısındaki tuğla binanın bahçesindeki tek göz evde.Eşi hatırladığım kadarıyla Suriyeliydi...Arap tı .Çoluk çocuk evde tek kalınca sokakta bağırırdı yağmur yağıyor seller akıyor arap kızı camdan bakıyor diye.Sanıyorum o yaşlı macuncu amca eşi çok üzülüyor diye yanında gezdirmeye başlamıştı kadıncağızı. bu hayatdan göçmüşlerdir onlarında mekanı cennet olsun.Birde benim gibi 35 üstü yaştakilerin hatırlayacağı Şengör sineması vardı açık hava sineması .Sinema koray lisesinin hemen üst tarafındaydı.Sinemanın karşısında bir apartman vardı .sahibi çok zengindi.onunda bahçesinde bir adam yaşıyordu göbekli kimseye zararı olmayan bir adam .o adam onların bütün ailenin işlerini yapıyordu.Göbekli hep kısa saçlı bir adamdı.o aile o adamcağızı köle gibi kullanıyordu .hatta arkadaşlarımız onu besleyen apartman sahibinin bazen onu dövdüğünü görmüşler.Yazık neleri hatırlıyoruz onlar bu dünyada yaşamımda yer alan gördüğüm ilk garipleriydi...hepsini iyi anıyorum....Umarım diğer tarfta rahat uyuyorlardır.eğer o yaşlı macuncu amcayı ,şengör sineması karşısındaki apartmanın bahçesinde yaşayan adamı hatırlayanlar varsa yazsın lütfen .belkide aynı mahallede büyümüşüzdür ...belkide aynı mahlle kavgalarında yer almışızdır....İyiki sokaklarda koşturmuşuz .Asfalt atıldığında akşama kadar asfalt üstünde koşturmuşuz.Teravih zamanında eriklere dalmışız.Kışın soba başında otururken sokağa inip bozacıdan boza almışız.İyiki 2 katlı evlerimizin teraslarında güvercin beslemişiz.İyiki Balıkesirin Ajlan büfesinde salçalı tost yiyip yanında turşu suyu içmişiz.İyiki 6 eylül çarşısının girişinde doydoy burgerden sucuklu yemişiz .İyiki tivolide zevkine doyum olmayan king oynamışız.İyiki Şan cafede Bilardo oynamışız.İyiki fuar içindeki havuza gidip serinlemişiz.iyiki yaz tatilinde sanayiye gidip asansörcüde ,araba tamircisinde çalışmışım.Türkiyenin en güzel halinden, en güzel köy pazarı salı pazarından ( artık beton) alışveriş yapmışız.İyiki tadına doyum olmayan o ucuz ama dünyanın en lezzetli balıkesir lokantalarına karnımızı doyurmuşuz.İyiki şamlılı köftecide oturup yanında hisar ayranıyla karnımızı doyurmuşuz.İyiki höşmerimleri bol bol yemişiz.iyiki yine 6 eylül çarşısında girişteki o zamanki tabiriyle kasetçiden coşkun sabah ,cengizkurtoğlu,m.jackson kasetleri almışız.iyiki her 6 eylül bayramında şimdi yıkılmış olan kervansaray otelinin önünde Türk bayrağına sarılı kızın düşmandan kurtuluşunu izlemişiz.tülü kabakları izlemişiz.İyiki değirmenboğazının tepelerine çıkıp okulca ağaç dikmişiz.İyiki Çamlığa çıkıp Balıkesirimiz tepeden izlemeden önce o çıktığımız merdivenleri saymışız.İyiki Balıkesirliyiz..Ziya ÖZER obuacitr@yahoo.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağzınıza sağlık Özer bey ne günlerdi o günler bende 10 yıl oldu Balkes'ten gideli ama mesela doydoy burgerin bay Basri hamburgerinin tadı hala damağımda

      Sil
  18. Ege Mahallesi/Atatürk Mahallesi, Devlet Hastahanesi'nin o civarlarda oturanlar hemen bilir. Meşhur bi Deli İbo vardı. Gören herkes bi dal sigara verirdi kendisine ve sarhoş gibi yürür giderdi gün boyu. Konuşamazdı ve ağır işitme sorunu vardı kendisinin.

    Ve yine aynı civarlarda Toto vardı. Zamanında Spor Toto'dan belli bi para kaçırmış sanırım, az bi tahmin farklıyla ve o günden beri cozutmuş. Kafasında kırmızı bi şapka, beyaz sakallı, kısa boylu hep maçlardan bahsede bahsede hızlı bi adımlarla yürürdü.

    Yine fenoman Radyocu Deli. Elinde çalışmayan bi radyo ile sabahtan akşama kadar gezerdi. Radyo'nun içinde pil bile yoktu ama o radyo hep o adamın kulağının üzerindeydi.

    Bir de 90'ların ortalarına doğru, Üçler Ekmek Fırını'nın orda oturduğumuz zamanlar uzunca boylu bir adam, devlet hastahanesine doğru elbiselerini çıkarıp, gelen geçen arabaya ata ata çırılçıplak kalmıştı. O adamı daha sonra bir iki yerde daha gördüm ve çok korkardım ondan. O gün hiç aklımdan çıkmaz.

    Eksik kalan delilerimizden hatırlayabildiklerim şimdilik bunlar :).

    Ayrıca bi üstte yer alan yorumu bariz duygulanarak okudum.

    Bu aradasite için ayrıca tebrik ederim Okan. Hatırlarsın belki Underground zamanları. Balıkesir'den Kaan :).

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  19. Sürekli sigara isteyen Akif vardı bağlar sokağında.
    Kimse hikayesini bilmez ama Eğitim Fakültesine dereceyle girdiği
    sevdiği bir kız yüzünden delirdiğini düşünürdük.
    Çünkü sokaklarda sinir krizine girdiğinde bağırdıklarından çözmüşlerdi.
    Kimseye zararı yoktu her gördüğünden sigara isterdi
    ve osmanlı tarihinden sorulan savaşların tarihlerini bilirdi ilk zamanlar.

    YanıtlaSil
  20. birde çoraptan bir topu olup onu tükürükleyen bir deli vardı.bir gun yolda yürüken adamın birinin yüzüne o salyalı topu atmıştı.13 yaşına kadar ( 1973-1986 ) balıkesirde yaşamış biri olarak çok özledim balıkesiri.

    YanıtlaSil