25 Mayıs 2013 Cumartesi

Malatya Lezzet Turu 3

Bugün listede köy ziyareti var. Köy demek sabahın köründe kalkmak demek. Allahtan kuzenimin arabası su kaynatıyor da bir iki saat geç kalkıyoruz. Saat 8. Büyükbabamın çalar saati haliyle 8 kere çalıyor. Her defasında "Bu sefer saymayacağım diyorum" fakat yine sayıyorum. Saydıkça uykum daha çok kaçıyor. Evde oturuyoruz. Arabanın tamir olmasını bekliyoruz. Büyükbabamın Alman hayranlığını bildiğimden laf atıyorum, "Büyükbaba sen yetmişlerde Doğu Berlin'e gitmiştin nasıl bir yerdi?" diye soruyorum cevabını çok iyi bilerek. Vurgulu bir dille "Berbattt!" kelimesini duyuyorumİş komünizm düşmanlığına gelince sesi daha da yükseliyor, "Yiyecek yemek yok. İnsanlar perişan. Komünizm en kötü sistem. Faşizmden bile kötü".

Büyükbabamın Doğu Alman vizesi
Hatta kötülük derecelerine göre bütün sistemleri sıralıyor. "Elindeki bozuk paraları ne yaptın peki. Keşke anı olarak getirseydin", bu sorunun da cevabını çok iyi biliyorum. "Batı Berlin'e geçerken artan paraları yere çaldım! Zaten üç kuruş etmez". Kahkahayı basıyorum. Sabah sabah keyfim yerime geliyor. Dolaptan pasaportunu çıkarıp bana vizelerini gösteriyor. Beni en etkileyen Doğu Alman vizesi tabiki. Bugün yakalı bir tişört giydiğimden "Hah şöyle! Biraz adama benzemişsin, aferin" diyor. Uzun zamandan beri aldığım en yürekten aferin bu olsa gerek. Aşağıdan korna sesini duyuyoruz. Belli ki kuzenim Çağlayan arabayı yaptırmış. Ne de olsa lakabı "Lojistik dev".

Not: Dede yerine büyükbaba dediğim için bana züppe demeyin hepsi Heidi çizgi filminden etkilenen ablamın suçu.

Yazının bundan sonraki kısmı pek sevdiğim fotoroman formatında olacak.

1. Daha önce hiç görmediğim köyüme gidiyorum. Kurşunlu'ya. Sabah erkenden kalkıp köye varıyoruz. 
2. Ali amca bizi tipik bir köy kahvaltısı ile karşılamış. Kaymak, tereyağı bal ve peynir. Hepsi kendi ürünleri. İki çeşit tereyağı var. Biri beyaz diğeri sarı. 
3. Farkının nedenini sorduğumda sarı olan yeni yani bahar mevsiminde yapılmış. Hayvan dışarıda beslendiğinden yağa da rengini vermiş. Beyaz ise kış mahsulü.
4. Ev neredeyse 120 yıllık.
5. Ermeni ustalar tarafından yapılmış. Tahta sütunlardaki işçilik inanılmaz.
6. Kurşunlu'dan ayrılıyoruz. Bu seferki istikamet Değirmenpınarı adı verilen yayla. Değirmenpınarı'na varmadan babalarımızın da zamanında kaldığı yayla evlerine bakıyoruz. Çoğu yıkık durumda.
7. Ama manzarası inanılmaz. Geceleri buradan bakınca Malatya'nın ışıkları bile görünürmüş.
8. Pınara varıyoruz. Burası cennet gibi. Sanki Doğu Karadeniz'deyiz. Yemyeşil bir vadi. Ortasından menderes yaparak geçen küçük bir kaynak. Hayvanlar aynı anda su içip otlanabiliyor. 
9. Malatya'da küçükbaş hayvancılığın neredeyse tükendiği söyleniyordu. Değirmenpınarı ise bereketi sayesinde çevre köylerden gelen hayvan sürüleri ile dolup taşmış. 
10. Şehre dönüş. Yarın akşam İstanbul'a döneceğimden valizi doldurmak için Şıra Pazarı'na gidiyorum. Şıra Pazarı'nda kayısı, pekmez, pestil, lokum, kuru meyve gibi ürünler satılıyor. Bu yüzden odaklanmakta zorlanıyorum.
11. Pestillere bakayım derken bir anda kendimi kayısı dönerin tadına bakarken buluyorum. Burada sorduğun her ürünün tadına baktırıyorlar.
12. Arapgir leblebisi. Taneleri küçük ve sert. Ben bayıldım.
13. Pazara gelip de dut pekmezi ve kiraz yaprağı yemeği için erik ekşisi almamak olmaz. Büyükbabama valizle pekmez gider mi diye sorduğumda yıllar önce köy yolunda devrilen minibüs ile ilgili komik hikayeyi anlatıyor. Minibüsün içindeki adamın bir bidon pekmezi kaza sonucu patlamış. İçindeki köylülerin üstü başı pekmez olmuş. Yolun yanı başında duran büyükbabam, araçtakilere yardım için koşunca pekmeze bulanmış köylüleri görmüş. Kan lekesi zannedip paniğe kapılmış. Köylüler yaralarına aldırmadan pekmez taşıyan adamı pataklamışlar. 
14. Pestille aram yok. Sadece erik pestilinden alıyorum.
15. Pazar çıkışında şehir merkezinde Ziraat Bankası'nın hemen yanı başında bulunan kenger sakızcısına uğruyoruz.
16. Sakız, kenger bitkisinin gövdesindeki sütün akıtılması sonucu oluşuyor. Kurumasın diye suyun içerisinde satılıyor. Çiğnemek sabır ister. Çünkü ilk birkaç saat çok sert lastik gibi bir dokusu vardır. Zamanla tadındaki acılık azalır ve yumuşar. 
17. Hava kararıyor ve karınlar acıkıyor. Daha önce bahsetmiştik. Malatya tavacılar diyarı. Tavacı Şükrü, Seydo ile beraber en popüleri (Foto: Kaburga dolması). 
18. Akşam olduğunda Seydo ve Şükrü'nün çarşıdaki dükkanları kapalı. Fakat Şükrü şehir dışına büyük bir mekan daha açmış (Foto: Kağıt kebabı). 
19. Kağıt kebabından kaburga dolmasına, patlıcan tavadan kavurmaya birçok et çeşidi mevcut burada.
20. Biz Şükrü'nün spesiyali  kaburga dolmasından söylüyoruz. Et lime lime olmuş. İçindeki pilavın yağı bol, lezzeti yerinde. İstanbul'da fırında pişen etlerin neredeyse tümü kupkuru oluyor. Şükrü'de ise et suyunu korumuş. Tavacılık basit gözükse de ustalık istiyor. Ateşin ayarını düzgün yapamadığın anda et kuruyabiliyor.

6 yorum :

  1. Fotoroman formatindan olsa gerek bu serinin en keyifli yazisi olmus bu. Herseyi gectim, 120 yasindaki o eve hayran kaldim. Tek kelime ile muhtesem. Dönüp dönüp tekrar bakiyorum. Malesef beton sevdamiz yüzünden böyle evleri göremiyoruz artik.

    YanıtlaSil
  2. Tesekkurler.ben de böyle güzel evler beklemiyordum..şaşırtıcı oldu

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar,
    Canım bloğunu yeni keşfettim ve çok beğendim. Özellikle ev inanılmaz büyüleyici. Ellerine emeğine sağlık. Bloğunu takibe aldım. Bana da beklerim. Sevgilerimle,

    YanıtlaSil
  4. Teşekkürler.bloğuna muhakkak uğrayacağız :)

    YanıtlaSil
  5. ben de bir kaç şey eklemek istedim malatyalı olarak istanbulda bahçesinde sebze yetiştiren bir tanıdık bulunca ilk aklımıza gelen fasulye sırığı olup olmadığını yoklamak olur sonra utana sıkıla yapraklarını toplamak için izin isteriz bu yapraklarla yapılan bir yemek olduğunu duyan herkes çok şaşırıyor ama kiraz yaprağı ile hiç yemedim malatyadan malatya peyniri ve malatya kurabiyesi ısmarlanır ikisi de çok özel tatlara sahip malatyada önemli günlerde tepsi tepsi cevizli ev baklavası ve malatya kurabiyesi yapılırmış yani pestil ve kuru meyveden ayrı olarak da bir kaç tatlı çeşidi varmış ben çok özendim size inş bana da bir gün gidip görmek nasip olur yazınız için çok teşekkürler

    YanıtlaSil
  6. fasulyeden de güzel olur. kiraz kadar aromalı olmasa da daha köpredir fasulye yaprakları. üstelik üzerindeki tüycükler hamura yapışır. böylece sarma dağılmaz

    YanıtlaSil