29 Ekim 2013 Salı

Emir Kipleri

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...

Uzun zamandır bloğu Portekiz, İspanya ve İç Anadolu domine ediyordu. İstanbul'u boşladığımızla ve son zamanlardaki tavırlarımızla ilgili eleştiriler aldık. İstanbul konusuna biz de katılıyoruz. Hatta bir ara biz (Okan daha doğrusu) bile yazdıklarımızdan sıkılır olduk. Elimizdeki Antep, Sivas ve Porto yazılarını biraz kısaltıp erittikten sonra odak noktamız İstanbul olacak (Tabi bu arada bloğumuzun spektaküler yazarı Gurbet Kuşu İspanya'dan bildirmeye devam edecek.). Ama "son zamanlardaki tavırlar" kısmını anlayamadık. Sosyal demokratlara atılan taşlardan mı bahsediliyor ya da "Bunlar da amma gezdi be kardeşim! Zengin züppeler midir nedir!?" gibi bir algı mı oluştu bilemedik. Sevdiğimiz şeyleri yapıp, yazıp, paylaşıyoruz. İşin özeti bu. Bu kadar.

Cumhuriyet bayramında favori bölümümüz "Emir Kipleri" var. Yemek kitapları ağırlıkta.    
                                                                                                                                 İmerhan

Anısına: Lou Reed. Walk on the Wild Side... Hep kötü haberler veren İmerhan'dan değil de, başka bir kötü haberci Ülke'den aldım (Alex kovuldu, Michael Jackson öldü gibi) Lou Reed'in ölüm haberini. Tabi ben de intikam için telefona sarılıp hemen İmerhan'ı aradım.


Lise sondaydım. Anafartalar Caddesi'nde (Balıkesir'de) serserilik yaparken ara sokaktaki kasetçinin vitrinine göz gezdiriyordum. Her zamanki gibi indirim reyonu tercihimdi. En altta belli ki hiç ellenmemekten vitrinin camına yapışmış siyah beyaz bir albüme denk geldim; "Best Of Velvet Underground&Nico". Duymuştum bu grubun adını. O zamanlar elimizden düşmeyen (Balıkesir'de sadece bir bayide satılan) Roll Dergisi methiyeler düzüyordu bu gruba ve baş aktörü Lou Reed'e. Kaseti düşünmeden aldım. Daha oracıkta jelatinini açtım ve Sony marka walkmanime yerleştirdim. Anafarlatalar Caddesi'ni baştan başa "All Tomorrow's Parties" ile dolaştım. Kimdi bu bülbül sesli kadın? Soğuk Alman aksanı ne güzel yakışıyordu kuru ve sisli Balıkesir kışına. Hele hele arkadaki hipnotize edici gitar tınısı. Daha önce dinlediğim hiçbir şeye benzemiyordu. Velvet'le böyle tanıştım. Sonra hepimizin playlistinin vazgeçilmesi oldu. Toprağı bol olsun.



Dinle: Atiye. Beyoğlu'nda ikamet etmemize rağmen hemen hemen canlı müzikten hiç nasiplenemiyoruz. Bunun birçok nedeni var. Barların konser günlerinde kapasitesinin üç katı seyirci alması, müzik yayın kalitesinin yerlerde olması önde gelen sebeplerden. Fakat bence en önemlisi "konser canavarı" bir arkadaşımızın olmaması. "Ulan ne var biletix'i aç bak!" diyeceksiniz fakat o kadar kolay değil. Bu iş lojistik bir zekaya, üst seviyede müzik bilgisine (Haddinden fazla elektronik ve caz konserlerinde hata yapma oranı çok yüksek olabilir) ve en önemlisi sıkı bir disipline gerek duyar. Bu üç erdemden tekine bile sahip olan arkadaşım bulunmadığından, sabah işe giderken Çukurcuma duvarlarındaki geçmiş tarihli konser ilanlarına iç çekerek, "Çok boktan yaşıyorum" demekle yetiniyorum. Bu kadar yaygara niye mi yapıyorum diyorsunuz. Yine sabahın köründe işe giderken Çukurcuma Camisi'nin hemen yanıbaşındaki duvarda ilik gibi Atiye posterini görünce "İşte" diye haykırdım. "Gözüme ve kulağıma hitap edecek şahane bir konser. Hem de akustik!". Kaçmaz. Ajandama kaydediyorum.


Oku: Meat ve Good Meat. Bu sıralar gündemim hiç olmadığı kadar et. Kuzuyla yatıp danayla kalkıyorum. Av etleri, ördek, tavşan ve hatta tavuk (!) rüyalarıma sızıyor. Sakatatlar çerezim oldu. Bu yoğunluğu akademik bilgilerle biraz düzene sokayım diye Okan'a talimat verip et kitaplarımı sipariş ettim (Şimdilik iki tane). Kitapların fotoğrafları ve anlatımı harika. Pişirme teknikleri, etin nasıl parçalanması gerektiği, uygun soslar ayrıntılı şekilde anlatılmış. James Peterson'un Meat: A Kitchen Education kitabı biraz daha ders kitabı niteliğinde. Zaten James Peterson da mutfak sanatları öğretmeni. Aynı zamanda da kimya mezunu. Kitaba şöyle bir göz atayım dedim, başında saatler geçirdim. Oradan oraya atlarken başım döndü. Karar verdim, not defterimi yanıma alarak ders kitabı gibi baştan sona okuyacağım. James Beard ödüllü Deborah Krasner'in (James Peterson'da 6 tane var) kitabıysa başlığındaki "sustainable" kelimesi (Mimaride ve yemek işinde son zamanların en moda kelimesi) ve önsözünü bir senatörün yazmış olması sebebiyle beni korkutsa da yorumlara bakılırsa oldukça iyi bir kitap. Ete meraklıysanız başından kalkamayacaksınız. Kitapları Amazon'dan sipariş ettim ve herşey dahil iki kitap bana 120 tl'ye patladı. Didem Şenol'un "Kızınız Defne'yi Oğlumuz İskorpit'e" kitabının 75 tl olduğu düşünülürse bence kitaplar bedava.
İmerhan


Oku: Vietnamese Street Food. Kayıt dışı ekonomiye savaş açan gelişmekte olan Hindistan, Çin, Meksika ve Türkiye gibi ülkelerde sokak yemekleri hızla kaybolmakta. Aynı şey Vietnam için de fazlasıyla geçerli. Kitap, giderek ana caddelerden en karanlık ara sokaklara kaçmak zorunda kalan Vietnam seyyar satıcılarına yakılan bir ağıt sanki. Hindistan'dan sonra belki de dünyanın en renkli sokak yemeği kültürüne sahip olan ülkenin, kuzeyinden güneyine onlarca çeşit lezzetli yemeği, tarifiyle beraber kitapta bulabilirsiniz.
  

Kitapta beni en etkileyen bölüm ise, komünizmin en ağır şartlarda yaşandığı dönemlerde, kişisel girişimlerin yasaklanması yüzünden çoğunlukla anneden kıza geçen sokak yemeği sanatının kısa bir sürede kaybolması, akabinde özel girişimlerin tekrar filizlendiği 90'larda kaybolan tariflerin tekrar diriltilmeye çalışılması oldu. Bir ülkenin sokak kültürü komünizmin ağır yumruğuyla nakavt olmaktan son anda kurtulmuşken, karşısına kapitalizm belasını çıkarmak, Lennox Lewis'le maç yapan boksörün dinlendirilmeden Tyson'ın karşısına çıkması kadar acımasızca.

8 yorum :

  1. ben et doğrama teknikleri ile ilgili bir kitap arıyorum. nereden bulabilirim?doğrama teknikleri derken eti kısım kısım ayırmadan bahsediyorum yoksa kuşbaşı doğramayı ben de biliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bendeki kitplarda parçalama teknikleri gösterilmiş ama çok ayrıntılı değil. eminim amazon da "butchering" kitapları vardır. ama bu iş için en iyisi youtube da "how to break down a cow or lamb" falan diye aratıp videoları izlemek.

      Sil
  2. iyi hoş da emir kipleri niye hep istanbulda geçiyor. ispanyada yaşayan biri olarak emir kipleri endülüs hiç fena olmazdı. gurbet kuşuna duyurulur
    deniz(sevilla)

    YanıtlaSil
  3. olur mu ki acaba? bir düşünelim hele. fikir verdiğin için teşekkürler. provokasyon ya da düpedüz dangozluk içeren yorumlardan sonra iyi geldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. harika bir fikir. dört gözle bekliyorum. sırf yeme içme olmasın yalnız. en güzel kızlar nerede bulur ondan da bahsedin. çok yalnızım bu aralar :)

      Sil
    2. değnekçi miyiz ulan biz? oldu olacak, adres ver, eve teslim edelim. fesüphanallah....

      Sil
  4. cevabı bu videoda
    http://www.youtube.com/watch?v=sKC7MqCwuZI

    YanıtlaSil