31 Aralık 2013 Salı

En İyi Lezzetler 2013

Best of'lu yıl sonu  sıralamalarından genellikle uzak durmaya çalışırım. Hele en soyut sanat dalı olan müzikte yapılan, en iyi albümler,  şarkılar dosyalarına töleransım yoktur. Fakat iş yemek olunca tat, koku ve görüntü olmak üzere kriterler çok daha somutlaşıyor. Nesnel olmasa da bir best of ... listesi hazırlamak daha az tartışma yaratıyor. Listemizi sadece bloğumuzda paylaştığımız yazılarla ve dışarıda yediğimiz yemeklerle sınırlı tuttuk. Kronolojik sıralamayla başlayalım. İlk yemek bahar lezzet turlarından kalma. Süt kuzu kokoreç arayışlarına girip aradığımızı Asya yakasında bulmuştuk.

Çiya'da şehriyeli kokoreç-Kadıköy: Aslında Subaşı Lokantası'nda veya Refik Meyhane'sinde sadece bahar ayları yapılan süt kuzu sarmayı yemekti niyetimiz. İkisine de yetişemediğimizden zahmetli bir yolculuk yapıp Kadıköy Çiya'nın çeşitli adlarla anılan süt kuzu sarmasının peşine düştük. Çiya'nın porsiyonları az. Hele bir de yanınızda sakatat canavarı bir arkadaşınız varsa üç porsiyondan aşağısı kesmez. Yüksek fiyatı ve az porsiyonuna rahmen süt kuzu kokoreç listede olmayı kesinlikle hakediyor.

Linkine buradan ulaşabilirsiniz.

İmerhan


Güngör Kebap-Malatya: İşte kusursuz bir kebapçı. Malatya Bakırcılar Çarşısı içerisinde mütevazi bir dükkan. Tıpkı Antep'teki Halil Usta gibi basit ama bir o kadar da özenli. Adana'ya gitmeme rağmen yediğim en iyi kıyma kebap kesinlikle burası. Malatya'da bir çok lezzet diyarı olmasına rağmen burası diğerlerine fark atıyor.

Linkine  buradan ulaşabilirsiniz.


Yeryüzü Sofraları-Beyoğlu: Belki lezzet bakımından ilk otuza bile girmez ama atmosfer bakımından kesinlikle birinciydi. Gezi olayları ilk ayın sonuna doğru biraz düşüşe gecince "duran adam" durumu kotarmıştı. Duran adam biter gibi olduğunda ise yeryüzü sofraları tekrar enerjimizi toplamamızı sağlamıştı. Sofranın düzenleneceği gün belediye, Taksim Meydanı'na şatafatlı, bol tüllü daha bol kurdaleli bir iftar yemeği veriyordu. İyi de oldu. Hükümetin yapay gösterişi, kandırmacası yeryüzü sofrası ile tezatlığı sayesinde karşılaştırmalı olarak net biçimde ortaya çıktı. İki sofra arasına kurulan polis barikatı ve sıra sıra dizili tomalar huzurumuzu zerre olarak kaçırmadı. 6-7 Eylül olayları Beyoğlu'nda ayrışmanın simgesiyse, yeryüzü sofrası kesinlikle birleşmenin simgesi olacak.

Linkine buradan ulaşabiilirsiniz.


O Ramiro-Lizbon: Bu yazımız ağır vejeteryan saldırısına uğrasa da yılın en güzel tecrübelerinden biri olmasını engellemiyor. Aşağıda fotosu görünen "goose barnacles" kesinlikle yılın en garip tabağıydı. Akabinde gelen yengeçler, dev karidesler, midyeler ve tatlı niyetine yenen biftekler sayesinde yılın en spektaküler sofrasına dönüştü.

Linkine buradan ulaşabilirsiniz.


Francesinha-Porto: Beklentim düşük olarak gittiğimden midir bilinmez francesinha beni en çok şaşırtan yemeklerden biri oldu. Her katmanındaki farklı bir tat insanı hayretler içerisinde bırakmaya yetiyor. Bu tek sebeple bile yılın değil tüm hayatımın en iyi sandviç deneyimi ünvanını almayı hakediyor.

Linkine buradan ulaşabilirsiniz.



Antep üçlemesi: Ciğer, baklava  ve çorba: Sonbaharın başında üstelik en güzel biberler yeşerirken, Antep fıstıkları toplanırken Antep'teydik. Zeki İnal'ın şöbiyeti birinci sırada olmak koşuluyla üç lezzet de yıla damgasını vurdu. Metanet'in beyranı kesinlikle yılın en iyi kahvaltısı, ciğer kavurma ise yılın en iyi gece atıştırmalığı (Bir kritere sokmak için amma da zorladım) sayılabilir.



Kelle tandır-Sivas: Sonbaharın son günlerinde ise yolumuz Sivas-Kayseri hattına düştü. Kayseri'nin neden listede olmadığını kimse sormayacaktır umarım. Sivas'ta ise listeye uzak ara farkla kelle tandır giriyor. Akabinde, İstanbul'da da kelle keyfi yaptığımdan (Duble fiyatlara) değerini şimdi daha iyi anlıyorum.

Linkine buradan ulaşabilirsiniz

1 yorum :