4 Aralık 2013 Çarşamba

Porto Lezzet Turu 1

Şahane bir Bayern zaferi ile ile başlamıştı Porto gezimiz. Aslında benim için en endişesiz finallerden biriydi. Bayern kaybetse bile kupayı başka bir Alman takımı Dortmund kaldıracaktı. Böyle şatafatlı günlerde Bild'e göz atmamak olmaz. Ön tarafta sansasyonel bir başlık, arka sayfada ise sex skandalları. Bir erkek başka ne ister ki. Sırf bu haberden bile Porto gezisinin üzerinden epey bir zaman geçmiş olduğu anlaşılabilir. Allahtan lezzet turunun en spektaküler meyvesini, yani sandviçlerin şahı francesinhayı iki üç ay önce yazıya döküp uzun uzadıya tasvir etme yükünden kurtulmuşum. Porto ve şaraplarını ayrı bölümde yayınlayacağım için benim için çok külfetli bir yazı olmayacak. Aksi takdirde altı ay öncesini anlatmakta bir hayli zorlanacaktım.



Öncelikle Porto'dan kısaca bahsedelim. Multi-kulti Lizbon'un aksine, Porto tam bir safkan Portekiz şehri. Şehir Avrupa kentinden çok, Avrupalılar'ın kurduğu şatafatlı bir Karayip kasabasını andırıyor. Sahil şeridi, turizm gelmeden önce kafalarda şişe kırılan barlara, denizcilere felekten bir gece yaşatmaya çalışan fahişelere veya vurgun peşinde olan korsanlara yataklık yapmışcasına günah kokuyor. Sanki Karaköy Zürafa Sokağı kerhanelerden temizleneli bir hafta olmuş da duvarlar hortumla yıkanıp turizme açılmış. Binalar bakımsızlıktan kararmış, bitmeyen yokuşlar, nara atan ayyaşlar, esmer tenli bitirimler, insana Tarlabaşı'nın sokaklarında yürüyormuş hissi uyandırıyor (Bunun nedenine ileriki yazılarımızda değineceğiz). Hele hele Lizbon'dan bile bol delileri... 

Ansızın, oturduğum banka usulca yaklaşıp çığlığı basıvereni mi dersiniz (Bizzat başıma geldi), içtiği her birayı kaldırımda kırmak suretiyle toplum huzurunu kaçıranı mı. Bu kadar çok tedirginlik unsuru barındırmasına karşın suça meyilin hemen hemen hiç olmamasına rastlantı gözüyle bakmıyorum artık. Hep öyle değil midir zaten? Napoli veya Şırnak gibi karanlık şehirlerin, ülkelerinin en düşük suç oranlarına sahip olması oldukça manalı. Bu durum, havlayan köpek ısırmaz gibi ırkçı bir bakışla yorumlanabilse de, bana göre dışı sert içi yumuşak tanımı çok daha yerinde.



En başta belirtmiştik. Şehir Lizbon kadar kozmopolit değil. Bu sebeple envaiçeşit Uzakdoğu yemeği veya açık büfe Brezilya mangal şölenini pek bulamazsınız. Bunun yerine daha Portekizli olan işkembe, kızarmış tavuk gibi lokal yemeklere denk gelmeniz kuvvetle muhtemel. Şehir merkezi deniz ürünleri fiyatları bakımından Lizbon kadar uygun değil. Özellikle Douro Nehri kıyısında bulunan Ribeira muhiti genellikle bir hayli pahalı.


Bir çok Portolu'ya göre şehirin 10 kilometre dışındaki kasabalarda daha uygun ve lezzetli balık yiyebilirmişiz. Fakat zaman kıtlığından dolayı buna fırsat bulamadık. Eğer makul bir bütçe ile balık yemek istiyorsanız gidebileceğiniz en uygun mekan Mercado do Bolhao'daki küçük balık işletmeleri. Bir sonraki yazımda buradan bahsedeceğim. Fakat buraları öğlen üçten sonra servis yapmıyor. Sao Francisco Kilisesi'nin yakınında bulunan Churrascaria do Infante isimli restoran yerel halkın tercih ettiği bir mekan. Ben de burada sardalye yedim ve memnun kaldım. Denenebilir.


Eğer canınız balık dışı bir şey çekiyorsa, ki Lizbon'da zaten balığa doyacaksınız, Restaurante Tripeiro'da yörenin meşhur işkembeli kuru fasulyesinden yiyebilirsiniz. Portekiz'in, Türkler gibi uzun bir sakatat geçmişi var. Eski zamanlarda gemicilere etlerin en iyi kısmı kurutulup verilirmiş.


Geriye kalan tüm artıklar (İşkembe, bağırsak) karadakilere kalırmış. İşte bu geleneğin mirası olarak türlü türlü sakatat yemeğini burada bulabilirsiniz. Diğer bir alternatif ise piri piri biberi ile soslandırılmış şahane kızarmış tavuklar.



Pedro dos Frangos tavuk konusunda şehrin en popüleri. Aman dikkat piri piri sosu inanılmaz acı. Tabi benim gibi abartırsanız rezillik çıkabilir. Tavukların dışı çıtır içi yumuşacık. Yanına gelen ekmekler ise tavuktan bile güzel. İçerisi restorandan çok erkeklerin takıldığı meyhaneye benziyor. Bizim gibi oranın buranın fotosunu çeken turistlere alaycı gözlerle bakmaları gözümden kaçmadı. Hele hele tavuğun yanına sangria söylemem puanımızı iki kademe düşürdü.



Türkiye'deki esnaf lokantalarına şortla girmek neyse burada yemeğin yanına sangria söylemek aynı ayarda olsa gerek. Esnafın hafif alaycı tavrını Türkiye'de onlarca kez yaşadığım için vakurluğumu koruyorum. Daha fazla fotoğraf çekmiyorum. Sırf bu yüzden tabakta net bir tavuk fotoğrafı yakalayamamışım. Eve geldiğimde farkediyorum.



Şehrin merkezinde ya da karşı yakadaki Vila Nova De Gaia'da fena halde Porto şarabına boğulacaksınız. Arada kafanızı dağıtmanın en iyi yolu tabi ki bira. Şehirde özel imalat bira satan tek bir yer var. Mercaria das Flores, Sovina marka şahane butik biraları bulabileceğiniz bir şarküteri. Ben Indian Pale Ale ve Amber çeşidine bayıldım. Sagres ve Super Bock'tan başka yerel bira bulamayacağınız Portekiz'de bir vaha burası.




Son durak ise bir çikolatacı. Portekizliler çikolatadan ne anlar demeyin. Ben Arcadia marka çikolataya karşı yakada Porto şarabı tadımı yaparken rastladım. Şarap uzmanı tadımını yaptığı şaraba en uygun lezzetin çikolata olduğunu belirti ve elindeki kedi dili çikolatayı bizlere sundu. Pek beklentim olmadan tattığımdan olsa gerek bir anda keyif patlaması yaşadım. 1933 yılında kurulmuş Arcadia çikolatalarını Praça Da Liberdade'nin hemen arkasındaki sokakta bulabilirsiniz. Kedi dili spesiyal ürünleri. Kesinlikle denenmeli.





7 yorum :

  1. benim aklım çakma formalarda kaldı

    YanıtlaSil
  2. Lizbon'a gidip bir restoranda balık yiyişimiz aklıma geldi. Balıklar
    büyüktü ve çok güzel ızgara yapılmıştı. Bıçakla kesmemizle içinden simsiyah iç
    organları çıktı. millet böyle yiyormş orada. biz geri gönderdik tabi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sardalyanın cigere benzer bir iç oragani vardı. Orayi beğendim. Diger siyah kısımları ise düpedüz acı. Iç organlarinin alınmamasinin bir diger nedeni ise piserken dagilmamasi.balik butun halde daha dayanıklı oluyor

      Sil
    2. Söylemesi ayıp, ben de Lizbon'da çok güzel ızgara balık yedim. Evet iç organlarıyla pişirmişlerdi. Geri göndermek yerine, çatalla iç organları çıkarıp kalanı götürdüm tabi..

      Sil
  3. İstanbul' da bu şekilde balık yapan yer var mı ki siz bilirsiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben gittigim her yerde sardalya yerim ve hiç denk gelmedim.

      Sil
  4. Porto şarabı bölümünü dört gözle bekliyorum. Lütfen biraz acele eder misiniz? :)

    YanıtlaSil