28 Ocak 2014 Salı

If! İstanbul 2014

Bağımsız Film Festivali deyince aklımda üç imge oluşuyor. Siyah poşet içi gibi kokan Fitaş salonları, karın en fırtınalı yaşandığı sevimsiz İstanbul şubatı ve şubat tatilindeki ergenleri tavlayabilme adına, If ile aynı dönem gösterime giren Recep İvedik filmleri. Kar çığırtkanlarının tahminleri tutarsa bu sene üç imgeyi de doyasıya yaşayacağız. Sizin için seçtiklerimize gelmeden önce kısa bir eleştiri yapalım. Organizasyonun Beyoğlu'ndaki gösterimler için Fitaş'ta diretmesinin amacı var mıdır? Atlas ve Beyoğlu salonları, Fitaş'tan daha fazla mı bedel istemekte? Yoksa Fitaş'la yirmi yıllık bir anlaşma mı imzalandı? Kesintisiz 13 senedir bizi bu çirkin binaya mahkum ettikleri için teessüflerimi sunuyorum. İkinci eleştiri ise festival programına. İki üç yıldır "Galalar" başlığının çok güçlendiğini, diğer başlıkları bir hayli gölgelediğini hissediyordum. Fakat bu sene gerçek anlamda bir galalar faşizmi var. Geçtiğimiz yıllarda Geceyarısı Kuşağı, Keşif, Belgesel ve hatta Gökkuşağı bölümlerinde de ünlü yönetmenler, tanıdık simalar bulunurdu. Bu da festival programına kendince bir denge sağlardı. Bu sene diğer bölümler çok ama çok zayıf!


Sıra geldi seçtiğimiz filmlere. If'in her festivalde 2-3 kaliteli animasyon garantisi bu yıl da devam ediyor. Biri Uzak Doğu animasyonu'nun piri Miyazaki'den, diğeri ise indie-animenin kralı Bill Plympton'dan geliyor. Plympton yeni filmini tamamen elle çizmiş ve içinde hiç diyalog bulunmuyor. Miyazaki ise yine takıntılı olduğu konuya yani uçaklara geri dönüyor. Her ne kadar Miyazaki'nin uçma ile ilgili filmleri beğeni listemde en alt sıralarda yer alsa da, sıcak çizimleri, çoşkulu müzikleri ve umut dolu finalleri için bile gidilebilir.

Cheatin'
If'in bence en zayıf taraflarında biri de klasiklere yeterince zaman ayırmaması. İstanbul Film Festivali'ndeki gibi toplu gösteriler beklemiyoruz fakat bağımsız klasikler adı altında, Cassevetes'ları, Jarmusch'ları bizlere dev ekranda izletse fena mı olur? Bu yılın klasik kontenjanında ise sadece "Night Of The Hunter" var. Filmi fazla anlatmaya gerek yok. Robert Mitchum'u dev ekranda görmek için bile kaçmaz.

Night Of The Hunter
Son tavsiyemiz ise Grandmaster. Türkçe ismi Büyük Usta olması insanı biraz tiksindirse de, yönetmen koltuğunda Ashes Of Time'dan sonra dövüş sanatına tekrar geri dönen Wong Kar Wai olması insanı heyecanlandırıyor. Usta, çok iyi becerdiği ağır çekimleri bakalım dövüş koreografisine nasıl yedirmiş. Başrollerde fetiş oyuncusu Tony Leung var. Liste başına yazıyorum. Detaylı tavsiyelerimiz bu kadar. Bunun dışında bilet alabilmek için tırmalayacağım filmler ise şu şekilde devam ediyor:

Under the Skin
Spectacular Now
Dallas Buyers Club
Selfish Giant
Borgman
Das Merkwürdige Katzchen

1 yorum :

  1. Valla if değil de recep ivedik'i merakla bekliyorum

    YanıtlaSil