14 Şubat 2014 Cuma

Emir Kipleri

Katıl: "Şöyle üç beş sene daha çalışayım, Çanakkale'den bir tarla alacağım" hayalleriyle boğuşan yüzlerce beyaz yakalıyla karşılaşmışsınızdır. Garanti Bankası'nın bir önceki genel müdürü Akın Öngör'in şarap bağları alıp, inzivaya çekilmesi önlerinde güzel bir örnek olarak dursa da, bu hayallerin neredeyse tamamı fiyaskoyla sonuçlanır. 



İşte Komşuköy, AKP propagandalarına bir hayli benzeyen "Oyundu gerçek oldu!" sloganıyla tam da bu sorunsala parmak basıyor. Gezi olaylarından sonra daha da gün yüzüne çıkan mutsuz beyaz yakalıları bir nebze olsun  AVM-İş- Ev  üçgeninden kurtaracak, en azından küçük hayaller kurduracak, benim aklıma nasıl gelmedi! dedirtecek şahane bir proje bu.


Komşuköy, yerinizden bile kalkmadan doğal ürünler yetiştirebileceğiniz, gerçek tarımı sanal eğlenceyle buluşturan, yepyeni bir online tarım konsepti. 20 metrekarelik tarlalar kiralayıp, doğal tarımla mevsimine göre sebze-meyve yetiştirebileceğiniz Komşuköy'de tüm ekim, bakım ve toplama işlemlerini eğlenceli bir oyun ekranı üzerinde gerçekleştirebiliyorsunuz. Bilgisayarınızda gerçekleştirdiğiniz bu işlemler, gerçek Komşuköy tarlanızda da birebir uygulanıyor. Kendi Komşuköy tarlanızda o an neler olduğunu, yapılan işlemleri ve tarlanızın son durumunu istediğiniz zaman canlı kamera görüntüleriyle izlemeniz mümkün. Cep telefonunuzdan kuru kuru FarmVille oynayacağınıza, bu platformda gerçek anlamda ekip biçmek oldukça cazip görünüyor olacak ki site daha aktive edilmeden ön sipariş yağmuru yaşamış.

Okan





YAZ: Blog yazarları olarak hep beraber Safa Meyhanesinde buluşup, felekten bir gece çaldığımız günlerden birinde, tuvaletten masaya yepyeni fikirlerle geri dönmüştüm. ‘Neden fildişi kulelerde yaşamayı tercih ediyoruz? Biz böyle değildik, ne oldu bizlere böyle? cümleleri ağzımdan dökülüverdi. Sessizlik acaba derin bir utanç duygusundan mı kaynaklanıyordu yoksa konu mu tam anlaşılmamıştı, bilemiyorum ama galiba ikincisiydi. Ben de daha fazla açıklama yapmak ihtiyacı hissettim. ‘Biz hangi ara yazar olduk böyle de hemen halktan uzaklaşma triplerine giriyoruz’ diye sertçe çıkıştım. Hem Beyaz Türk hem de Beyaz Rus olan Ülke duymazdan geldi. Okan ise mezeleri ekmekle süpürmekle meşgul olduğundan beni dinlemiyordu bile. Orkun ise ‘doğrudur ağbi’ ve ‘iyiymiş’ gibi onaylayıcı ifadeler kullanıp aklı sıra beni dinlediğini göstermeye çalışıyordu.




Neyse geyiği kısa keselim, fikrimiz kabaca şuydu. Hep biz yazmayalım, bizi okuyanlar da yazsın, bir de onları görelim. Kimi yaradan emrettiği için okuyor, kimi can sıkıntısı internet minternet işte diyerek okuyor bloğu. Artık YAZ diye emrediyoruz. Yeter ki yazın,cukurcumatimes@gmail.com adresine yollayın, biz de her ay arasından seçtiklerimizden bir kaçını yayınlayalım. Böylece kös kös oturup, bilgisayar karşısında kaba et büyüten bir okur kitlesi yerine, bir şeyler hakkında merak duyup, bunu araştırıp, başkalarıyla paylaşabilen okurlarımız olsa fena mı olur. Tabi ki şahane olur. Haydi o zaman kaleminize, klavyenize kuvvet. Kolay gelsin.


Metin

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder