23 Mart 2014 Pazar

2014:Politik Bir İstanbul Macerası

Cumartesi akşamı Gurbet Kuşu'nın "kardeş memleket elden gidiyor sen hala evde makarna nasıl yapılır derdindesin" şeklinde ağır mesajını okuyunca aklımı başımı devşirdim. Günlük güneşlik geçeceği cumartesiden belli pazar günümü politika ile berbat etmeye karar verdim. Kuzey İrlanda'nın Bloody Sunday'inden beri Avrupa'nın gördüğü en politik pazar gününde Sarıgül Avcılar'dan vatandaşlara seslenecekken, HDP Kazlıçeşme'de Newroz'u kutlayacak, AKP ise Yenikapı'da "Yine yeniden milli iradeye saygı" eylemi yapacaktı. Lojistik sorunu ve bilhassa diğerleri kadar eğlence vaad etmediğinden Sarıgül eylemini bir kalemde eledim.

Planımı şu şekilde yaptım. Taksim'den sarılarla Topkapı'ya gelme. Kuşbaşı çok yakın gözüktüğünden Kazlıçeşme'ye yürüyerek varma. Akabinden sahile inip tekrar sarılarla RTE'nin minareler süngüüüü şiirine yetişme. Gayet şık. İtirazı olan?


Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. AKP binlerce belediye otobüsünü kendi mitingi için kullandığından Topkapı yönü felç durumdaydı. Allahtan çakal minibüsçüler Zeyrek, Kadın Pazarı derken geç de olsa beni son durağa bırakabildiler.


Evet. Topkapı'dan bile mitingin sesi duyulabiliyordu. Fakat aradaki labirent gibi mezarlıklar imanımı gevretmeye yetti. Aynı yerden üç kez geçip tipik Kürt usulü yere çömelip hüngür hüngür ağlayacakken bir grup sarı-kırmızı-yeşil poşulu genç imdadıma yetişti. Çocuklarla yolda kısaca muhabbet ederken Rojava'dan iltica ettiklerini öğrendim. 


Yol üstünde denk geldiğim Tarihi Merkez Efendi Köftecisi'nde yarım ekmek köftemi alıp karnımı doyurduktan sonra güç bela miting alanını bulabildim. Şanslıydım ki sahnede Selahattin Demirtaş vardı. RTE'nin aksine kıvrak ve espirili bir dille insanları coşturduktan sonra müzik, halay, zılgıt bombardımanı geldi.



Mitingin beni en çok şaşırtan kısmı ise İstanbul'da asimile olduğu düşünülen yeni jenerasyon Kürtlerin yoğunluğuydu.Yaş ortalaması neredeyse  Rock'N Coke konserine yakın olduğundan alandaki enerji, mizah, güleryüz ve heyecan üst düzeydeydi. Üstelik LGBT örgütlerinin verdiği destek ortamın rengini bir kat daha arttırmıştı. Bu renk cümbüşüne ancak Hindu festivalleri rakip olabilir.

Amca yanarken...




Sürreal

LGBT'den destek


Mahir'siz olmaz...

Kürdistan milli takımı forması pek revaçta olsa da, kiminin sponsorunun Nike, kimininse Adidas olması kafaları karıştırdı

Fakat aklım bir yandan da Yenikapı'daki eylemdeydi. Belediye sırf bu buluşma için denizi doldurup yaptığı "Miting Alanını" hizmete açmıştı. Fakat Yedikule sahilinde konuşlanan yoğun polis nüfusu ortamı gerdi. Doğru söylemek gerekirse bu sefer olayları göstericiler başlattı. İlk önce trafik lambalarını parçalayıp, sahil yolunda lastik yakıp ellerindeki dev taş parçalarını polise fırlattılar. Saldırmaya dünden razı polis çok beklemeden biber gazı ve tomayla hücüma geçti.  İki ateş arasından güç bela sıyrılıp sur içine zorla kendimi attım.


Olaylar: ön taraftan

Olaylar: Arka taraftan
 Burada yoğun polis önlemi ve trafiğin kapalı olması sebebiyle sessizlik hakimdi. Boş asfaltta yürümenin verdiği keyifle koşar adım Yenikapı yolunu tuttum...





Girişte verilen onlarca beleş hediye, mecmualar dikkatimi dağıtacakken sağa sola serpiştirilen dev ekranlar sayesinde miting alanına yaklaştığımı anladım.

Beleş mecmua buldum mu affetmem
 Bu mitingdeki ilk izlenimim Newroz'un tersine yaş ortalamasının çok yüksek olmasıydı.AKP uzun süredir genç nüfusu domine eden bir partiyken Yenikapı'da Fatih'ten yürüyerek gelen cüppeli ergenler dışında çok fazla genç nüfusun bulunmaması beni hayal kırıklığına uğrattı (Aslında bana umut verdi desek daha doğru olur)




Meydan en az Kazlıçeşme kadar kalabalık olsa da topluluğun tek tipli oluşu (ellerindeki dövizler dahil), düşük enerjisi ve en önemlisi mutsuzluğu benim de motivasyonumu düşürmeye yetti. Sahneye çıkan RTE her zamanki gibi Saraybosna, Mogadişu, Mekke ve onlarca islam şehrine, akabinde alfabetik olarak okuduğu İstanbul'un tüm ilçelerine selam yollayıp kalabalığı coşturmaya çalışsa da sonuç nafileydi.

Newroz'da Apo imgesi Yenikapı'da Uzun Adam miti.

Üstelik dört bir yana diktirdiği dev ekranlar sayesende kalabalığın çoğunun yüzü Uzun Adam'a bile dönük değildi. Sanat galerisi açılışındaki kokteyl havasını binle çarpın. İşte ortam tam olarak buydu.


Kalabalığın gaza gelemediğini gören RTE, joker hakkını bu sefer çok erken kullanarak mazlum edebiyatına başladı. "bu kardeşiniz okuduğu şiir yüzünden" şeklinde başlayıp...Minarelerimiz süngüüüüü" şiiriyle biten senaryoyu hepimiz çok iyi biliyoruz. Akabinde gelen Kılıçdaroğlu espirileri (Memur espirisi, onun dönemindeki SSK kuyrukları...) 60 yaş üzeri kuşağı çok güldürse de İstanbul'un çok dışından otobüslerle gelmiş olan çoğunluğun ("artık gidelim. şimdi yola çıksak geceye evde oluruz" demeleri kulağımdan kaçmadı) mitingi terk etmesine engel olmadı. RTE daha konuşmasının ortasındayken kalabalığın yarısını kaybetti.


İşin en trajik kısmı, miting boyunca adı hiç anılmayan Kadir Topbaş'ın  hizmete açtığı meydanın çimleri, daha yeni dikilmiş olduğundan üzerinde dolaşan insanlar yüzünden bir anda bataklığa dönüşmesi oldu. Bataklığa ayakkabılarını saplayanların hiç birinin yakınmaması ise olayın kendisinden bile daha trajikti.

Ali Sami Yen'in patates tarlası olduğu dönemleri hatırlatırcasına...

Dedelerin en çok güldüğü espiri bu oldu.

6 yorum :

  1. Ampüllere iyi tahammül etmişsin ya. Ben, bile bile yanlarından bile geçmem o vicdansız, yobaz sürüsünün. Berkin'in ruhuna ve annesine hakaret eden, Suriye'de kafa kesen şeriatçıları destekleyen zihniyet, uzak olsun hep !

    YanıtlaSil
  2. bu kadar nefret dolu yaklaşma bence. sonuçta çoğu otobüste yanyana işe gittiğimiz insanlar...

    YanıtlaSil
  3. Hayırdır Okan, Sözcü gazetesine muhabir mi oldun?
    http://www.haberartibir.com.tr/egazete/index.html#/Gazete Manşetleri/16-17

    YanıtlaSil
  4. Bu arada ben sondan üçüncü fotodaki espirisi anlamadım

    YanıtlaSil