4 Mart 2014 Salı

Gurbet Kuşu Sunar: Sevan Nişanyan'ı salın gitsin!!!

Bilmem haberiniz var mı, biz bu aralar her akşam, ağzından selamın aleykümü, inşallahı, maşallahı düşürmeyenlerin kasetlerini izleyeduralım, binbir türlü rezilliklerini, rüşvet ilişkilerini, hayasızca yalanlarını dolanlarını, cambazlıklarını hayretler içerisinde seyredelim, ‘peygamberimize kutsalımıza sövdü bu kabuklu’ diyerek halkı gazlayıp, ama iki göz kaçak bir köy evi yaptı bahanesiyle, ama aslında ‘madem ki ermenisin, o zaman cezaevine gideceksin’ denilen Sevan Nişanyan, bu sefer de hapishanede hırsızlığı ortaya çıkardığı için geçen hafta Torbalı Açık Cezaevi'nden Buca Kapalı Cezaevi'ne paketlendi. 

Olay hakkındaki habere buradan ulaşabilirsiniz. Hırsızlığı yapana bir şey yok, hırsızlığı ortaya çıkarana ceza. Bizim başbakan sandığımız ama çevresinin ‘Beyefendi’, ‘patron’, ‘büyük patron’ gibi mafyavari isimlerle andığı muhteremin deyişiyle ‘Adalet yerini buldu!’. İyi de bu adaletin yeri neresi, bir de biz bilsek hele! Zaten bana bir dil sürçmesi gibi geldi, adalet değil de olsa olsa adet yerini bulmuştur. Onda hepimiz hemfikiriz.


‘Bırak şu kavanozcuyu’ gibi laf edene de, ‘peki başka ne biliyorsun bu adam hakkında’ diye bir sormak lazım. Lafım aynı malzemeyi ısıtıp ısıtıp önümüze sürenlere. Ya da madem böyle bir tepki var, o kavanozu içinizdeki en günahsız olan atsın, olsun bitsin. Derdini halleden halletmiş zaten, geri kalana birşey yemek düşer, evet o. Ama benim derdim bu değil.
zalimin aczini gösteren hodri meydan kulesi
Benim derdim, turizme (küçük oteller kitabı, şirince evleri), bilime (matematik köyü), sanata (tiyatro medresesi), türk diline(etimoloji sözlüğü), yerel tarihimize (yerleşim birimlerinin eski isimleri projesi), siyasi tarihimize (yanlış cumhuriyet), dini meselelere ve kimbilir daha bir çok şeye katkıda bulunan bir adamı baş tacı etmek, sırtını pohpohlamak, aslansın kaplansın, onu da yaparsın demek yerine, tırışkadan bir bahaneyle hapse atan boş beyinlilikle. 
hakkında yıkım kararı var
hamam, hakkında yıkım kararı var
hakkında yıkım kararı var
Kimse Sevan Nişanyan’ı sevmek zorunda değil, ama yapıp ettiklerinin çok kabasını yazdığım şu işleri görenin, en azından kul hakkı için ona saygı duyması, eyvallah demesi gerekir. Hani yaradılanı yaradandan ötürü seviyorduk, hani yiğidi öldürsek de hakkını veriyorduk, hani yılandan değil de yalandan korkuyorduk, hani nerede?  
kütüphane
kütüphane
Sevan Nişanyan şu an Buca Kapalı Cezaevi’nde en az iki yıllık cezasını çekiyor. Sonrası ne olur Allah kerim. Suçu  matematik köyüne ait, kendi arazisi içinde yaptığı ufak bir ev ve eve takılan mührün kırılması. Ha diyebilirsiniz ki ‘Ne yani, bu adam onca iş yaptı diye, illegal ev yapma hakkına sahip olamaz. Ben de güzeller güzeliyim, bal dök yalayım, ne yaparsam yapayım ben de hapse girmek istemem, çürürüm oralarda.’ Ona da eyvallah, ama şu memlekette yaşıyoruz, çoğumuz köyde büyümüş ya da köy görmüştür. Kaç köy evinin izinleri tamdır acaba? Ya da iki göz odayı geç, önce şu villaların hesabı verilsin dahi diyemeyecek miyiz? 

matematik köyü
Hem Sevan Nişanyan’ın derdi o evi dikip, oradan trilyonları götürmek mi? İllegal iş yapmanın bağımlısı olmuş, zavallının teki mi? Veya adamcağız ‘el alem malı götürüyor, acıcık ucundan biz de nemalanalım’ kafasında mı? Bana kalırsa aslında gıcık olduğu şey, elini kolunu bağlayan bürokrasi ve hukuk sistemi. Sevan Nişanyan güzel bir şeyler ortaya koymaya çalışıyor, ama vizyonsuzluk, ırkçılık, önyargı, düşmanlık ve bürokratik beyinsizlik adamın tepesine inmiş, bir rahat, bir huzur verdiği yok. Tamam kardeşim bu adam bir suç işledi, kafasına göre ev yaptı, peki ‘hırsız’ın hiç mi suçu yok?
kaya mezarın açılışı
tiyatro medresesi
Sevan Nişanyan’la tanışmak, oturup konuşmak,  şirince evlerini, matematik köyünü, medreseyi, hodri meydan kulesini görmek bir kez nasip olduğu için kendimi şanslı sayıyorum. Baktı pek kalın enseliye benzemiyoruz, sezon da ölü sezon, gençler size bir kıyak geçeyim dedi, çok cüzi bir miktara evlerinden birinde kaldık. Ben ömrümde daha böyle güzel bir yerde kalmadım, bir daha da böyle bir yerde kalır mıyım bilinmez. Geldi yanımıza oturdu, konuştuk, yıllardır üzerinde uğraştığım bir konuda, bir fikir verdi, ben neden bunu daha önce düşünemedim dedim. 

Yani, şunu demek istiyorum. Bu adamı yapacağı işlerden ve bize vereceği fikirlerden mahrum bırakmayın. Salın gitsin. Kendisi için hazırlanmış bir imza kampanyası var. Destek vermek isterseniz linkine buradan ulaşabilirsiniz.

Bekir Bozdağ'a mevzu hakkında iki laf etmek için, twitter adresi
Sevan Nişanyan’ın başına iş açan yazılardan biri için buraya
Sabahattin Ali’nin Şirince hakkındaki harikulade hikayesi için buraya

Bir bebekten bir kaçak inşaatçı yaratan bu karanlığı sorgulamak lazım kardeşlerim!

not: fotoğraflar Sevan Nişanyan'ın facebook hesabından alınmıştır.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder