10 Nisan 2014 Perşembe

Granada Gezi Rehberi - Albayzin I

Granada’nın gezilmeye görülmeye değer en güzel mahallesi muhakkak Albayzin’dir. Darro nehrinin ikiye böldüğü bir tepede Elhamra sarayı, diğer tarafında da Albayzin mahallesi yer alır. Bu yüzden de Albayzin, Elhamra sarayı ve arkasındaki Sierra Nevada dağlarının eşsiz manzarasına sahiptir. Ve yine aynı sebepten dolayı, romantik dönem oryantalist ressamı, yazarı,çizeri; eskinin eroin bağımlısı, hipisi, şimdinin müslüman olmuş sarışın avrupalı sufisi; ve çalgıcı çingenesi bu mahalleyi mesken tutmuştur. 


Elhamra Sarayı'ndan Albayzin manzarası
Zamanında Granada’yı elinde bulunduran Nazariler, Elhamra adını verdikleri kendi kalelerini ve şehrini inşa edince, daha evvel Zirilerin kalesinin ve şehrinin bulunduğu bölge, yani şimdiki Albayzin, neredeyse boş kalmış. Oraya da, Jaen’in hristiyanlarca elde edilmesinin ardından, özellikle Baeza kasabasından gelenler yerleşmiş. Bu sebeple de o mahalle, Baezalılar anlamına gelen Al-Bayazin ismiyle anılır olmuş.

Albayzin camisinden
Albayzin semtinde evler genellikle ya iki katlıdır ya da etrafı duvarla çevrili, geniş bahçeli,  iç avlulu ve çeşmeli carmenlerden oluşmaktadır.  Daracık sokaklar, ufak meydanlara  açılır. Bu yüzden de araç trafiği kısıtlıdır ve şehrin bir parçasından ziyade köy havasındadır. Fetihten sonra, 1494 yılında Granada’yı ziyaret eden ve yazan seyyah Münzer’in anlattığına göre, sokaklar o kadar dardır ki iki eşek yanyana yürüyemez ve evlerin çatıları neredeyse birbirine değer. Değişen çok da bir şey yok.

Albayzin mahallesini anlatacağım bu yazıda öncelikle aşağı taraflardan, özellikle de Plaza Nueva ve Paseo de Los Tristes çevresinden bahsedeceğim.



Plaza Nueva
Fetihin ardından, hristiyanlar şuraya yeni bir düzen getirelim, adaletli tarafından diyerek, hem Elhamra Sarayı’na, hem münafıkların yaşadığı Albayzin mahallesine hem de merkez katedral bölgesine yakın Plaza Nueva’yı (Yeni Meydan) konduruyorlar. Meydanı yapabilmek için de, Darro nehrinin üstünü kaplıyorlar, sene 1515. Etrafına da idari binaları, adliyeyi ve hapishaneyi de serpiştirince al sana mis gibi adalet ve savaş sonrası kalkınma. Ee tabi meydanda aksiyon bol. İdare getiriyor, adliye cezayı kesiyor, her gün meydanda adam asmaca oynuyorlar. Günler böylece geçiyor. Nasıl ki, bizde kiliseden camiye çevrilen Vefa’daki Molla Gürani Cami’sinde yonca kabartmaları haçtır diye üzeri sıvanmış, aynı kafanın yüzyıllar önceki kahverengi halinin bir örneği olan Kardinal Cisneros, Yunan filozoflarının eserlerinin arapça tercümelerini, Kuran’dır diye bu meydanda yaktırmış. İyice tutuşsun diye de çıra niyetine bol bol yahudi yaktırmış.
Santa Ana Kilisesi ve sol taraftaki sokak Carrera del Darro
Plaza Nueva’dan ırmak boyunca yukarıya doğru giden sokağın adı Carrera del Darro’dur. Hemen başında sağ tarafta, camiden bozma olduğu, kule görünümlü minaresinden hemencecik belli olan Santa Ana kilisesi yer alır. Bu yol üzerinde bir çok tarihi eser ve yapı yer alır. Granada’nın halk kahramanı Mariana Pineda’nın doğduğu şimdi otel olarak kullanılan ev; delilere yardımcı olan, fakirleri yedirip içiren, Granada’nın en saygın azizi olan adına El Loco de Dios (Allahın Delisi) da denilen, San Juan de Dios’un (Allahın San Juan’ı) müzesi; rahibelerin yaptığı tatlıların satıldığı ve önünde her daim hipilerin el işi incik boncuk sattığı ve polisin gelişini birbirlerine 'agua agua', 'su su' diye bağırarak haberleştiği Santa Ines kilisesi vb.  
hipi pazarı

San Juan de Dios Müzesi ( Casa de Pisa)
Ancak sokağın sol tarafında 11.yydan kalma, El Bañuelo da denilen Ceviz Ağacı Hamamı hakikaten çok hoşuma gitmişti. Ondan biraz bahsedeyim.El Bañuelo, 11.yydan kalma, Granada’daki arap mimarisinin ve hamamlarının nadir örneklerinden birisidir. Şu anda hamam olarak kullanılmamakla birlikte iyi muhafaza edilmiştir. Koyu bir katolik olan Kraliçe İsabel’in halkına model olduğu bir toplumda yıkanmak, temizlenmek dine küfür kabul edildiğinden ya da temiz adam niye yıkansın diye düşündüklerinden, Albayzin bölgesindeki onlarca hamamı yıkmışlar. Kala kala bu güzel hamam kalmış, o da özel mülkiyet olduğundan. Hamam bir çok odadan oluşmakta, sütunlu yapılar Roma tarzını hatırlatmakta ve tavanda yer alan yıldız şekilli ufak buhar pencereleri, hamam belli sıcaklığa vardığında kendiliğinden açılmaktadır. Unutmadan söyleyeyim, hamamı gezmek beleş.
El Bañuelo
Hamamın hemen sağ tarafında ise Puente del Cadi (Kadı Köprüsü) yer alır. Bu, Albayzin’i Elhamra’ya bağlayan köprülerden yalnızca birisidir. Bu bölge eski Granada hakkında bize daha iyi fikir verir. Çünkü esasında, müslüman döneminde Darro ırmağı üzerinde bir çok köprü bulunmaktaymış. Plaza Nueva’nın inşası ve daha sonra devamındaki, şu anda ana cadde olan Reyes Catolicos’un, 19.yy da Darro ırmağının üzeri kaplanarak yapılmasıyla birlikte bu köprülerin bir çoğu kaybolmuş. Köprülerin isimleri sadece yanı başındaki sokak adlarında kalmış.


Carrera del darroya bakış
Carrera del Darro boyunca gittiğinizde Paseo de los Tristes’e çıkarsınız. Uzunca bir meydan, cafeler, sağ tarafınızda Darro Irmağı ve tepede Elhamra Sarayı’nın olduğu tam mola vermelik bir yerdir. Etrafta mutlaka sokak müzisyenleri olur, ırmağın serinliği hafif hafif gelir. Peki neden bu kadar güzel bir yerin adı ‘Hüzünlüler Yolu’ konulmuş acaba? Bunu da sonradan öğrendim, meğer cenazeler buradan kalkar, Elhamra’nın çevresini dolaşarak arka tarafta kalan mezarlığa götürülürmüş. O mezarlık da çok enteresan, ilgi duyan olursa onu da anlatırım.


Paseo de los Tristes
Paseo de los Tristes’in sonunda sol taraf sizi Albayzin ve Sacromonte mahallelerine çıkartır. Oraları anlatacağım, ama bitirmeden, son bir yerden daha bahsedeceğim. Paseo de los Tristes’in bitiminde sağ tarafta, Elhamra’ya doğru bir köprü bulunur. Burayı geçip ırmak boyunca gittiğinizde yaklaşık 200 metre kadar ileride, artık arazinin içinde, şehirle alaksız bir yerde Fuente de Avellano (Fındık Çeşmesi) bulunur. Burada ismi üzerinde, bir çeşme yer alır, etrafında da oturulabilecek ufak bir balkon misali genişlik vardır. Kısa doğa yürüyüşü yapmak isteyenlere çok güzel bir Sacramonte ve Abadia de Sacromonte manzarası sunar. Bu manzaraya şair kısmı hemen tav olmuş. Arap şairler buraya Fuente de las Lagrimas demişler, yani Gözyaşı Çeşmesi. Sonra, 1920’li 30’lu yıllarda şair Angel Ganivet eşliğinde bir çok şair ve yazar burada toplanırmış.
Fuente de Avellano

Bir daha ki bölümde biraz daha yukarılara, Albayzin’in içlerine doğru çıkacağız. Şimdilik hoşçakalın.   


1 yorum :

  1. teşekkür ediyor ve devamını heyecanla bekliyoruz.

    YanıtlaSil