16 Mayıs 2014 Cuma

Gurbetkuşu Sunar: Berlin - Kreuzberg Gezisi I

Bu bölümümüzde Berlin'de Türk nüfusun yoğun olarak yaşadığı ve buna her cins, her renk insanın eklendiği Kreuzberg mahallesinin Kottbuser Tor kısmını fotoğraflarla ve kısa notlarla anlatacağım. Açıkçası öyle ballandıra ballandıra anlatasım yok. Kottbuser Tor metro istasyonundan çıkıp Adalbert Strasse boyunca yer alan mekanları az çok göstereceğim.
Şimdiden söyleyeyim, serimiz devam edecektir.


Göçün 50.yılı için hazırlanmış etkinliklerin pankartı ve yan tarafta Apo posteriyle birlikte 'Kandil'e hava saldırısını kınıyoruz. Kürt sorununun çözümünün tek yolu Abdullah Öcalan'la dialogtur' yazıyor. Bu pankartların altında ise kocaman 'Kreuzberg Zentrum' yazısı vardır. Arka tarafında ise bunun Türkçe tercümesi olan 'Kreuzberg Merkezi' yazar.



Mustafa'nın meşhur Gemüsekebap'ı, yani sebzeli döneri. Esasında Mehringdamm bölgesinde metro istasyonunun dibinde ufak bir büfesi vardır.Günün her vaktı önünde upuzun kuyruklar  olur. Bir şube de Kreuzberg merkeze açtı ama sanki tat aynı tat değil.



Hakiki boşnak börekçisi. Böreği gözünün önünde hazırlarlar. Taptaze alırsın, hemen yan tarafta yer alan Cafe Kotti'den çayını da aldın mı al sana kral kahvaltı. Gurbet acısını anında keser.



Alter türk ya da kürt, alevi, eşcinsel gibi azınlık sayılabilecek gruplar, ya da yabancı manita yaparız, birşeyler çıkar belki diyen türk ve diğer milletlerden genç insanların takıldığı Cafe Kotti. Politik görünümlü bol ortamlı bir cafedir.


Merdivenlerin hemen altında ise, Berlin'in Türkçe rap aleminin eskilerinden 'Killa Hakan'ın babasının bakkalı. Oğlunun posteri, peşin satan ve veresiye satan arasındaki farkı gösteren meşhur poster ve para ile şaka olmayacağını, veresiye işlere bulaşmayacağını belirten bir küçük esnaf esprisi klasiği: ölümle tehdit. 'Hiç veresiye vermedim ben' diyen ise tüm gün bakkalının önünde nargilesini fokurdatan sahibi.


Kreuzberg Müzesi: Giriş parası yoktur, küçük bir müzedir ancak Kreuzberg'in geçmişi, özellikle Türk göçmenlerin gelişi, ev işgalleri, polise karşı mücadeleler ve yaşanan diğer bir çok toplumsal olay hakkında fotoğraflar, videolar, gazete küpürleri bulunmaktadır.



Adalbert Strasse yakında Hasır Strasse ismini alırsa şaşırmam. Döneri icat ettiği varsayılan sahibinin, anlatılanlara göre Türkiye ve Almanya'da beş yıldızlı otelleri ve yedi sülalesini doyuracak parası varmış. Zenginin malı züğürdün çenesi. Ufak bir dönerci dükkanıyla başladıktan sonra, şimdi Kreuzberg'in en işlek ve popüler sokağında kocaman bir dönerci, ocak başı ve hamburgerci dükkanlarına sahip.


'Nerde o eski Berlin?', 'Berlin çok bozuldu', 'Etraf hipsterdan geçilmiyor' diyenler haklıdır, ama bira lokali Rote Rose dimdik ayakta ve hipsterlaşan Berlin'e tokat gibi cevabı vermektedir. En düşmüş kişilerin, alkol ya da uyuşturucu bağımlılarının uğrak yeri olan ve 24 saat açık olduğundan içeride zaman kavramının unutulduğu Rote Rose kepenk indirmeden, 'Kreuzberg bitmiş aaağğbi' denemez. Ne zaman ki burası bir vintage, tarz dükkan olur, o zaman Kreuzberg'in ruhuna el fatiha okunur.

Kazıkçı denilebilir. 


55 Metin Kuaför Samsun'da yok. Burada buldum. 


Böylelikle Kottbuser Tor Metro istasyonundan çıkıp, Adalbert Strasse üzerinden Naunynstrasse ile kesiştiği yere kadar geldik. Bundan sonra da bu civarları kısaca anlatacağım.

3 yorum :

  1. işte aradığım yazı buydu. lütfen uzun sürsün.

    YanıtlaSil
  2. Gülüm Market Hakan abinin babasının işyeri nam-ı diğer Killa Hakan yani.Sol camda posteri var zaten.Kreuzberg'e gittiğimde orayada götürmüştü beni.Zaten Kreuzberg'den çıkıp Berlin'i gezmemize bile izin vermedi,sabah akşam Kreuzberg takıldık günlerce.

    YanıtlaSil
  3. Bu yaziyi gitmeden okusaymisim iyiymis, ozellikle sira olan sebze donerciye gitmek iyi fikir olabilirdi. Hasir a gittim bikac kere zaten disardan bakilinca kalabaliktan dolayi orasi mantikli geliyor. Abartilmis gibi geldi bana cunku turkiyenin herhangi kosesinde bi restorantta ayni ayarda olabiliyor. Sadece duzgun is yapan bi restorant .poznan dan otobusle geldikten sonra havaalanina ,esyalari birakayim dedim 6 saat vardi ucaga. Ordan kreuzberg e gectim. Schonefeld havaalanindan. Tam isimler nasil yaziliyor bilemicem. En cok hosuma giden tam da turkiyeyi ozlemisken , bi simitci vardi kreuzberg de . Menemen soyledim, yaninda da degisik bi sos , bi cay verdiler. Bide simit soyledim, tahin pekmezle verdiler. Hava hafif yagmurlu, husnu senlendiriciden sonbahar isimli parcasi calmazmi. Yuh dedim yillardir dinlemiyodum, bilende azdir zaten. Bide arkasina yine o ayarda bi husnu den klarnet sarkisi geldi. Turkiye ozlemisim disarda yagmur hafiften. Bizim turklere bakiyorum hickimse asiri mutlu degil hafif bi durgunluk var. O kadarin turkun oldugu mahallede bile. Neyse sagi solu turladiktan sonra geldim bizim schonefeld havaalanina. Bide turk abi vardi muhabbet ettik,zaman nasi gecti anlamadim dedi. Burlarda oyle hissettiriyor demekki dedim ,yok ya ondan degil vakit nasi gecti buraya geldigimizi hatirliyom dun gibi dedi. Genel olarak konusuyormus. Ben almanya da dislandiklari icin huzunlu konusuyo sandim.neyse efendim ucakta kafa sikmesin diye gormezden geldim ,acil cikisa bilet almis .yanim bos olursa gel dediydi. Ben de uyudum geldim onun bi kac arkalarinda. Oh memleket iyi dedim o sacma polonya dan sonra. Kanaat lokantasinda bi guzel karnimi doyurdum ankaradan gelen arkadasla bulusup. O lokantayi da tesaduf bulduyduk.amma kazik gitmeyin

    YanıtlaSil