3 Temmuz 2014 Perşembe

Balıkesir Lezzet Turu 8: Köfteci Sedat

Final maçları umurumda değil! Dünya Kupalarının en zevki kısmı kesinlikle  grup maçları zamanı. Günde üç veyahut dört maç izledikten sonra rüyanızda Ömer Üründül görmek bile pek zevklidir. İngiltere'nin trajik yenilgileri, İtalya'nın son dakikaya kadar süren gruptan çıkıp çıkamama ihtimali, topu ceza sahasına kadar şahane getirip son vuruşta dağlara taşlara vuran Afrika takımlarının hüzünlü mağlubiyetleri, müthiş bir gazla açılışı yapıp "bu sefer acaba!" dedirtip, her defasında da hayal kırıklığına uğratan Hollanda, ve 54 ten beri en kötü ihtimalle çeyrek finale kalma istatistiği yüzünden grup maçlarını gerilmeden izlediğimiz ve en az bir kere rakibine bol kepçeden gole boğan Almanya. Her biri ayrı bir zevk verir grup maçlarında.

İlk turun son maçları oynanıyor. Tek maç kaçıracak lüksüm yok. Balıkesir'deyim. Tüm lezzetlerin tadına bakıp hiç maç kaçırmamak için seri hareket etmeyilim.  Günün teması ise köfte.. İlk durağımız daha önce birkaç kere bahsettiğimiz (buradan bakabilirsiniz) Köfteci Şaban. Şaban Usta geçen sene vefat ettikten sonra oğlu işin başında.  Masaya şişe Hisar ayranları koyuluyor. Köfteler beşer beşer önümüzde yığılıyor. Ustaya " başınız sağolsun diyorum" Usta:
"Dostlar sağolsun".


 Izgaranın yanında kocaman bir Şaban Usta resmi. Duygulanıyorum. Onar köfte yedikten sonra duruyoruz.  Yolumuz kısa ama daha yapacak işimiz var. Elli metre ilerideki Köfteci Sedat'a uğrayacağız.

Köfteci Sedat. İçeri dalıyoruz. Sağ tarafta yıllardır bir santim yerinden oynamamış meşhur eğik mangal. "Eski kalemşörlerimizden Adil vatan hasreti çekince bu eğik mangal'dan bahseder dururdu İstanbul'da" diyorum eşime. Beni duyan usta. "Yağı aksın diye eğik durur o" diye cevaplıyor. Yukarıda Sedat Usta'nın portresine baktığımı görünce de "Usta'dan sonra bize kaldı dükkan. Biz yanında  çalışıyorduk" diyor. Ben de "Senden önce Köfteci Şaban'daydık. Şaban usta vefat etmiş. Oğlu vardı dükkanda" diyorum. Usta:
aban Usta bizim ızgarada çalışmış zamanında. Bu dükkanda yetişmiş Sedat'ın yanında. Hatta Said Ali bile bu dükkandan".  


Şok şok şok! Balıkesir'in en büyük üç köftecisi aynı küçük dükkanda, aynı yamuk ızgarada yetişmiş. Hitler, Troçki, Lenin, Tito, Freud'un 1913 Viyana'sında yaşamış olması gibi şahane bir rastlantı bu. En azından köfte düşkünü Balıkesirliler için.

Meşhur yamuk ızgara

Balıkesir esnafının kendine güveni gelmiş. Çok utandığımız Balıkesirspor'un posterleri artık duvarlarda. Ne de olsa süper ligdeyiz. Ustanın elle yoğurduğu köfteye bakarak: 
"İçinde soğan çok mu?" diye soruyor eşim. Usta cevaplıyor:



"Yok çok az. Soğan yanınca tadı bozulur o yüzden beş kilo kıymaya bir avuç soğan koyuyorum. Baharat da  koymuyorum. O da yanmaya gelmiyor. Soğan tuz ve iç yağ. İç yağ koymasan dağılır. Zaten ızgaradan akıp gidiyor. Güzel dana eti bulmak zor. Kasaba gidip dört beş farklı hayvandan et alıyoruz. Böylece etin biri kötü bile çıksa tadı tamamen bozulmuyor köftenin"




Köfteler önümüze geliyor. Şaban'dan biraz daha yağlı. Çok az toz biberle afiyetle yiyoruz. Mevsiminde domates ve yeşil biberle emin olun tadı bir farklı oluyor. Yanına bir de bol soğan. Tabii şişe Hisar ayranını atlamak olmaz. "Yumuşacık. Kıvamı çok güzel. Ben lastik gibi köfteleri sevmiyorum". diyorum. Usta hemen cevaplıyor:

"Geçen İstanbul'a gezmeye gittik. buradan köfte getirdim. Boğazın ortasında mangal yaptık. Ben de sevmiyorum o köfteleri. Karbonat koyunca lastik gibi olur. Bizim köfte pişince küçülürken onlarınki pişince şişer. Bizim köfteyi vakumlayıp Almanya'ya bile götürüyorlar."


1 yorum :