14 Ağustos 2014 Perşembe

Madrid:Mavi Şehir

Önsöz: İlk iki Madrid yazısının adı Beyaz Şehir ve Kırmızı şehirdi. Bu yazının adını da devamlılık sağlansın diye Mavi Şehir koydum. Fakat en yakın denize yüzlerce kilometre uzaklıkta bulunan İspanya'nın Ankara'sı ile mavi renginin ne alakası var demeyin. Devamlılık, bir yazıda veya filmde en önem verdiğim unsurlardan biridir. Obi Wan ile  Darth Vader'ın Episode 3'de havada uçuşarak dövüşmelerine diyeceğim yok. Fakat Episode 4'te topallayarak dövüştüklerini bilerek bu filmi çekmek düpedüz ahmaklıktır. İşin başında Lucas olunca ahmaklıktan ziyade açgözlülüktür. Neyse içimizdeki Lucas nefretini törpüleyip sadede gelelim. Bu bölüme mavi ismini koymamın nedenlerine gelince. Birinci nedeni  Kieslowski'nin üç renk filmlerine saygı duruşunda bulunmak,  ikinci nedenimiz ise deniz ürünlerine en çok bu bölümde değinecek olmamız. Biliyorum biraz fazla zorladım, ama dediğim gibi devamlılık ciddi bir iştir.


Havalar cehennem gibi sıcak. Evdeki pencereleri karşılıklı açmama rağmen zerre cereyan yok. Bloğa yazı yazma fikri bile beni yormaya yetiyor. Elimde  birçok malzeme olsa da pencere kenarına oturup kitap okumak çok daha cazip. Bu yüzden Madrid yazımızın son bölümünü fotoroman formatıyla geçiştiriyorum. Şimdiden özür dilerim. Nasıl olsa Granada gibi cenneti bırakıp Midilli'ye göç eden Gurbet Kuşu şahane yaz haberleriyle gelecektir. Eline kalemi aldığı anda üç dört tane bol maceralı yazı çıkaracaktır. Bunun düşüncesi bile zaten gevşeyen götümü iyice mayıştırıyor. Hadi kalın sağlıcakla. Ben tekrar cam kenarına kaçıyorum. Üstelik tam karşımızdaki karakolun önünde şahane bir kavga var. Soğuk bir bira mı açsam acaba..

Not: Bu arada Almanya'nın şampiyonluğu hakkında iki kelam edemedik ona yanıyorum.

1. Şehrin tapas merkezi.  Güneydeki La Latina mahallesinin çok yakınında bulunan Cava Baja caddesi. Burada hangi bar kalabalıksa içeri dalıp dilediğiniz tapası söyleyebilirsiniz.

2. Yirmialtı numarada bulunan Txakolina. Burası Bask yöresi tapaslarıyla ünlü (pintxos). Çoğunluğu ekmek üstü olan bu tapasların fiyatları 2-3 yuro arasında değişiyor.

3. Tatlı kontejanından churrosu pek beğenmemiştik. Bu sefer Sol meydanının az ilerisinde bulunan Casa Mira'ya dalıyoruz. İspanyolların yeni yıl arifesinde bayılarak yediği turronun en alası bu dükkanda satılıyor. 

4.Ortam bizdeki Hacı Bekir lokumcusunun bir benzeri.

...
5. Fındıklı, fıstıklı gibi birçok versiyonu olsa da bizim favorimiz badem ezmeli olanı. Vitrine bakan hüzünlü çocuğun bile suratını fotoyu çektikten çok sonra farkediyorum. Yoksa Tarlabaşı'na gidip burnu sümüklü çocuk fotosu çeken çeteden hiç hazzetmem.
6. Artistik tapas kontejanımızda ise Prado müzesinin hemen karşı tarafında bulunan Estado Puro var. Şehirdeki en güzel bacalao köftesini bu mekanda yedik(Madrid:Kırmızı Şehir yazısında bahsettiğimiz Portekiz restorandakini saymazsak).
7. Üstelik iç tasarımı fütüristik. Arka fonda birayı masaya döken kız İspanya'nın Filiz Akın'ı olsa gerek. Yorucu Prado gezisi sonrasında mola vermek için ideal bir mekan.
8.Portekiz'de yediğimiz tuzda pişen devasa karidesleri unutamamıştık . Coğrafi ve kültürel yönden Portekiz'in ikizi olan Galiçya'nın yemeklerini çok duymuştuk. Malasena mahallesinde karşımıza çıkan  Marisqueria Riberio Do Mino'nun uzmanlık alanı bu yörenin spesiyalleri.  Burası şehrin en iyi Galiçya restoranlarından. Yukarıda gördüğünüz büyük ve küçükler yengeçler, kerevitler, boy boy karideslerden oluşan 2 kişilik (bana göre kesinlikle dört kişilik) tabak 35 yuro. Madrid ortalamasına göre bir hayli ucuz. Bir O Ramiro olmasa da tatmin oluyoruz (O Ramiro yazımıza buradan ulaşabilirsiniz)
9. İşte günün  yıldızı. Pimiento de Padron. Küçücük biberler zeytinyağında kızartılıp kabuğu soyularak iri taneli tuzla  süsleniyor. Bir kilo kuzu pirzolaya değişmem.(Malatya'da acı dolmalık biberleri tuzlu tereyağında kavururlar. En az bunun kadar güzeldir)
10. Ertesi gün şehirin turistik pazarı San Antonio'da bu biberden  yarım kilo alıyorum.

11. Pazar birbirinden çeşitli tapaslar, içkiler, peynirler, jambonlar bulundursa da aşırı turistikliği yüzünden bana Mısır Çarşısını hatırlatıyor.

11. Aynı anda beş dili konuşan tezgahtarlar olmasa da aşırı kalabalık beni boğuyor.

12.....

13...

14...


15. San Antonio pazarı. Dişarıdan.
16.Alaska Pollock balığının sadece sırt kısmı incecik doğranınca  yukarıda gördüğünüz çakma bebe yılanbalığı  oluşuyor. Bask mutfağının gözdesi bebe yılanbalıklarının(bu bebe balıklara angulas deniliyor çakmasının adı ise gulas) yükselen maliyetinden  dolayı böyle bir işe giriştiler herhalde. Zeytinyağı ile marine edilince pek lezzetli oluyor.
17.Ve elbette envaiçeşit domuz..

18.Madrid şu sıralar, cin rüzgarı kadar olmasa da butik biracılık çılgınlığıyla da çalkalanıyor...
19. Kentin en meşhur butik bira mekanı Fabrica Maravillas. Malasena mahallesinde bulunan mekan, bonde ale, stout veyahut IPA gibi birçok bira türünü üretmekte.

1 yorum :

  1. Bu turronu Meksika'da da yapıyorlar ama görüntüsü biraz farkli

    YanıtlaSil