1 Aralık 2014 Pazartesi

Koşu Temalı Kitaplar: Son Bölüm

Yazımızın ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

Pazar akşamüstü. Murakami’nin Koşmasaydım Yazamazdım kitabını okuyorum. Orijinal ismi muhtemelen bu değildir*. Murakami, koşmaya 33 yaşında başladığından ve her yıl bir maratonda yarıştığından bahsediyor kitabında. Mezarına "yazar ve koşucu" yazılmasını vasiyet ediyor. Gaza geldim. Ben de 33 yaşındayım. Seneye maraton değilse bile yarı maratonu çıkarabilir miyim? Sadece haftasonu koşsam yeter mi acaba? Yetmez. Herifçioğlu haftanın altı günü, günde 10 km koşarak hazırlanıyormuş maratona. Hemen başlıyorum koşu planımı yapmaya. Ama düzgün spor ayakkabım yok. İstiklal'e çıkıyorum. Adidas ve Nike’a bakıyorum. Yeni sezon koşu ayakkabıları coşmuş. En az 300 tl istiyorlar. Kıyamıyorum paraya. Kuyruğumu kıstırıp eve dönüyorum. Kitapta Murakami, Mizuno marka ayakkabıdan bahsediyordu. Ebay’den araştırıyorum. İşte bu! 50 dolara bile şahane modeller var Amerika'da. Hemen sipariş veriyorum. Amerika’nın gözünü seveyim. 

 "Koşmaktan Söz Ettiğimde Sözünü Ettiklerim" şeklinde çevrilebilirmiş.


Mizuno

Peki şimdi nasıl koşacağım? Yıllar önce Dekatlon’dan aldığım markasız ayakkabım aklıma geliyor. Giyiniyorum. En kıymetli markalı ayakkabıdan bile daha cool oldu diye kendimi kandırıyorum. Eşimin akıllı telefonuna Runkeeper adlı programı yüklüyorum. Böylece tam tamına ne kadar koştuğumu öğrenebileceğim. Çukurcuma yokuşunda start veriyorum. Şu an için pek keyifliyim. Keşke hep yokuş aşağı koşsam. 


Markasız ayakkabılarım

Murakami'den sonra yıllar önce sahaftan aldığım Vahşi Koşu kitabını okuyayım bari. Filmini izlemiştim bunun. Orijinal adı Marathon Man. Hani Laurence Olivier'in Dustin Hoffman'a ayar verdiği film. Efsaneye göre Hoffman'ın bir sahnede aşırı bitkin görünmesi gerekiyormuş. Bu yüzden sırf yorgun görünmek için kilometrelerce koşmuş*. Hoffman'ın perişanlığını gören Olivier İngiliz küstahlığıyla “Neden rol yapmayı denemiyorsun? Bu çok daha kolay!” lafını yapıştırmiş. İngilizler bu  sallama hikayeyi "metod oyunculuğuna verilen ayar"  diye böbürlenerek anlatırlar. Onlara göre De Niro, Raging Bull'da 25 kilo alacağına, karnına yastık koysa çok daha mantıklı olurdu. 




Çukurcuma yokuşu bitiyor. Firuzağa Hamamı'ndan sola kıvrılıyorum. Boğazkesen caddesinin ortasında yavru bir kedi görüyorum. Pek çelimsiz. Unutmayayım da dönünce sosis vereyim buna.Tophane esnafı bakmıyor mu bu kedilere? Şimdiden Tophane yokuşunun sonuna geldim. 




Düşüncelere dalınca vakit hızlı geçiyor. Koşarken benim kadar düşünen var mıdır acaba? Halbuki Murakami, koşarken zihninin boşaldığını anlatıyordu kitabında "Koşarken gelen düşünceler, hafif esintiler gibidir. Zihni yalayıverir, geçer gider".Tramvay durağındayım. Sola mı sapsam sağa mı? Sol taraf Kabataş. Pek sıkıcı. Eminönü’ne doğru koşayım. Hem Pazar akşamı kalabalık da olmaz. 

Galata köprüsündeyim. Yanılmışım. Mahşer yeri burası. Zigzaglar çizerek koşuyorum. Balık tutanlar, turistler ve turist kızları kesen bitirim oğlanlar. Fotoğraf çektirenler. Beş saniye içerisinde beş fotoğraf çekme girişimini berbat ediyorum. Bu bir dünya rekoru! Yaya trafiği ilerlemeyince araba yoluna çıkıyorum. Orası daha berbat. Kahretsin! Kabataş’a doğru gitmeliydim. Güç bela Eminönü’ne varıyorum. Bundan sonrası biraz daha kolay diyecekken Perşembe Pazarı’nın ortalarına doğru tıkanıyorum. Murakami'nin 100 km lik ultra maratonu koştuğumu aklıma getiriyorum. Ultra maratondan sonra uzun süre koşmaktan soğumuş. Dile kolay maratonun iki buçuk katı. Koşmasaydım Yazamazdım, beni gaza getirse de çok akıcı bir kitap değildi. Bu okuduğum ikinci eseri ama henüz ısınamadım herifçioğluna. Üstelik olur olmaz yerlerde dinlediği şarkılardan bahsetmesi sinirime feci dokunuyor. Espirileri de fena halde yavan. 



"Eski Mephisto çalışanı" kitap kurdu dostum Fatih geçtiğimiz sene bana Japon edebiyatı seçkisi yapmıştı. Mişima'nın Denizi Yitiren Denizcisi, Tanizaki'nin Çılgın Bir İhtiyarın Güncesi aklımda kalanlar. Sonuncusu pek komik kitaptır. Siz de benim gibi Murakami'nin mizahını yavan bulursanız bu kitapla devam edin. Bana göre en ciddi sanat eserinde bile hafif mizah sosu olmalı. Mizahtan yoksun Coen filmi düşünün. Fargo'nın, FlaşTV başyapıtı Gerçek Kesit'ten ne farkı kalır? İşte yine düşüncelere dalıp ilave iki yüz metre daha koştum. Ama tam anlamıyla bittim. Ne de olsa 8-9 kilometre koşmuşumdur. Cebime koyduğum akıllı telefondan süreme bakıyorum. 3.88 kilometre. Üstelik koşu süresi 25 dakika. Skandal! Berbat bir derece!



Not: Vahşi Koşu (Marathon Man) kitabı Aziz Üstel'in yer yer argoya kayan** leziz, ama bir o kadar da yavşak çevirisiyle pek tatlı gelse de, içinde koşuyla ilgili çok az tema barındırıyor. Bu yüzden illa koşma temalı bir kitap arıyorsanız size şiddetle Jean Echenoz'un Koşmak adlı romanını tavsiye ediyorum. Yok efendim ben sadece koşu için gaza getirici bir şeyler arıyorum diyorsanız Murakami'nin Koşmasaydım Yazamazdım'ı sizin için biçilmiş kaftan.


*Kimileri bu hikayeyi kilometrelerce koşma yerine, üç gün hiç uyumamış diye aktarır.

**Misal, yukarıda iki kez kullandığım herifçioğlu kelimesi onun çevirilerinde çok geçer.


11 yorum :

  1. Merhaba. Resmine yer verdiğiniz Mizuno wave rider 17 benim de kullandığım çok güzel bir ayakkabı ve decathlonda şu an iyi bir indirimde.

    Ancak koşu ayakkabısı alırken en önemli şey ayağınızı içe mi dışa mı yoksa düz mü bastığınız. Bu nedenle öncelikle bir pronasyon testi yaptırıp gerekirse destekli bir model almanızı tavsiye ederim. Zira bu model düz basan kişiler için tasarlanmış. Bu arada yalnız koşmak sıkıcıdır isterseniz bize katılın.

    YanıtlaSil
  2. Valla çok kötü haber verdiniz çünkü siparisi coktan verdim.insallah dekotlonda cok ucuz degildir. Bu arada ben içe basıyorum. Demek ki bana göre bir ayakkabi değil. Haftasonu sizlere katılmak isterim. Nerede koşuyorsunuz?

    YanıtlaSil
  3. Bu arada pronasyon testi nerede yapılır?

    YanıtlaSil
  4. Decathlon'da aynı renk 179 TL idi. Hatta ben de bir tane aldım. Mavisinin fiyatı biraz daha yüksekti 279 TL olabilir. Bu renk geçen sezondan kalma sanırım ondan daha ucuz.

    Çırağan Caddesi'nde Ortaköy'e gelmeden outrunner isimli bir koşu mağazası var orada pronasyon testi ve doğru ayakkabı için oldukça yardımcı oluyorlar. Ayakkabı almasanız da oradan bir fikir almanızı tavsiye ederim. Aslında çok basit bir yolu var duştan sonra ıslak ayakla bir kağıda basın ve ayak şeklinize bakın. İç kısmı çok belli oluyorsa içe bastığınıza işaret. Tabi bilene sormakta da fayda var.

    Aşağıdaki linklerden de detaylı bilgi alabilirsiniz.

    https://ritim.wordpress.com/2013/08/14/kosu-ayakkabisi-secimi/

    Bu arada biz genelde akşamları mesaiden sonra Maçka Parkı'nda ve boğaz hattında koşuyoruz. Hafta sonları da fırsat oldukça sabahtan Belgrad Ormanı'na gidiyoruz. İlgilenirseniz mesaj atabilirsiniz.

    Eray

    YanıtlaSil
  5. Harika.Belgrad kosularina gelmek isterim.Bu arada netten baktim 42 numarasi kalmamis Decathlonda.bilgi için çok teşekkürler

    YanıtlaSil
  6. Netten benim aldığım numara da gözükmüyordu ama rafta 4-5 adet vardı.İnternet stoğu ile mağaza stoğu ayrı olabilir. Tabi ben 46 numara aldığımdan daha normal numaralar kalmamışsa "vay efendim senin yüzünden taaa Esenler'e gittik." olmasın. Bu arada ben Forum İstanbul mağazasından aldım diğer mağazalar belki farklıdır.

    YanıtlaSil
  7. Size Murakami'nin IQ84 ünü şidettle tavsiye ederim. Çok mizah yok ama kurgusu şahane.....Paralel dünyalar anlarsınız ya!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tavsiye için teşekkürler. bu herife ısınmanın bir yolunu bulmalıyım.

      Sil
  8. Mizuno Wave Enigma 4 aldım bende bugün Amazondan,ayakkabı kalıbı konusunda kararsız kaldım. Acaba ayakkabıların kalıbı nasıldır, normalde 9,5 giyiyorum, bunun kalıbı ufak gelir diye çekiniyorum. Bu arada Amazonda ayakkabıda baya indirim var, 69 dolara aldım siyah rengini

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amazondan turkiyeye ayakkabi geliyorsa süper. Bir ara gelmiyorsu çünkü. Kalip nike ile ayni galiba.

      Sil
    2. Amazondan turkiyeye ayakkabi geliyorsa süper. Bir ara gelmiyorsu çünkü. Kalip nike ile ayni galiba.

      Sil