20 Mart 2015 Cuma

Forma Hikayeleri

1994

Yaz mevsimi. Balıkesir’in zenginleri yazlığa kaçmış. Sokaklar benim gibi serseri gençlere emanet. Günümüz; taş savaşı, inşaatların kiremitlerini kırma,  bakla tarlalarını yağmalama ve tabii ki futbol ile geçiyor. Mahallenin çoğu yazlıkta olduğundan, öğlen sıcağında dev gibi sahada teke tek maç yapıyoruz. Sağdan atıp soldan geçmeler, orta sahada şut çekmeler. Çirkin, seyir zevki düşük, bir hayli terli bir futbol müsabakası. Allahtan Amerika’da dünya kupası var. Maçlar gecenin geç saatlerinde. Bir gün mahallemizin “yazlığa gidemeyen” ultra  fakir gençlerinden biri, sabahın köründe elinde top sapsarı tişörtle kapıma dayanmış, beni maça davet ediyor. Gece yarısı Romario rüyasına girmiş belli. Üstündeki çirkin tişörte daha dikkatli bakıyorum. Arkadaş, fanilasını sarı pastel boya ile boyamak suretiyle Brezilya formasına çevirmiş.  Kabiliyetsizce taklit etmeye çalıştığı Brezilya federasyonu logosu midemi bulandırsa da sırt kısmında “Romario” yazısını görünce fikrim değişiyor. “Ben de istiyorum”



Brezilya fanilalı çocuk gibi tüm atleti pastelle boyamamak için, beyaz renkli bir forma tercih ediyorum. Tahmin edeceğiniz üzere Almanya formasını. Fakat küçük bir sorun var. Üst kısmındaki baklava desenler pek karmaşık. Detaylı bir işçilik gerektiriyor. Bu yüzden ilk başta baklava desenlerin eskizini çiziyorum. Dört beş atlet heba ettikten sonra az hatalı son çalışmamın içini siyah sarı ve kırmızı boya ile renklendiriyorum. Arka tarafta 18 numara ve kocaman bir Klinsmann yazısı. Sonuç pek göz alıcı değil. Hatta vasatın alında.

Bu da ellerimle çizdiğim formanın yıllar sonra Ebay'den aldığım deplasman versiyonu. Almanya, 94'te erken elendiğinden bu forma ile maça çıkmaları hiç nasip olmamıştı.

Ertesi gün güneş tam tepedeyken Brezilya fanilalı çocukla teke tek maç yapıyoruz. Kuru toprak zeminde incecik bacaklarımızla tozu dumana katıyoruz.  Yorulduğumuz vakit yan taraftaki tulumbada kafamızı yıkıyoruz. Güneşten tenimiz çoktan kapkara olmuş. Sırtımızda el yapımı formalar. Sahanın yamacında iki inek bir keçi otluyor. Hakiki bir üçüncü dünya ülkesi manzarası.


1993




Geçen hafta forma arşivimi kontrol ederken, Commodore 64 reklamlı Bayern forması ile beraber koleksiyonumun en nadide parçalarından 92-93 sezonu Fiorentina formasına denk geldim. Bu ürün, menekşe rengi dalgalı dokusu, bu dokuya enfes bir uyum gösteren dinamik bir Seven Up reklamı ve baklava dilimli logosuyla bana göre  gelmiş geçmiş en cesur, en sanatsal formalardan biridir. 


Adidas'ın Alman milli takımana yaptığı gibi, Lotto'da adeta bu rönesans şehrine kıyak geçmiştir. 90'lar, forma dizaynı konusunda  tüm zamanların en cesur ve yenilikçi dönemiydi. Dünyada adeta bir "forma rönesansı" yaşanıyordu. Tabii bu yenilikçi dönemi suistimal edip, modern sanat denemeleri yapan pek çok tasarımcı aşağıdaki gibi hilkat garibeleri dizaynlarla altın çağın çok hızlı bir şekilde çökmesine sebep oldu.

90'lar formalarında sürrealizm

Lotto, o yıl asıl bombasını ise Fiorentina'nın deplasman formasında patlatmıştı. 90'lı yıllar formaların rönesans dönemiyse, bu provokatif tasarım kesinlikle Davud'a tekabül ediyordu. Firma, zamanın ruhuna uygun cesur bir tasarımla, hareketli bir dokuya sahip, insanı  hipnotize eden bir ürün çıkarmıştı. Floransa sezona üç sarışın Batistuta, Effenberg ve Laudrup gibi bomba transferlerle hızlı bir giriş yapmıştı. Film yapımcısı, televizyon kanalı sahibi ve klüp başkanı Floransa'nın "yeni Medicisi" Cecchi Gori, şampiyonluk için hiçbir masraftan kaçınmamıştı. Bu rüzgarla  bir ara ikinci sıraya kadar yükseldiler.


Panini çıkartmalarında üç sarışınlar
Fakat dördüncü deplasman maçında bu hipnotize edici formada, gazetelerin "şaşı bak şaşır" ekindeki gibi gizli bir simge bulundu. Bir anda İtalyan medyasında fırtınalar koptu. Lotto, her ne kadar bunun bir optik yanılma olduğunu iddia etse de, formanın içinde bir düzine gamalı haç cirit atıyordu. İkinci Dünya Savaşı sırasında  faşist eğilimleri ülkece bilinen bir şehrin böyle bir tasarımla çıkmasını çoğu insan rastlantı olarak kabul etmedi. Ürün çabucak toplatıldı ( Neredeyse platine çalan saçı ve meymenetsiz suratıyla tam bir "nazi boy" olarak lanse edilen Effenberg'in bu formayla driplinge çıktığını düşünün. Bir de karşısında bekleyen Polonyalı savunma oyuncusunun psikolojisini). Yerine daha sade "nazi eğilimsiz" fakat bir o kadar sıkıcı bir formayla deplasman maçlarına çıktılar.

Skandal forma

Yeni deplasman forması Fiorentina'ya hiç uğurlu gelmedi. Başkan Cecchi Gori'nin takıma yersiz müdahaleleri yüzünden sezona üçüncü kez teknik direktör değişikliği ile devam eden takım, ligin son maçını 6-0 kazanmaktayken, 83. ve 85 dakikada gol yiyerek 1 averaj farkıyla 30 puanla küme düştü. Menekşeler (La Viola), 55 yıl sonra ilk defa küme düşüyordu ve halk sokağa döküldü. Bir sonraki sene Laudrup Milan'a kaçsa da Effenberg ve Batistuta büyük bir vefa gösterip  takımlarını Serie B'de yalnız bırakmadılar.

Skandal öncesi ve skandal sonrası deplasman forması

90ların Serie A'sında  forma reklamlarının her zaman yeme içme endüstrisinin tekelinde olduğunu biliyordum. Roma, makarna firması Barilla'yla; Napoli, çikolata devi Mars veya makarnacı Voilello  ile; Parma, Parmalat ile; Lazio konserveci Cirio ile işbirliği yapıyordu. Fakat arşivimi yasaklı formayla güçlendirme arzusuyla internette dolanırken, İtalyanların ne kadar pis boğaz olduklarını bir kez daha anladım. 90'larda  Serie A tartışmasız dünyanın en büyük ligiydi. Maradona, Klinssmann, Matthaeus, Gullit, Van Basten gibi dünyanın en büyük futbolcuları burada top koşturuyordu.


Bir zamanlar Serie A


 Marka değeri bu kadar yüksek  bir ligde herkesin önüne bir araba reklamı alması gerekirken bisküvi, makarna hatta peynir (Cagliari-pecorino sardi) reklamlarından geçilmemesi şaşırtıcıydı. Daha da şaşırtıcısı, yerel dondurma markalarının enflasyonuydu*. Milan'da  Motta, Fiorentina'da   Sammontana (94-95), Pescara'da  Gelati Gis (Aynı zamanda bisiklet takımı) sponsordu. Ayrıca diğer bir çok ürünle beraber dondurma da üreten Granarolo firması Bologna ile Danone ise Juventus ile işbirliği yapmıştı (Daha sonraları dondurma işine de giren Parmalat ve Mars'ı saymıyorum bile)


Çocuksu Fiorentina reklamları soldan sağa: Dondurma, oyuncak, atari. Gazoz ise reklamı yukarıda.

Bu ciddiyetsiz ortama mor formasıyla zaten yeterince katkı yapan Fiorentina, 91'de oyuncak sponsoruyla (Giochera) 92'de   gazoz  (7 Up), 94'te  dondurma(Gelati Sammontana), 97'de ise bilgisayar oyunu (Nintendo) ile çocuk futbol severlerin gönlünde taht kurmayı başarmıştı. Mor menekşeler üzerindeki ciddiyetsiz imajı 2000 yılında Toyota'ya geçerek atmış, sade tasarımıyla da forma rönesansına son noktayı koymuştu.

*80'lerde bu listeye Alaska Gelati ile Lecce'yi, Gelati Sammontana ile Empoli'yi; 70'lerde ise Gelati Sanson'un reklamını  şortlarına yazdıran Udinese'yi ekleyebiliriz.

6 yorum :

  1. türkiyedeki örneği için bakınız kahramanmaraşspor
    http://www.marassonhaber.com/spor/1422--alpedo-dondurma-forma-sponsoru-oldu-.html

    YanıtlaSil
  2. pleasure island hangi takım :) 90larda forma ronesansı cok dogru, türkiyede de ilk gs koseçkili takımda baya değişik bi forma giymişti yanlış hatırlamıyorsam,, milli takımın da klasik bantlı formayı terkettiği donemler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Southampton. Gs nin o formasina bayılırdım. Kıymetini bilemediler. Adec saat reklamı vardı önünde


      Sil
    2. Bu arada Parmada da 91 sezonunda ayni forma varmıs. Sponsor yine umbro. Bir Fenerli olarak alınabilir

      Sil
  3. Abi hangi mahalledeydin.Ben Gümüşçeşmeden Bahçelievlere taşınmıştım o sene.Seni bi yerlerden tanıyor gibiyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben Paşaalanı mahallesi. O zamanlar yeni mahalle olmuştu. Varoş bizimkisi ☺

      Sil