3 Ağustos 2015 Pazartesi

Elias Petropoulos - Rebetika: Yunan Yeraltı Dünyası Şarkıları Bölüm 2

Elias Petropoulos'un Rebetiko kitabının korsan çevirisinin tefrika halinde yayınlanmasına kaldığımız yerden devam ediyoruz. Elias Petropoulos hakkındaki tanıtıcı yazı ve 1. bölüm için tıklayınız.
                                                      
  ###



“Rebetis” isyan (rebel) eden ya da ehlileştirilemeyen demektir. Burjuva ise bu kavramı gangster anlamına gelen alitis ile eşanlamlı andı. Rebetis kelimesinin kökenleri hakkında kesin bilgilere sahip değiliz. Stathis Gauntlett iddia edilen etimolojik türetmelere en iyi açıklamayı getirmektedir[8]. Yunanca tsiribasis sözcüğü Türkçe çeribaşı’ndan gelmektedir. Çeribaşı bir takım atın başı ya da, daha sonraları sultanın baş seyisi anlamına geliyordu. Bu kelime sonradan kabadayıların yerel liderlerini ima etmeye başladı. Yüz yıl kadar önce, 1880ler ve 1890 arasında Yunanistan’da rebetler doruk noktasındaydılar.

1890ların kuçavakilerinin (κουτσαβάκης)[9] genel portresi aşağıdaki gibiydi:

Görünüş: Kuçavos uzun ve inceydi. Göbekten eser yoktu. Briyantinlenmiş parlak saçları vardı. Saç şekline gelindiğinde ise, saçı ayırmak de rigueur’·dü, saçlarının perçemi gözünün üzerine düşerdi. Rebet konuştuğu insanı görebilmek için, tipik bir hareketle perçemini düzeltirdi. Bıyıkları cilalı ve yataydı. Rebetler yüzlerindeki benleri boyarlardı, ayrıca bu benlerin üzerinde çıkan tüylere de dokunmayarak, bene gerçeklik kazandırmaya çalışırlardı. Gözlerine de far çekerek bu etkiyi kuvvetlendirirlerdi. Kuçavos yengeçvari yampiri yampiri, öne doğru eğik, sol omzu yukarıda ve sadece sağ kolunu hareket ettirerek yürürdü. Bakışları sert ve tehditkar, sesi ise yüklüce esrar içmekten boğuktu. Vücudunun her tarafında saklı dövmeleri vardı. Bir tane de elinin üstünde ufak bir dövme bulunurdu.

Giyim: Kurdelası (klipsi, χλίψη) ve kendisi siyah olan bir republika (fötr) şapka, ya öldürülen bir arkadaşları için ağıt ya da yakın zamanda öldürülecek bir düşman için işaret anlamına geliyordu. Fildişi düğmelerden siyah bir ceket, süvariler gibi sol omzun üzerine atılırdı. Ceket ne zaman olağan şekilde giyilse, düğmeler asla iliklenmezdi. Şeritli ya da geniş gösterişli ekose pantolonlar paçaya indikçe daralırdı. Pantolon düğmeleri o kadar dardı ki, rebetler düğmeyi takmak için ayakkabı için kullanılan kerataya, çıkarmak için de sabunlamaya ihtiyaç olduğunu söylerlerdi. İstanbul kabadayılarının yaptığı biçimde, rebetler içine diktikleri kırmızı kadifeyi gösterebilmek için pantolonlarının paçasını genellikle açık bırakılırdı.
Yunan Karagöz'ündeki rebet figürü Stavrakas ve giyim kuşamı
Karagöz oyununda Stavrakas elinde tespihi ve baglamasıyla perdeye çıkıyor, dansını yapıp, şarkısını söylüyor.

Rebetlerin hasapikes adı verilen sarı gömleklere ve kırmızı kravatlara ayrı bir ilgisi vardı. Yirmibirinci yüzyılın başında, papyonları ve boyunlukları burjuvazinin fuzuli akseseuvarları olarak görerek uzak durmuşlardı. 1900 civarlarında İzmir’de, uyanık olanlar kravatlarını çıkarıp ceketlerinin sağ omzunun altına saklıyor, böylece de hali vakti yerinde gibi görünmeyip arkadaşlarının dalga geçmesinin önüne geçiyorlardı.

Rebet, belinin üzerine, yeleğinin hemen altına yarı saklı zonari (ζωνάρι) denilen kuşak giyerdi. Bu kuşak kendine has bir şekilde sarılırdı ve hem cep hem de silah saklama yeri olarak kullanılırdı. Bir yanı yere salınırdı. Zonarinin salınan ucuna ayakla basmak bir kavgaya davet anlamına geliyordu. Bu belası eksik olmayanlar, epeyce yüksek topuklu ayakkabıları severlerdi. Onların gözünde, topuğunda bir farenin geçebileceği kadar boşluk olan ayakkabılar makbul sayılırdı. Rebetin giyimi, zonarinin kıvrımlarına plilenmiş ya da ceket cebine asılı leylak rengi bir mendille tamamlanır. Hava sıcak olduğunda ise, Bastille’in Apaçileri[10] gibi boyunlukları ile enseleri arasına krem renkli mendil koyarlardı. Zonari doğuya özgü giyimin son kalan öğesiydi. Zaman geçtikçe, rebetlerin giyimi sadeleşti.
Rebetlerin yaşadığı semtlerden, Psiri meydanı
Silahlar: Her ne kadar rebetler Avrupa tarzı giyinseler de, zonarilerindeki silahları ve mendil, çakmak (τσακμάκι), tütün kesesi ve tespih gibi bir çok eril tefferruatı korudular. Zonarisi genellikle silahlarını sakladığı yerdi. Kişisel silahları bir hançerden, daha sonra yerini revolvere bırakacak  çift namlulu tabancaya kadar değişiklik gösterirdi. Sultanın cinayetler üzerine aşırı sinirli olmasından ötürü ve silah denetiminden dolayı İstanbul kabadayıları silah taşımaktan kaçınırdı. Her neyse, silahlar gürültü çıkarırdı. Rebetler ise çift kenarlı bıçakları ve küçük hançerlerin sessizliğini tercih ederdi.
Bir rebet ne zaman ki rakiplerini gülünç duruma sokmak istese, onları ardından kovalar ve bıçaklarıyla kaba etlerine kesik açardı. Fakat,  birini gerçekten öldürmek istese, çift taraflı bıçağını düşmanının karnına saplar ve bıçağa büklüm verirdi. Daha sonra, kana bulanmış bıçağı dışarı çeker ve ucunu yalardı. Daha başka durumlarda, eğilerek kurbanının kulağını ısırır veya bir gözünü soğururdu. Bu  ürkütücü adetler  halk deyişlerinde ve atasözlerinde  kendilerine yer bulmuşlardır.
Psiri'de bir kahvehane
Rebetler aynı zamanda, bıçaklarını gücünün koreografisinin bir parçası olarak kullanırlardı. Hapishanede, otoritesini meşrulaştırmak isteyen çeribaşı bıçağını yükseğe kaldırır ve hapishaneden dostlarının bıçağın altından geçmesini isterdi. Hakiki sıkı mangalar (μάγκας)[11]olan  varimangalar (βαρύμάγκας) yemek yerken hançerlerini bir çatal gibi kullanırlardı. Rebetler kaşık ve çorbadan nefret ederlerdi. (Bu arada Yunancada, candan yemek yiyenlere “eski çatal” anlamına gelen gero pirouni denilir.) Taverna da korku yaratmak isteyen bir rebet bıçağını masanın üstüne saplardı.
Zamanın modası,bıçağın üzerine ahlı vahlı maniler yazmakmış,1907
Rebetler chamomilo denilen eski stil tabancalar  (papatya-camomile- çayına ironik bir atıf) ve bunların daha modern bir versiyonu olan şarjörü kabzasında bulunan kufyolar  kullanırlardı. Bir diğer silahları (bu sefer öldürücü olmayan) ise sopaydı.Rebetlerin sopası baston gibi görünmekle beraber ondan çok daha tehlikeliydi. Genellikle bodur karadiken ağacından yapılır ve bir demir kadar serttir. Rebetler gösterişlice sopalarını sol kollarına asarlardı. Sopayı sağ kola geçirmek bir kavganın geliyor olduğunu gösterir. Sırası gelmişken, mangourophoros (eli sopalı) terimi modern Yunanca’da sağcı politikacıların eli silahlı çeteleri için kullanılır.
Pire'nin meşhur kabadayıları Gikas Menidiatis ve Vangelis Vetoulis Sigkrou hapishanesindeyken, 1933.
Kavgalar: Kavgalar çoğunlukla geceleyin karanlıkta, yolların ötesinde gerçekleşir. Ne var ki, şehrin ortasında gündüz vakti adam öldürmek de duyulmamış şey değildir. Kavgalar hakiki Homeros tarzıyla, karşılıklı küfürleşerek başlar. Birisini henüz uyarmadan öldürmek kalleşlik olarak addedilir. Kavganın da kendine özgü bir adabı vardır. Hasımlar ortaçağdaki kılıç dövüşü gibi, bir siper gibi ceketlerini sol kollarına dolarlar. Bu tampon sipere kavaca (καβάτζα) denir. Günümüz argosunda, kavaca daha sonra kullanılmak üzere muhafaza edilen anlamına gelmektedir. Hiç bir üçüncü kimsenin birbirlerine bıçaklarını çeken mangaları ayırma hakkı yoktur.
David Prudhomme'un Rembetiko isimli çizgi romanından
Hapishanede, yazılı olmayan bu kanunlardan haberi olmayan, kavga edenleri ayırmaya çalışan kimselerin kaderi bıçaklanmaktır. Hapishanede, bıçaklar için kullanılan jiletler yatak demiri, tava vb.  şeylerden dönüştürülerek elde edilir. Dışarıdaki dünyada, rebetlerin çift kenarlı bıçakları kabartmalarla işlenir ve sapları kara boynuz, fildişi, yusuri (kara mercan) veya iyi şans getirdiğine inanılan yabani tavşan ayağından yapılırdı.
###
Devam edecek.....

[8] Stathis Gauntlett, Rebetika. Carmina Graeciae Recentioris. A Contribution to the Definition of the Term  and Genre (Rebetika. Carmina Graeciae Recentioris: Kavramın ve Janrın Tanımına Katkı) ve   Rebetiko tragoudi through Detailed Analysis of its Verses and the Evolution of its Performance (Dizelerinin Ayrıntılı Analizi Yoluyla Rebetiko Şarkıları ve İcrasının Geçirdiği Evrim), Denise Harvey, Athens 1985. ‘Rebetis’  in bazı tanımları için kitabın giriş bölümüne bakın (s.16-17)
[9] Bkz. Not 3
· “de rigueur” kelimesi bir moda ya da protokoldan dolayı, kuralla belirtilmese de zaruri olan şeyi ifade etmek için kullanılır. (ç.n.)
[10] 19. yy’ın sonlarına doğru Paris’in Bastille alanında bir sürü suçlu olayların yaşandığı-hırsızlık, uyuşturucu, fuhuş- alt-sınıflardan oluşan büyükçe bir cemaat vardı. Bahsi geçen bu alanın ‘Apaçiler’i tipik bir gömlek, pantolon, kemer ve atkıdan oluşan tarz yarattı. Hayat biçimleri bir çok  büyük şarkı, tiyatro ve ikonografi geleneğinde övülür.  
[11] Bkz. Not 3
· Ters-argo (back-slang) herhangi bir kelimeyi tersten yazmak veya okumak anlamına gelmektedir. Ör: bıçak-kaçıb gibi. (ç.n.)

· Katolik olan Trappist keşişlerin konuşmayı bile meneden çok sıkı kuralları vardır. (ç.n.)

3 yorum :

  1. Tam Pan Kitap'a gore bir ceviri.
    http://www.pankitap.com/dukkan.html

    YanıtlaSil
  2. Okuması çok keyifli bir çeviri olmuş,düşüncenize sağlık

    YanıtlaSil