18 Ağustos 2015 Salı

Midilli’nin Geleneksel Müziği ve Dansları - 1. Bölüm

Bu sefer de Midilli’nin geleneksel müziklerini ve danslarını anlatmayı kendime iş edindim. Midilli’nin türkülerinden, danslarından, müzisyenlerinden ve çalınan enstrümanlardan bahsedeceğim bu yazı dizisinde önce bir tarihi ve kültürel arkaplanı çizelim sonra büyük resmi görürüz, gerekirse de üst aklın büyük oyununu birlikte bozarız.

Midilli adası önemli bir ticaret merkezi ve geçiş noktası olduğu için oradan buradan birçok etkiye maruz kaldığından, zengin bir geleneksel müziğe sahiptir. Ada türkülerinin yanı sıra dışarıdan gelen bir çok farklı türde müzik de ada müziğine adapte edilmiştir. Bu çeşitliliğe yol açan belli başlı sebepler ise şunlardır. 1839’daki Tanzimat ve 1856’daki Islahat fermanlarıyla azınlıklar üzerinde uygulanan eşitsizlikler hafifleyerek  Midilli’de hızlı bir toplumsal değişime, ekonomik ve kültürel gelişmeye yol açıyor. Daha sonra, 19.yy’ın ikinci yarısından itibaren ise zeytinyağı ve yan ürünü olan sabun üretimi ve ticaretindeki artışla gelen zenginlik Avrupai hayat tarzının, müzik ve dansların benimsenmesine sebep oluyor. Bir diğeri ise zamanının en kozmopolit şehri olan İzmir’e yakınlık ve İzmir'le kurulan kültürel ve ticari bağlar. Ve nihayet mübadeleyle Anadolu’dan gelen göçmenler de müziğin zenginleşmesine katkıda bulunuyorlar.
20.yy başında Midilli liman bölgesi
20.yy başında Midilli
19. yy’ın sonundan itibaren zeytinyağı ve sabun ticaretiyle zenginleşen Midillliler büyük konaklarda oturmaya, Avrupai tarzda eğlenmeye ve müzik dinlemeye başlıyorlar. 1927 yılında sadece Mitilini kasabasında  vals, tango, fokstrot gibi dansların öğretildiği 7 okul varmış. Yine 1920lerde Midilli’de piyanonun eşlik ettiği sessiz filmler gösteren bir sinema dahi varmış. Opera grupları, turne yapan müzik grupları, kulüplerde partiler, özel müzik dersleri gündelik hayatın parçası olmuş. Böylece daha çok üst sınıftakiler için öncekinden farklı bir şehirli müzikal kültür gelişiyor.


Bu avrupalılaşmaya karşılık olarak ise mübadillerin gelişi Midilli müziğine eskisinden daha fazla Anadolu etkisinin girmesine sebep oluyor. Anadolu’yla etkileşim daha önceden de var, ancak Yunanlıların Küçük Asya felaketi olarak nitelendirdikleri olayın ardından mübadeleyle gelenler orta ve alt sınıflarla daha çok kaynaşıyorlar. Bir çok türkü, ya olduğu gibi ya da hafif değişiklikler göstererek geleneksel müziğe adapte ediliyor. Mübadillerin Anadolu’dan getirdikleri şarkılar yunan alt ve orta sınıfında kendine yer buluyor. Bu bakımdan Atina’nın Pire limanı ve çevresinde yaşayan alt sınıfların bir müziği olarak ortaya çıkan Rebetiko müziğindeki İzmir etkisiyle paralellik gösterir. İzmir sayesinde türkçe, sefardice ve ermenice halk türkülerinin yanı sıra, fransızca ve italyanca operet eserleri de Midilli müziğine dahil olmuş.


Diğer yandan, geleneksel müziğin zenginliği konusunda Midilli Baharı diye adlandırılan dönemden de kısaca bahsetmek gerekir. 1922-1935 yılları arasında Stratis Myrivilis, İlias Venezis ve Dimitrios Vernaradakis gibi yazar ve akademisyenlerin öncülük ettiği bu akım, yerel kültürün önemine ve değerine dikkat çekerek, kültür öğelerinin korunması ve kaybolmaması amacını gütmüş. Sanat eleştirmeni Stratis Eleftheriades’in Midillili halk ressamı Theofilos’u keşfi ve onu tanıtması bir örnek olarak verilebilir.
Theofilos'un bir tablosu
Bu kadar tanıtıcı bilgi bir kenarda bulunsun, biraz da geleneksel müziklerden örnekler dinleyerek, anlatmaya devam edeyim. İlk olarak adanın en popüler türküsü ta ksila (odunlar) dan başlayayım. 


Tanburi Cemil Bey’in Çeçen Kızı eserinin bir adaptasyonu olan ta ksila, Midilli’de balo tarzında bir oyun havası olarak çalınır ve oynanır. Esasen, buhar gücüyle çalışan zeytinyağı fabrikasının yapımı için omuzlarda taşınan büyük kütükleri taşımada kolaylık sağlasın diye yürürken çalınan bir havaymış. Ama aynı zamanda Osman Paşa havası ya da Plomari yöresinde Kürdiko diye de bilinir.
Tanburi Cemil Bey
Bir diğer eser ise Horhor Aga olsun. 

Müzikleri Dikran Çuhacıyan’a ait ilk kez 1876’da Operahane-i Osman tarafından sahnelenen Leblebici Horhor Ağa operetinden adapte edilen Horhor Aga’da yine Midilli geleneksel müziğinde kendine yer bulmuş. Dikran Çuhacıyan’ın en sevilen operetinde anlatılan Leblebici Horhor Ağa’nın, kızını kaçtığı aşığının elinden kurtarma çabaları ve düştüğü komik ve acınası durumlar Yunan halkı tarafından da sevilmiş ve benimsenmiş. Bengliyan’ın 66 kişilik topluluğu ve Yunan Operet Topluluğu tarafından Yunanistan’da 1883 yılında defalarca gösterilmiş ve o yazın hiti olmuş. O kadar sevilmiş ki, 1884 yılında Yunanistan'da roman olarak yayınlanmış. Daha sonra birçok Balkan ülkesinde, Mısır, Romanya, Almanya ve Fransa’da sahnelenmiş. Bu sırada yollarının Midilli’den de geçtiği anlaşılıyor.


Başka bir kaydı ise Cemal Ünlü'nün hazırladığı 'Geçmişten günümüze Türk müziği' isimli derlemede bulunan 'Bir operettir yaşamak' adlı albümde bulunuyor. Ancak internette bu kaydı bulamadığımdan sadece referansını verebiliyorum.

Devamı gelecek. Bu yazı burada bitmez!

2 yorum :

  1. Midilli danslarını nasıl öğrenebilirim? Bu danslar içinde komün olarak değil de bireysel olarak icra edilen de var mıdır?

    YanıtlaSil
  2. Bir hayli var. Bir Midilliliden öğrenmelisiniz.

    YanıtlaSil