28 Eylül 2017 Perşembe

20.yy'ın başında Amerika'da Rebetiko Müziği - 3. Bölüm

20.yy'ın başında Amerika'da Rebetiko müziğini anlattığımız yazı dizisine tüm hızımızla devam ediyoruz, dermişim ama aylar oldu tık yoktu, nihayet geri dönebildik. Mevzunun arkaplanını anlattığım 1.bölüm, ve ilk kayıtları yapan müzisyen ve şarkıcıları anlattığım 2. bölümden sonra, bu bölümde de müzisyen ve şarkıcıları tanımaya devam edeceğiz.
Sizin için ortaya karışık bir Rum bir Yahudi ve bir Ermeni müzisyen hazırladım. Afiyet olsun.

Tarzına kurban Yannis Halkias nam-ı diğer Jack Gregory
Yannis Halkias 1898’de Yunanistan’da doğdu, ve 1909’da Amerika’ya göç ettikten sonra bir daha geri dönmedi. 1932’deki kaydı ‘minore tou teke’ yani ‘tekke minörü’ buzuki ile yapılan ilk kayıt olmasının yanı sıra hala daha en beğenilen rebetiko eserlerindendir.
Minore tou Teke (Tekke Minörü)

Buzuki öğrenmesini ve rebet ortamlarına girmesini babası istemese de amcası sayesinde mangasları ve onların dünyasını tanıma fırsatı buldu. Ancak bu sebeple de ömrü cepçilikle, ufak tefek hırsızlıklarla, karaborsacılık, avantacılıkla ve polisten savuşmakla geçti. 1940’larda FBI başlarına ekşiyince bu karlı işleri bırakmaya karar verdi ve ortağından ayrılarak bir kumar ve esrar tekkesi açtı. Mekanında, nargile hazırladı, yemekleri yaptı ve buzukisini çaldı. Aynı zamanda usta bir üçkağıtçı kumarbaz olduğundan, kumarını da eksik etmedi. Meşhur New York Polis Departmanı’ndan birilerine de basılmamak için rüşveti önden hazır etti. Bu sayede, New York’un göbeğinde kendi krallığını ilan etti. Yasalarla pek alakası olmayan Halkias, bir mangas gibi yaşayarak, kaldırdığı tonla parayı eşine, dostuna çevresine yedirdi. Helali hoş olsun.  
Buzukideki ustalığını gösterdiği eserlerinden Trikouverto

&

Madam Victoria Hazan
Sefarad Yahudi bir aileden gelen Victoria Hazan, 1896’da Manisa’nın Salihli ilçesinde doğdu. 1915 yılında önce İzmir’e, oradan da 1920’de New York’a göç etti. Genelde kanun, ud ve kemandan oluşan bir orkestrayla alaturka ya da kafe aman tarzında şarkılar söyledi.
Ladino dilinde Makber olur mu demeyin, oluyor!
Çok meraklısı olmadığından kayıt yapmaktan uzak durdu ancak sonra Metropolitan ve Kalliphon şirketleriyle Türkçe, Ladino ve Yunanca şarkılar söylediği bir kaç kayıt yaptı. Marko Melkon'la birlikte söyledikleri, Yunancası da olan Değirmenci yine sevdiğim eserlerdendir. 1995 yılında 100.yaşgününü göremeden vefat etti.




                                      &
Marko Melkon
1895 yılında doğan Markos Melkon Alemşaryan, İzmirli olduğundan Rumcasına güvenerek 18’inden sonra Atina’ya gidip tavernalarda çalmaya başladı. Ardından, 1921’de müzisyen arkadaşı Achilleas Poulos’la birlikte Amerika’ya gitti. 
Amerika’daki müzik hayatı gayet hızlı başladı. Otantik tarzından dolayı Yunan müzik ortamlarında kimse onun Yunan olmadığını anlamadı bile.  Kazandığı parayla da Türkiye’deki ailesini önce Atina’ya oradan da Amerika’ya aldırdı. 1928’de evlenmek için Yunanistan’a geri dönüp, bir hafta içinde, Selanik’te kendisi gibi bir İzmir Ermenisi olan Azad Karnugyan ile evlendi.

Önce bir müzik kayıt stüdyosu açtı, Amerika’da ekonomik bunalım yaşanınca kepenkleri indirip, New York’a, tavernalara geri döndü. İlk kaydı ‘oğlan oğlan’  müzik piyasalarını kasıp kavurdu.

Ermeni cemaatinin yazlık mekanları, New York’un Yunan ve Orta Doğulularının takıldığı tavernalar, Boston’u, Chicago’su derken göbek attırmadık kişi bırakmadı. Ermenice, Yunanca ve Türkçe söyleyebildiğinden repertuvarı da geniş, müdavimlerinin isimlerini, en çok hangi şarkıyı  sevdiklerini bildiğinden ortamın nabzina göre şekeri verip milleti hop hop oynatmayı gayet iyi bildi.
Yaklaşık ikiyüz kayıtta çaldı, elli altısında söyledi ve nihayetinde 1963 yılında kalp krizinden vefat etti.

Bu notlar Marko Melkon’un kızı Roza Hagopian-Mozian-Alemsharian’ın babasını anlattığı bir yazıdan kısaltılmıştır. Biraz arama yaparken bir de bu yazının Türkçe çevirisi olan ancak başlığın altında ‘Sevag Beşiktaşlıyan Marko Melkon’u yazdı’ diye belirtilen Agos’ta yayınlanmış bir yazıya rastladım. İlgilenenler için makalenin linki burada.


BONUS
Yazı dizisinde bahsi geçen ortamların havasını biraz olsun solumak için, New York'ta çekilmiş 1961 yapımı Dark Odyssey filmine bir göz atalım. Buradaki mekan, işte bu anlatılan müzisyenlerin bir çoğunun da çaldığı Port Said isimli gece kulübüdür.
  

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder