11 Mart 2017 Cumartesi

Elias Petropoulos - Rebetika: Yunan Yeraltı Dünyası Şarkıları Bölüm 8

8. Bölümde rebetiko şarkılarının konu ve içerikleri hakkında bilgiler yer alıyor. Yazar Petropoulos hakkındaki tanıtıcı yazıya, ve kitabın birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci bölümlerine linkleri tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Her ne kadar rebetiko şarkılarını yirmi kategoriye ayırmam açıklayıcı olsa da, bu şarkıların üzerine bir kaç laf daha etmem daha iyi olacaktır.


Esrarkeş Yanni

Gönül ilişkileri ve ayrılık üzerine yapılan şarkılar aşktan bahseder. Bize kadar gelen rebetika şarkılarının hemen hemen yarısı bu iki kategori içindedir. Diğer grup ise, yeraltı dünyası, esrar, hapishane, taverna ve kavgalarla ilgilidir. Keder, yakınma ve melankoli üzerine şarkılar protest olarak da adlandırılabilir, ancak rebetin protestosu sessizdir- belirsiz ve yönsüzdür. Rebetler asla toplumun kurumlarına saldırmak gibi bir maceraya girişmediler, onların saldırganlığı sadece polis üzerineydi.


Kostas Katsaros söylüyor, Verem oldum anne 

Yoksulluk ve iş üzerine şarkılar da birçok ortaklık gösterir. Buna karşın, işle ilgili çok az şarkı vardır. Hastalıkla ilgili şarkıların hepsinde zamanında binlercesini ölüme götüren bu musibet verem hastalığına atıf vardır. Bu yüzden veremle ilgili şarkılar sonrasında bizi Kharon ve Hades’le ilgili şarkılara götürür. Kharon’un ölüleri taşıyıp yeraltı dünyasına, Hades’e götürdüğü imgeler vardır. Çağdaş Yunanlılar, hristiyanlığın bütün  terbiyesine rağmen cennet veya cehennem konusunda bağnaz inançlı değillerdir. Ve halk türkülerinde, sadece Hades’e yer vardır.


Hades'deki beş Yunanlıyı anlatan Pende Ellines ston Adi şarkısı 

Belirgin biçimde bir çok şarkıda anne figürü yer alır, oysa şarkıların hiç birinde babaya yer yoktur. Psikanalitik klişelerden sakınacağım ve sadece rebetlerin anneye yönelik tek taraflı saplantının açıklamasını bilmediğimi söylemekle yetineceğim. Ne zaman ki şarkıcı bir şarkıda annesi ve sevgilisinden aynı anda bahsetse, öncelik kesinlikle hep annenindir. 


Ah mana mou!

Sıla şarkıları Yunan diasporasının geniş içeriğinden ortaya çıkan kederlerini anlatır.“Hayallerle ilgili ve egzotik şarkılarda tam manasıyla haremler, paşalar, hamamlar, odalıklar, Mısırlı deve kızlar, Tunuslu Araplar, Hintli prensler, İstanbul’un pazarları ve bunun gibilerin geçiti vardır. Bir şarkıda Monte Carlo’daki bir gazinonun açılışı, diğerinde ise (hiç sahil şeridi olmayan) Paraguay’daki bir plajdan bahsedilir.

Paraguay sahillerinde bekliyorum

Stellakis Perpiniadis Fas'tan bir prenses isterim diyor.

Ufak dertler üzerine şarkılar kişisel olaylardan bahseder (örneğin, birinin tespihini kaybetmesi üzerine). Gündelik hayat üzerine şarkılar bir çok küçük, mahalli olaylardan bahseder (örneğin, çocukların sokaktaki bir sarhoşa eziyet etmeleri). Diğerleri, Selanik, Pire gibi farklı farklı şehirleri över. Az sayıda şarkı da savaş ve askerlik üzerinedir. Son olarak, rebetlerin leventialarını (λεβεντιά, erkeksi özellikleri) öven bir çok şarkı da vardır.



Güzel Selanik

Şarkı sözleri, rebetikanın içeriğinin üç temel öğesinden sadece birisidir. Diğerleri ise, müzik ve danstır. Son yıllarda müzikle ilgili olarak çok sınırlı sayıda çalışma yapılageldi, ama onlar da çoğunlukla Atina’nın tanınmış milliyetçileri tarafından yazılmış yapay ve ırkçı eğilimli çalışmalardı. Rebetiko müziği hala Béla Bartók’unu bekliyor. Rebetiko müziğinin mısra düzenleriyle ilgili henüz daha tek bir çalışma dahi yapılmadı. Neyse ki, Stathis Gauntlett kendi kitabında [15] rebetiko şarkılarındaki ozanlıktan geniş ölçüde bahsetti. Bir diğer araştırmacı, Yunan asıllı Amerikalı Ted Petrides (1980’lerde vefat etti) rebetlerin temel dansları üzerine bize özlü bir eser bıraktı[16].


Stratos Pagioumtzis Seni doğuran anaya kurban 


Rebetiko şiirlerinin ölçüsü oldukça basitti. Bir çok şarkı geleneksel ikiye bölünmüş onbeş-heceli mısra düzenine göre yazıldı. Rebetiko şarkısının bir kıtası kafiyeli, onbeş heceli iki mısradan oluşur. Bu yüzden rebetiko şarkılarının beyit düzenleri hakkında pek bilgili olmayan araştırmacı ve gazeteciler,  şarkıları dört dize olarak görürler. Doğal olarak, farklı mısra düzenlerine sahip rebetiko şarkıları da vardı (sekiz heceli, oniki heceli vs.) ancak bunların hepsi kafiyeliydi. Kafiyesi olmayan sadece bir şarkı biliyorum, o da zaten bir sahte-rebetiko şarkısı.


Biri kafiye mi dedi?


Rebetiko şarkıları, halk türkülerinin biçimlerine, adaların aşk şarkılarının beyit düzenlerine, Yannina’nın mısra düzenlerine ve İzmir’in halk şarkılarına bir çok şey borçludur. Ondokuzuncu yüzyılın eski murmurikası daldan dala atlayan, bitmeyen dizelere sahip, hikayesiz ve nakaratsızdı (nakarat ancak İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa canzonetta·sı sayesinde rebetikoya girdi). Birbirinin ardı sıra rebetler tarafından kısık sesle söyleniyordu. Ne zaman rebetler esrar içmek için bir araya gelse, tekkelerde veya hapishanelerde söyleniyordu. Sessizce ve müziğin ezgisine kendilerini ayarlayarak herkes birer beyit söylerdi (her kim o sırada sözleri hatırlarsa). Bu yüzden, murmurika sıklıkla bir gerçeküstü tablo ya da yama izlenimi veriyordu. Diğer tarafta ise, meşhur bestekar-ozanların döneminin İzmir rebetikosunda anlatılan bir senaryo ve  hikaye vardı. Aynı zamanda, rebetiko üç veya dört dizeli, sıklıkla nakaratlı sabit bir şiirsel biçim aldı. Bunun sebebi ise, 78 rpm’lik kayıtların yaptığı devrimdi. Bu devrimle şarkıların süresi üç dakika yirmi saniye ile sınırlandırılıyor ve murmurikanın sınırsız uzunluğuna bir sınır konuluyordu.

Bu şarkı burada bitmez. Devamı gelecek...


15] Stathis Gauntlett, Rebetika. Carmina Graeciae Recentioris. A Contribution to the Definition of the Term  and Genre (Rebetika. Carmina Graeciae Recentioris: Kavramın ve Janrın Tanımına Katkı) ve   Rebetiko tragoudi through Detailed Analysis of its Verses and the Evolution of its Performance (Dizelerinin Ayrıntılı Analizi Yoluyla Rebetiko Şarkıları ve İcrasının Geçirdiği Evrim), Denise Harvey, Athens 1985. 
[16] Ted Petrides, Greek Dances: Thirteen Dances of Mainland Greece, the Islands and Crete (Yunan Dansları:Yunan Anakarası, Adalar ve Girit’in On Üç Dansı), Bosphorus Books, Atina, 1994.